170 Yıllık Gelenek, Doğal Tahin Üretimiyle Yeniden Hayat Buldu

Şırnak'ın Kumçatı beldesinde, yaklaşık 170 yıl önce kurulan ve tamamen su gücüyle çalışan tarihi bir su değirmeni, KOSGEB desteğiyle restore edilerek yeniden üretime geçti. Elektrik ve modern makine kullanmadan, geleneksel yöntemlerle doğal tahin üreten bu işletme, Türkiye'nin dört bir yanından ve Avrupa'dan gelen yoğun talepleri karşılamaya çalışıyor.

Tarihi Değirmen Yeniden Canlandı

1850 ile 1860 yılları arasında inşa edilen değirmen, modern dünyanın getirdiği teknolojik imkanlardan uzak kalarak varlığını sürdürmüştü. Ancak KOSGEB'in sağladığı destekle bu tarihi yapı, hem restore edildi hem de geleneksel üretim metodları korunarak coğrafi işaretli tahin üretimine ev sahipliği yapmaya başladı. Bu restorasyon, bölgenin kültürel mirasını koruma altına alırken, aynı zamanda ekonomik bir değer yaratmayı hedefliyor.

Geleneksel Yöntemlerle Üretilen Doğal Lezzet

İşletmede, susamların hasadından öğütülmesine kadar tüm süreçler, suyun harekete geçirdiği taşlar aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Elektrik veya herhangi bir katkı maddesi kullanılmadan, %100 doğal tahin elde ediliyor. Bu üretim şekli, günümüzdeki pek çok gıda ürününde rastlanmayan bir saflık ve doğallık sunuyor. İşletme sahibi Selahattin Demir, bu üretim biçiminin "geleneksel" olmaktan öte, "tamamen doğal" olduğunu vurguluyor.

Yoğun Talep Karşısında Üretim

Kumçatı beldesi, coğrafi işaretli susamı ve tahini ile biliniyor. Bu tarihi değirmende üretilen tahinin kalitesi ve doğallığı, kısa sürede büyük bir ilgi gördü. Türkiye'nin 81 ilinden gelen siparişlerin yanı sıra, Avrupa'dan da talepler alınıyor. İşletme, bu talepleri karşılamak için aralıksız olarak üretime devam ediyor. Bu durum, hem yerel ekonomiye katkı sağlıyor hem de Türk mutfağının eşsiz lezzetlerini dünyaya tanıtma potansiyeli taşıyor.

KOSGEB Desteğinin Rolü

KOSGEB Şırnak İl Müdürü Ömer Güngör, projenin hayata geçirilmesindeki desteklerini şöyle anlattı: "Girişimci, bize değirmenin restore edilerek faal hale getirilmesi isteğini iletti. KOSGEB olarak makine-demirbaş desteği, girişimcilik ve iş geliştirme programlarımızla bu projeye destek olabileceğimizizi belirttik. Kendileri de bu doğrultuda çalışmalara başlayıp başarıyla sonuçlandırdılar." Bu destek, geleneksel işletmelerin modern standartlarda rekabet edebilmesi için önemli bir örnek teşkil ediyor. Güngör, bu tür projelerin Gündem açısından da önemini vurguladı.

Sürdürülebilir ve Çevre Dostu Üretim

Değirmenin en dikkat çekici özelliklerinden biri, elektrik ve makineye bağımlı olmaması. Tamamen su gücüyle çalışan sistem, çevreye duyarlı bir üretim modeli sunuyor. Bu durum, günümüzdeki enerji krizleri ve çevre bilincinin arttığı bir dönemde oldukça değerli. İşletmeci Demir, "Bütün aşamalar geleneksel ve o kültüre bağlı olarak yapılıyor. Tamamen su ile çalışıyor değirmenlerimiz. Elektrik yok, makine yok," diyerek bu sürdürülebilirliğin altını çizdi.

Bu tarihi değirmenin yeniden canlanması, sadece bir gıda üretimi hikayesi değil, aynı zamanda kültürel mirasın korunması, yerel ekonominin desteklenmesi ve doğa dostu üretim yöntemlerinin ön plana çıkarılması açısından da büyük önem taşıyor. Taleplerin artmasıyla birlikte, bu eşsiz lezzetin daha geniş kitlelere ulaşması bekleniyor.

Editör Notu: 170 yıllık bir su değirmeninin KOSGEB desteğiyle restore edilerek, elektrik ve makine kullanmadan doğal tahin üretmesi, hem kültürel mirasın korunması hem de sürdürülebilir üretim açısından dikkat çekici bir başarı öyküsüdür.