AK Parti Sözcüsü Çelik'ten Önemli Açıklamalar: Terörle Mücadele ve Bölgesel İstikrar Vurgusu
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin Merkez Karar ve Yürütme Kurulu (MKYK) toplantısının ardından yaptığı açıklamalarda, Türkiye'nin iç ve dış politikadaki güncel konularına dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Dünyanın çeşitli krizlerle boğuştuğu bir dönemde, Türkiye'nin hassas bir denge gözeterek ilerlediğini belirten Çelik, özellikle terörle mücadele, bölgesel istikrar ve uluslararası ilişkilerdeki gelişmeler hakkında çarpıcı ifadeler kullandı.
Dünyanın Krizleri ve Türkiye'nin Duruşu
Çelik, mevcut küresel ortamın yoğun krizlerle dolu olduğunu vurgulayarak, bu durumun uluslararası ilişkilerde ve iç politikada büyük bir dikkat ve özen gerektirdiğini dile getirdi. MKYK'nın hem iç hem de dış politika gündemindeki gelişmeleri titizlikle değerlendirdiğini ifade etti. Toplantıda Dışişleri Bakanlığı ve Aile Bakanlığı'nın sunumlarının yanı sıra, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin çalışmaları da ele alındı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın toplantının açılışında, Gazze'deki son durumu ve yürüttüğü yoğun diplomasiyi MKYK üyeleriyle paylaştığını belirten Çelik, Suriye'deki gelişmeler hakkında da değerlendirmelerde bulunulduğunu aktardı. Ayrıca, partinin üst organlarına yönelik iç ve dış politikaya dair talimatların da iletildiği öğrenildi. Teşkilat Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen saha çalışmalarının da bu ay tamamlanmak üzere olduğu ve önümüzdeki aylarda da vatandaşlarla buluşma programlarının devam edeceği belirtildi.
Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge: Ayrılmaz Bir Bütün
Ömer Çelik, Türkiye'nin terörle mücadelesindeki kararlılığını yineledi. Terörsüz bir Türkiye'nin, ancak terörsüz bir bölge ile mümkün olabileceğini vurgulayan Çelik, bu iki kavramın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirtti. Terör örgütlerini meşrulaştırmaya yönelik girişimlere karşı sert bir dille eleştirilerde bulunan Çelik, bu tür yaklaşımların terör örgütlerinin kurduğu vesayet düzenlerini gizlemeye çalıştığını söyledi.
Suriye'deki durumun terörle mücadele açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Çelik, uzun süredir dile getirilen terör örgütlerinin alan kazanma ve diktatöryal vesayetler kurma girişimlerine karşı uyarılarını tekrarladı. Türkiye'nin, Suriye'de herkesin kazandığı, tüm etnik, mezhepsel ve dini grupların haklarının güvence altına alındığı bir modelin oluşması gerektiği yönündeki duruşunu yineledi. Esad rejimi dönemindeki baskıcı politikalardan sonra tüm Suriyelilerin ülkenin inşasında söz sahibi olması gerektiği vurgulandı.
PKK'nın Tüm Uzantılarıyla Feshedilmesi Çağrısı
Çelik, PKK'nın tüm şube, uzantı ve illegal yapılanmalarıyla birlikte kendini feshetmesi ve silah bırakması gerektiğini net bir dille ifade etti. Bu çağrının Suriye, Irak ve Avrupa'daki yapılanmaları da kapsadığını belirtti. Suriye'deki çözüm sürecinde kan dökülmemesi, Kürtlerin haklarının güvence altına alınması ve terör vesayetinden kurtulunması gerektiğini vurguladı. Bu bağlamda, Mardin'de 5 günlük eylem ve etkinlik yasağı gibi güvenlik önlemlerinin de bu hassasiyetin bir göstergesi olabileceği düşünülebilir.
10 Mart Mutabakatı'nın, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) içindeki terör unsurlarından arındırılması ve Suriye ordusuna entegre olması durumunda çatışmasız bir çözüm öngördüğünü hatırlatan Çelik, bu sürecin Suriye'nin birliğine zarar veren grupların ortadan kalkmasıyla mümkün olacağını belirtti. Tek Suriye, tek ordu ilkesine aykırı her türlü tutumun hem Türkiye hem de Suriye için bir milli güvenlik sorunu teşkil ettiğini vurguladı.
Suriye'de Kürtlerin Haklarının Güvence Altına Alınması
Çelik, Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad tarafından yayımlanan ve Kürtlerin haklarını, kimliklerini güvence altına alan kararnamenin sevindirici olduğunu belirtti. Bu kararnamenin, Suriye Kürtlerinin ülkenin ayrılmaz bir parçası olduğunu ve dillerinin, kültürlerinin koruma altında olduğunu açıkça gösterdiğini söyledi. Esad rejimi döneminde kimlikleri yok sayılan Kürtler için bu kararnamenin hukuki bir zemin oluşturduğunu vurguladı.
Orta Doğu'da kimlik ve mezhep çatışmalarının acı sonuçlar doğurduğuna dikkat çeken Çelik, bu kararnamenin çoğulculuğu benimseyen hukuki bir zeminin oluştuğunu gösterdiğini kaydetti. Kürt kardeşler için hukuki bir zeminin ortaya çıktığını ve bunun takibinin gerekliliğini ifade etti. Bu konudaki hassasiyetlerin Suriye yönetimiyle paylaşıldığını ve Şam yönetiminin de tek Suriye ilkesi etrafında bu konularda hassas olduğunu belirtti.
Avrupa'nın Norm Koyma Kabiliyetini Kaybetmesi ve Küresel Değişim
Çelik, Avrupa'nın insan hakları ve hukuk devleti normları konusunda norm koyma kabiliyetini kaybettiğini savundu. Neoliberal ekonomik düzenin sorunlarının artık kamuoyunda açıkça dile getirildiğini belirten Çelik, küresel dengelerin değiştiğini ve dünyanın "canavarlar zamanı" olarak tanımlanan bir döneme girdiğini söyledi. Gramsci'nin sözlerine atıfta bulunan Çelik, yeni düzenin mimari olabilmesi için yeterli entelektüel ve siyasi zeminin bulunmadığını ifade etti.
Küresel güneyin sesini daha güçlü duyurduğunu ve G20 gibi platformlarda dahi itirazların arttığını gözlemlediklerini belirten Çelik, dünyanın manyetik alanlarındaki değişimin siyasi alanlara da yansıdığını söyledi. Yapay zeka ve bunun işsizlik üzerindeki potansiyel etkilerine de değinen Çelik, insanlığın bu yeni duruma karşı kapsamlı stratejiler geliştirmesi gerektiğini vurguladı.
İran ve Gazze Konuları
İran konusunu yakından ve endişeyle takip ettiklerini belirten Çelik, İran'a yönelik herhangi bir dış müdahaleye karşı olduklarını açıkça ifade etti. Dış müdahalenin İran için ağır sonuçlar doğuracağını ve İran halkının iradesine saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı. İran'daki sorunların kardeş halkın kendi dinamikleriyle çözülmesi gerektiğini belirtti.
Gazze konusunun Türkiye'nin her zaman öncelikli gündemi olduğunu yineleyen Çelik, kurulan Gazze Kurulu'nun çalışmalarının MYK'da da ele alındığını ve yakından takip edileceğini söyledi. Filistin'in Filistinliler tarafından yönetilmesi gerektiğini ve bu iradeyi gölgeleyecek tutumlardan kaçınılması gerektiğini vurguladı. Kalıcı barışın tek yolunun ateşkesin kalıcı hale gelmesi ve 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devletinin kurulması olduğunu belirtti. Gazze'nin bir vatan olduğunu ve emlak gibi değerlendirilemeyeceğini sert bir dille ifade etti.
CHP'ye Yönelik Eleştiriler ve Müze Tartışması
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in Kobani'ye yapılan yardımlarla ilgili açıklamalarına sert tepki gösteren Çelik, bu konunun siyasi istismar malzemesi yapıldığını söyledi. Türkiye'nin Kobani'ye yaptığı insani yardımların devam edeceğini ve Suriyeli Kürtlerin yanında olacaklarını belirtti. Ayrıca, Cumhurbaşkanı Erdoğan adına müze yapılacağı iddialarına da yanıt veren Çelik, bunun kişisel bir müze olmadığını, Cumhurbaşkanlığı Millî Saraylar'a bağlı olarak devletin kurumsal hafızasını yaşatmak amacıyla yapıldığını açıkladı. Atatürk, Celal Bayar ve Süleyman Demirel gibi önceki cumhurbaşkanları adına da müzeler bulunduğunu hatırlattı.
DEM Parti yöneticilerinin Türkiye'nin teröre karşı tutumunu sorgulayan iddialarına da yanıt veren Çelik, bu tür söylemlerin örgüt argümanlarının tekrarından ibaret olduğunu ve siyasi bir nitelik taşımadığını belirtti. Kürt sivillerin öldürülmesine göz yumulduğu iddiasını ise ahlak dışı bir yaklaşım olarak niteledi. Suriye'de Kürtlerin, Türkmenlerin ve Arapların kazanımlarının sevindirici olduğunu ve bu kazanımların korunacağını vurguladı.
İsrail Basınındaki İddialar ve Kırmızı Çizgi İhlali
İsrail basınında yer alan, Bilal Erdoğan dahil 29 Türk vatandaşının ülkeye girişinin yasaklanacağı yönündeki iddiaları değerlendiren Çelik, bunun önemsiz olduğunu belirtti. Netanyahu hükümetinin soykırımcı politikalarının İsrail halkının güvenliğini tehdit ettiğini söyledi. Katil bir hükümetin övdüğü kişiler olmaktan korkmak gerektiğini, onların yasakladığı kişiler olmanın ise bir şeref madalyası olduğunu ifade etti.
DEM Parti heyetinin ziyaretleri ve siyasi parti liderleriyle görüşme kararlarına değinen Çelik, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Sayın Devlet Bahçeli'ye yönelik kullanılan ifadeleri lanetledi. Bu isimlerin hukukunun korunmasının kırmızı çizgileri olduğunu ve bu çizginin açıkça ihlal edildiğini belirtti. Kürtlere sahip çıkma söylemi altında terör örgütlerine sahip çıkanların bu tür ifadelerle hedef almasının en büyük Kürt düşmanlığı olduğunu söyledi.
İBB Kreş Soruşturması ve Güçlü Denetim Mekanizmaları
İstanbul Eyüp Sultan'da bir İBB kreşinde yaşanan çocuk istismarı iddialarına da değinen Çelik, CHP'li belediyelerin bu tür yapıları Millî Eğitim Bakanlığı ve Aile Bakanlığı denetiminin dışına çıkardığını belirtti. Güçlü denetim mekanizmalarının önemini vurgulayan Çelik, kamera kayıtlarının günlerce verilmemesi ve olayın örtbas edilmeye çalışılmasının denetimden kaçmanın sonucu olduğunu söyledi. Mesele kreşlere karşı olmak değil, doğru ve denetlenebilir modellerin kurulması olduğunu vurguladı.