Alpagut Gültekin, Eserleriyle Ölümsüzleşti: "Kitap-Saat" Sergisiyle Anılıyor
Alpagut Gültekin, Eserleriyle Ölümsüzleşti: "Kitap-Saat" Sergisiyle Anılıyor
Yazar ve editör Alpagut Gültekin, vefatının ikinci yılında, sanatçı Sarkis'in "Alpagut Gültekin İçin: İkil ve Çoğul" adlı sergisiyle anılıyor. Norgunk yayınevinin kurucularından olan ve edebiyat dünyasına önemli katkılar sunan Gültekin'in anısına, eşi Ayşe Orhun Gültekin'in küratörlüğünde hazırlanan sergi, Öktem Aykut galerisinde sanatseverlerle buluştu. Sergi, Gültekin'in mirasını ve dostluğun değerini vurgulayan özgün bir yaklaşımla ziyaretçilere sunuluyor.
Norgunk Belleğinden "Kitap-Saat"lere Dönüşüm
Ayşe Orhun Gültekin'in, Norgunk'un kuruluşundan bu yana yayımladığı 116 kitaptan ve süreli yayından oluşan seçki, Sarkis tarafından "kitap-saat" formuna dönüştürüldü. Bu eserler, Öktem Aykut galerisinin duvarlarında ziyaretçilere çok katmanlı bir anlatı sunuyor. Her geçen dakika, edebiyatın, hafızanın ve dostluğun en güzel hallerini "başka bir evrende" yaşatıyor. Sergi alanının merkezinde ise Sarkis'in Norgunk için özel olarak tasarladığı, kendi el yazısıyla oluşturduğu çift taraflı neon yer alıyor. Bu neon, Gültekin'in anısına duyulan derin saygıyı ve sanatın birleştirici gücünü simgeliyor.
Edebi ve Felsefi Bir Yolculuk
Sergide yer alan kitap seçkisi, Spinoza, Fazıl Hüsnü Dağlarca, James Joyce, Georg Büchner, Ahmet Soysal ve Enis Batur gibi birbirinden farklı disiplinlerden önemli isimleri barındırıyor. Şiir, sanat, felsefe ve öykü gibi türleri bir araya getiren bu seçki, bir yayınevinin edebiyat külliyatının kendi felsefesini de izleyiciye aktarıyor. Bu zengin içerik, ziyaretçilere edebi ve felsefi bir derinlik sunarak, Gültekin'in entelektüel dünyasına bir pencere aralıyor. Melike Koçak'ın yeni öykü kitabı "Çıplak Kalabiliriz"in de benzer şekilde insanlık durumlarına ayna tuttuğu düşünüldüğünde, bu tür sergilerin güncel sanatsal ve edebi üretimle de paralellikler taşıdığı görülüyor.
Dostların Buluştuğu Bir Anma
Ayşe Orhun Gültekin, serginin hayata geçmesindeki süreci şöyle anlatıyor: "Bu sergiyi yapma fikri Sarkis'ten geldi ve beni çok heyecanlandırdı. Neredeyse o an gözlerimin önünde bir şeyler canlandı." Sergi süreci boyunca Bülent Erkmen'in desteği, Ahmet Soysal ve Cem İleri'nin metinleriyle katkısı ve Doğa Öktem ile Tankut Aykut'un galeri mekanını açmasıyla, Alpagut Gültekin'i seven birçok insanın bir araya geldiği bir oluşum ortaya çıktı. Bu iş birliği, dostluğun ve ortak bir amaç etrafında birleşmenin gücünü gözler önüne seriyor. Bu durum, Türk müziğinin milli hafızadaki yeri gibi, kültürel mirasın korunması ve yaşatılması için de benzer toplumsal çabaların önemini hatırlatıyor.
Sonsuzluğa Uzanan Bir Anlayış
Ayşe Orhun Gültekin, sergideki her saatin kendi sonsuzluğu içinde farklı zamanlarda yeniden kurgulandığını vurguluyor. Sarkis'in işlerinde sıkça görülen bir tema olan devamlılık ve yaratma heyecanı, bu sergide de ön planda. Negatif bir "son" duygusundan ziyade, üretme ve yaratma enerjisinin sürekliliğini hissettiren sergi, Alpagut Gültekin'in mirasının zamana meydan okuduğunu gösteriyor. Bu yaklaşım, aynı zamanda Bakan Ersoy'un çocuklara yönelik "Hayallerindeki İstanbul'u Yaşadılar" etkinliğindeki gibi, geleceğe umutla bakma ve yaratılan değerleri gelecek nesillere aktarma çabasını da akla getiriyor.
Alpagut Gültekin, Norgunk bünyesinde "Cesaret, Kaçalım", "Havva'ya Mektuplar/Vüs’at O. Bener’in Anısına" ve Nuri Bilge Ceylan üzerine hazırladığı "Sinemaskop Türkiye" gibi önemli çalışmalara imza atmıştı. Bu sergi, onun bu değerli mirasını sanatın evrensel diliyle yeniden yorumluyor.