Artan Yağışlar Hidroelektrik Santrallerinde Üretim Beklentilerini Yükseltiyor
Türkiye genelinde son dönemde etkili olan yağışlar, hidroelektrik santrallerinde (HES) üretim beklentilerini olumlu yönde etkiledi. Ocak 2025 ve 2026 verileri, geçen yıla kıyasla bir düşüşe işaret etse de, uzmanlar artan yağışların bahar aylarındaki üretimi canlandıracağını öngörüyor. Bu durum, enerji arz güvenliği ve ithalat faturasının düşürülmesi açısından büyük önem taşıyor.
Geçen Yıla Göre Üretimde Düşüş, Geleceğe Yönelik Umutlar Yüksek
Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) verilerine göre, Ocak 2025'te hidroelektrik üretimi 4 milyon 825 bin 712 megavatsaat olarak kaydedildi. Bir yıl sonra, Ocak 2026'da ise bu rakam 4 milyon 228 bin 28 megavatsaate geriledi. Bu, geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 12'lik bir düşüş anlamına geliyor. Ancak, son zamanlardaki yoğun yağışlar, bu düşüş trendinin ilerleyen aylarda tersine döneceğine dair güçlü sinyaller veriyor.
Hidroelektrik Santralları Sanayi İş İnsanları Derneği (HESİAD) Başkanı Elvan Tuğsuz Güven, bu durumun temel nedeninin hava koşulları olduğunu belirtti. Güven, "Geçen yılın sektörümüz açısından oldukça zorlu geçtiğini söyleyebiliriz. Özellikle 2025 yılı, yoğun kuraklık şartları nedeniyle HES'ler için oldukça yıpratıcıydı. Son birkaç yıllık genel kuraklık eğilimi de bu zorlukları artırdı." dedi.
Bahar Ayları Üretimin Anahtarı Olacak
HES'lerin en yüksek üretim kapasitesine bahar aylarında ulaştığını belirten Güven, bu dönemin üretimdeki belirleyici rolünü vurguladı. "Kar ve yağmur yağışının ne kadar uzun sürdüğü ve karın erime hızının düşük kalması, bahar aylarındaki üretim seviyesini doğrudan etkiliyor," diyen Güven, son yağışların bu açıdan umut verici olduğunu ekledi. Uzmanlar, kış aylarında biriken karın bahar aylarında kontrollü bir şekilde erimesinin, üretimde zirveye ulaşmayı sağladığını belirtiyor. Bu nedenle sadece yağış miktarı değil, hava sıcaklıklarının seyri ve karın yerde kalma süresi de üretimde kritik rol oynuyor.
Küresel Isınmanın Etkileri ve Su Yönetimi
Elvan Tuğsuz Güven, küresel ısınmanın etkilerine de dikkat çekti. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2014-2025 döneminde maksimum sıcaklık ortalamasının 20,6 dereceye yükseldiği, 1970-1980 döneminde ise bu değerin 18,6 derece olduğu bilgisini paylaştı. Bu 2 derecelik farkın, karın kalıcılığını ve erime hızını değiştirdiğini belirtti. Bu durum karşısında, "İklim değişikliğinin getirdiği stresle birlikte suyumuzu çok daha etkin yönetmemiz gerekiyor," diyen Güven, içme suyu ve tarımsal sulamadaki kayıpların azaltılması, israfın önlenmesi ve kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Suyun paydaşlara dağıtımının, yatırım verimi ve ekonomiye katkı odaklı yeniden kurgulanması gerektiğini kaydetti.
HES'ler Enerji Arz Güvenliğinin Temel Taşı
HES'lerin enerji arz güvenliğindeki kritik rolüne de değinen Güven, "HES'ler faaliyete geçtikleri ilk günden bu yana enerji üretimimizin ve arz güvenliğimizin bel kemiği olmuştur," dedi. Kurulu gücün yaklaşık dörtte birini oluşturan hidroelektrik yatırımlarının, uzun ömürlü tesisler olduğunu belirtti. 2024-2025 döneminde elektrik üretim yapısında önemli değişiklikler yaşandığını, hidroelektrik üretimin 2024'te 73,1 teravatsaat ile toplam üretimin yüzde 21'ini oluşturduğunu, 2025'te ise 57,2 teravatsaate gerileyerek payının yüzde 16'ya düştüğünü söyledi.
Aynı dönemde termik kaynaklardan üretimin arttığını ve toplam üretimdeki payının yükseldiğini aktaran Güven, bu durumun fosil yakıtlı santrallere olan ihtiyacı artırdığını ifade etti. Eğer HES üretimi yeniden artarsa, sistemdeki pahalı ve ithal girdiye dayalı termik üretimin payı azalacak. Bu durum, hem elektrik üretim maliyetlerini düşürecek hem de Ekonomi ve cari açığın azaltılması açısından stratejik bir kazanım anlamına gelecek. HES üretimindeki artışın, sondakikahaberler ve enerji ithalat faturası üzerinde doğrudan ve olumlu bir etki yaratacağı öngörülüyor.