Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun İlk Toplantısı Gerçekleşti: TÜRK-İŞ'ten Önemli Çekilme
Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun İlk Toplantısı Gerçekleşti: TÜRK-İŞ'ten Önemli Çekilme
2026 yılında geçerli olacak asgari ücreti belirleme sürecinde ilk adım, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ev sahipliğinde atıldı. Toplantıya hükümet ve işveren temsilcileri katılırken, işçi kesimini temsil eden TÜRK-İŞ'in boykotu dikkat çekti. Bu durum, asgari ücret tespit sürecinin geleceği hakkında önemli soruları gündeme getiriyor.
TÜRK-İŞ'in Komisyondan Çekilme Nedenleri
TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, toplantı öncesinde Bakan Vedat Işıkhan ile bir ön görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşmede Ağar, TÜRK-İŞ'in komisyona katılmama gerekçelerini içeren bir dosyayı Bakan Işıkhan'a sundu. Ağar, "Komisyonun mevcut yapısı, yıllardır işçilerin karar süreçlerinde etkili bir şekilde yer almasına imkan tanımıyor. Kararlar çoğunlukla hükümet ve işveren kesiminin oylarıyla alınıyor" diyerek bu duruma tepki gösterdi.
Ağar, TÜRK-İŞ'in 24 Aralık 2024 tarihinde aldığı kararla, komisyonun adil ve demokratik bir yapıya kavuşturulana kadar çalışmalarına katılmayacağını daha önce duyurduğunu hatırlattı. Yaklaşık bir yıldır komisyonun işleyişinde herhangi bir iyileştirme yapılmadığını belirten Ağar, "TÜRK-İŞ, almış olduğu kararın arkasındadır ve 2026 yılı Asgari Ücret Tespit Komisyonu çalışmalarına katılmayacaktır" açıklamasında bulundu.
Ekonomik Göstergeler ve Enflasyon Vurgusu
TÜRK-İŞ, asgari ücretin belirlenmesinde en önemli unsurun ekonomik göstergelerin gerçeğe uygun biçimde değerlendirilmesi olduğunu vurguladı. Geçen yıl TÜİK tarafından açıklanan %44,38'lük enflasyona rağmen asgari ücrete sadece %30 zam yapıldığını hatırlatan Ağar, bu zammın enflasyon oranının altında kaldığını belirtti. Bu durumun, çalışanların alım gücünü olumsuz etkilediğini dile getirdi.
Ekonomist Muhammet Bayram da konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, Cumhurbaşkanı'nın işverenlere yönelik "elinizi taşın altına koyun" çağrısına dikkat çekti. Bayram, bu ifadenin işçi tarafının masaya oturmayacağını ve devlet ile işveren tarafının birlikte karar vereceği şeklinde yorumlanabileceğini belirtti. Bayram, TÜRK-İŞ'in katılmadığı önceki toplantıda asgari ücretin en az 25 bin TL olabileceği yönünde kulis bilgileri olduğunu da ekledi. Bu durum, Gundem başlığı altında yer alan birçok konunun ekonomik etkilerini gözler önüne seriyor.
TÜRK-İŞ'ten Adil Gelir Talebi
Ramazan Ağar, asgari ücretlilerin ve emeklilerin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını ifade etti. Bu nedenle, belirlenecek yeni asgari ücrette öncelikle geçen yıl karşılanmayan %14,38'lik enflasyon kaybının telafi edilmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca, gıda, ulaşım, kira ve faturalardaki yüksek fiyat artışlarının yol açtığı kayıpların da eksiksiz karşılanması gerektiğinin altını çizdi.
Ağar, ekonomik büyümenin refahının işçilere yansıtılmasını sağlayacak ek bir artışın da zorunlu olduğunu belirtti. Asgari ücretin taban ücret olmaktan çıkıp ortalama ücrete dönüştüğünü, çalışanların yarısından fazlasının bu ücretle veya yakınında çalıştığını vurguladı. Bu durumun, ücret skalasının daralmasına ve nitelikli işgücünün asgari ücret seviyesine sıkışması riskini doğurduğunu söyledi. Bu noktada, son dakika haberler başlığı altında yer alan bu gelişmelerin halkın genelini ilgilendirdiği aşikar.
Devletin Sorumluluğu ve Gelecek Beklentileri
TÜRK-İŞ, insan onuruna yaraşır bir gelir düzeyi sağlamanın devletin temel sorumluluğu olduğunu vurguladı. Her bireyin insanca yaşama hakkının, sosyal devlet ilkesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Ağar, işçilerin temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek, yaşam kalitesini koruyabilecek ve geleceğe güvenle bakmalarını sağlayacak gelir politikalarının hayata geçirilmesinin zorunlu olduğunu söyledi. TÜRK-İŞ'in bu hakkın tanınması için mücadelesini sürdüreceğini ifade etti.
Ağar, "Asgari ücret artarsa enflasyon artar" iddiasının gerçekçi olmadığını savundu. 2025 yılı temmuz ayında asgari ücrete artış yapılmamasına rağmen fiyatların yükselmeye devam etmesinin, enflasyonun kaynağının ücretler olmadığını açıkça gösterdiğini belirtti. Bu durum, Ekonomi alanındaki dinamiklerin karmaşıklığını ve farklı yorumlara açık olduğunu gösteriyor.