Bağ Evinde İşlenen Korkunç Cinayet: 19 Yıl Sonra Ortaya Çıkan Dehşet

08.01.2026 By Ahmet Yılmaz Gundem

Bağ Evinde İşlenen Korkunç Cinayet: 19 Yıl Sonra Ortaya Çıkan Dehşet

Kahramanmaraş'ta 2005 yılında ortadan kaybolan Gülcan ve Fatma Alıç kardeşlerin vahşice öldürülüp bir bağ evinin bahçesine gömülmesine ilişkin davada, sanıkların çelişkili ifadeleri ve mahkeme başkanının sert soruları duruşmaya damgasını vurdu. Olay, 2024 yılında Alıç kardeşlerin ailesinin polise başvurmasıyla aydınlatıldı. Yürütülen titiz bir çalışma sonucunda, kardeşlerin cansız bedenleri toprağın altından çıkarıldı.

Dava Sürecinde Şok Edici İfadeler

Kardeşlerin "Birden fazla kişiyi aynı sebeple taammüden öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılanan sanıkları arasında soğuk rüzgarlar esti. Duruşmada, Gülcan Alıç’ın dini nikahlı eşi Behçet Yediminareli ve kuzeni Mevlüt Doğan ile Yediminareli’nin dini nikahlı eşi Yüksel Kaba ve kız kardeşi Asiye Kaba bulunuyordu. Tutuklu sanıklar Yediminareli ve Doğan, mahkemede birbirlerini suçlayarak olayın sorumluluğunu üzerlerinden atmaya çalıştı.

Mevlüt Doğan: "Behçet Yaptı, Benim Üzerime Atıyor"

Sanıklardan Mevlüt Doğan, ilk savunmasında suçlamaları reddetti. Emniyet ve savcılık ifadelerini de kabul etmediğini belirten Doğan, tüm suçu Behçet Yediminareli'nin üzerine attı. "Kadınların hiçbirini tanımıyorum," diyen Doğan, mahkeme başkanının ilk ifadelerindeki detayları sorması üzerine çelişkili bir savunma yaptı. Doğan, Behçet Yediminareli'nin para ve ev vaadiyle kendisini yönlendirdiğini iddia etti. Olayları kendisinin anlattığı şekilde beyan ettiğini, ancak vaat edilenlerin yerine getirilmediğini öne sürdü. İlk ifadesini tehdit altında verdiğini ve bu yüzden geri çektiğini savundu.

Behçet Yediminareli: "Mevlüt Anlattı, Ben de Yönlendirildim"

Diğer tutuklu sanık Behçet Yediminareli ise Mevlüt Doğan'ı suçladı. Olay günü iş görüşmesi için ayrıldığını ve döndüğünde Mevlüt Doğan'ın kendisini arayarak cinayetleri işlediğini söylediğini iddia etti. Mahkeme başkanı, Yediminareli'ye "Nasıl eşin? Senin kaç tane eşin var?" diye sorarak ilişkiler ağını sorguladı. Yediminareli, Gülcan Alıç’ın dini nikahlı eşi olduğunu belirtti. Savcılıktaki itirafını ise Fatma Yediminareli'ye sinirlendiği için ve baskı altında olduğu için yaptığını öne sürdü. Ancak daha sonra sosyal medyada "Ben öldürdüm" şeklinde kabadayıca konuşmalarının olduğunu mahkeme başkanı hatırlattı.

Cezaevinden Gönderilen Mektuplar Gerçeği Ortaya Çıkardı

Mahkeme başkanı, Behçet Yediminareli'nin savunması üzerine, cezaevinden eşi Fatma Yediminareli'ye yazdığı ve içinde Gülcan Alıç ile ilgili tehditkar ifadelerin bulunduğu bir mektubu okudu. Mektupta, "Gülcan giderse ben de peşinden gider onu bulduğum yerde öldürürüm" gibi ifadeler yer alıyordu. Başlangıçta mektup yazmadığını inkar eden Yediminareli, mektubun dosyada bulunması üzerine itiraf etmek zorunda kaldı. Fatma Yediminareli'yi sevdiği izlenimini vermek için bu mektupları yazdığını ancak Gülcan'ın tek sevdiği kadın olduğunu iddia etti.

Tanık Fatma Yediminareli: "Bağ Evinde Gülcan'ın Ceketini ve Terliğini Gördüm"

Sanıkların savunmalarının ardından tanık olarak dinlenen Behçet Yediminareli’nin eşi Fatma Yediminareli, tüyler ürperten detayları paylaştı. Eşinin, Gülcan Alıç’ın çocuklarını kendisine teslim ettiğini belirtti. Gülcan’ın kaybolduğu dönemde evlerine geldiğinde bağ evinde Gülcan’ın ceketini ve terliğini gördüğünü ve bunu Yüksel Kaba'ya sorduğunda eşinin kendisine şiddet uyguladığını anlattı. Ayrıca, Gülcan’ın telefonundan kendisine gelen "Çocuklarıma iyi bak, gelip alacağım" mesajlarından bahsetti. Bu mesajlardan sonra telefon kapandığında Behçet Yediminareli'nin aracı içinde olduğunu ve mesajları kendisinin attığını itiraf ettiğini söyledi.

Mahkeme Kararı ve Davanın Seyri

Duruşma sonunda mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Olayın derinlemesine araştırılması ve adaletin yerini bulması için dava ertelendi. Bu dava, kaybolan kişilerin akıbetinin yıllar sonra ortaya çıkmasının yanı sıra, aile içi ilişkilerdeki karmaşıklığı ve şiddetin boyutlarını da gözler önüne seriyor. Bu tür olayların tekrarlanmaması için toplumsal farkındalığın artırılması büyük önem taşıyor.

Editör Notu: Bu haber, kaybolan kardeşlerin 19 yıl sonra ortaya çıkan vahim akıbetini ve bu süreçte yaşanan çelişkili itirafları detaylandırarak okuyucuya tüyler ürperten bir cinayet davasının iç yüzünü aktarıyor.