Beyazıt Öztürk'ten İlginç Sergi: Unutulan Eşyalar Sanat Eserine Dönüştü

24.01.2026 By Selin Acar Kultur-sanat

Beyazıt Öztürk'ten İlginç Sergi: Unutulan Eşyalar Sanat Eserine Dönüştü

Sanatçı ve televizyon programcısı Beyazıt Öztürk, İstanbul Havalimanı'nda "Şey(ler) Havalimanında Unutulan Eşyalar" isimli sergisini sanatseverlerin beğenisine sundu. İGA ART desteğiyle hayata geçirilen proje, Öztürk'ün köklerine dönmesini simgeliyor. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik-Heykel Bölümü mezunu olan Öztürk, bu sergiyle bir kez daha heykel sanatına olan ilgisini gözler önüne serdi.

Havalimanı Sembolleri Yeniden Yorumlanıyor

Öztürk, sergisinde havalimanlarının ayrılmaz bir parçası olan valizleri sıradışı bir sanatsal ifade biçimine büründürüyor. Yaklaşık bir yıllık yoğun bir çalışmanın ürünü olan ve İstanbul Havalimanı'nda kalıcı bir yerleştirme olarak konumlanan "Şey" adlı heykel, klasik valiz konveyörünü bambaşka bir boyuta taşıyor. Öztürk, bu hareketsiz taşıyıcıyı, bilinmezliğe doğru uzanan sürprizli bir güzergâha çevirerek unutulmuşluk temasına dikkat çekiyor.

İGA ART galerisinde devam eden bu özel sergide, havalimanlarında unutulan kişisel eşyalar da birer sanat eserine dönüşüyor. Beyazıt Öztürk, bu objeleri kullanarak, dünyanın dört bir yanında geride bırakılan anıları ve hikayeleri yeniden canlandırıyor. Her bir nesne, Öztürk'ün dokunuşuyla sıradanlıktan sıyrılarak estetik bir değere kavuşuyor.

Açılış ve Öztürk'ten Duygusal Açıklamalar

Serginin açılışına, İstanbul Havalimanı İşletmecisi İGA CEO'su Selahattin Bilgen, İGA ART Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Gülveli Kaya ve sanat dünyasından pek çok tanınmış isim katıldı. Açılış konuşmasında Beyazıt Öztürk, havalimanlarında unutulan eşyaların kendisini derinden etkilediğini belirtti. Bu eşyaların yeni yolculuklara ve sürprizlere taşınması temennisini dile getiren Öztürk, "Yolculukları devam etmesi gereken eşyaların İstanbul Havalimanı'nda unutulmuş olması beni biraz hüzünlendirmişti. Onları bu sergiye çıkarttık. Bu konveyör sayesinde onları bir kere daha yeni yolculuklarına, yeni sürprizlere taşıdık" dedi.

Sanatçıya, "Bir kişinin heykelini yapsanız kimin heykelini yapardınız?" sorusu yöneltildiğinde, Öztürk duygusal bir yanıt verdi: "Annemin heykelini yapmak isterdim. Ondan daha kıymetli ne olabilir ki. Heykeli dikilecek kadın." Bu sözler, annesine duyduğu derin sevgiyi ve saygıyı yansıttı.

"Unutmamak Lazım" Mesajı

Beyazıt Öztürk, sergiyle birlikte önemli bir toplumsal mesaja da vurgu yaptı: "Bazı değerleri unutmamak lazım. Bu sergi de bir unutulmama hikâyesi. Bizim millet olarak hatırlamamız, unutmamamız gereken çok önemli şeyler var. Unutulan şeyler beni biraz hüzünlendiriyor." Sanatçının bu sözleri, toplumsal hafıza ve değerlerin korunması gerektiği yönündeki düşüncelerini öne çıkardı.

Öztürk ayrıca, Kanal D'de izleyiciyle buluşan "Beyazla Joker" programı hakkında da konuştu. "Beyaz Show ne zaman gelecek?" şeklindeki sorulara yanıt veren Öztürk, şunları söyledi: "Beyaz Show çok daha ileride olacak. Çünkü Beyazla Joker'e başladık. Şu anda da o iyi gidiyor. İnsanlar biraz tebessüm etmeyi eğlenmeyi özlüyor. Tabii ki hepimiz özlüyoruz. Hep beraber oturup izleyecekleri keyifli bir şey yaptık diye inanıyorum." Bu açıklamalar, sanatçının mevcut projelerine odaklandığını ve izleyicinin beklentilerine yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü gösterdi.

Sanatın, unutulmaya yüz tutmuş değerleri yeniden gündeme getirme gücü, Beyazıt Öztürk'ün bu sergisiyle bir kez daha kanıtlanmış oldu. Havalimanlarında kaybolan eşyaların, sanatseverlerin zihninde yeni anlamlar kazanması, küresel bir buluşma noktası olan İstanbul Havalimanı'nda anlamlı bir deneyim sunuyor. Bu tür sanatsal projeler, toplumsal farkındalığı artırmanın yanı sıra, sanatın farklı alanlarla nasıl entegre olabileceğine dair de önemli örnekler teşkil ediyor. Belki de bu sergi, tıpkı Oscar ödüllerinde aday gösterilen filmlerin hikayeleri gibi, unutulmuş hikayeleri yeniden gün yüzüne çıkarıyor.

Editör Notu: Beyazıt Öztürk'ün havalimanında unutulan eşyaları sanat eserine dönüştürmesi, hem kişisel bir hikayeyi hem de toplumsal bir unutulma temasına dikkat çekmesi açısından dikkat çekici. Bu sergi, sıradan objelerin dahi sanatsal bir bakış açısıyla nasıl yeni anlamlar kazanabileceğini gösteriyor.