Bilim Dünyası İstanbul'u Tehdit Eden Fay Hattını Mercek Altına Aldı: 7 Büyüklüğünde Deprem Riski

Uluslararası saygın bilim dergisi Science'ta yayımlanan son araştırma, İstanbul'un beklenen büyük depremle ilgili endişeleri yeniden alevlendirdi. Çalışma, Marmara Denizi'ndeki Ana Marmara fay hattının doğuya doğru kademeli olarak kırıldığını ve özellikle Avcılar ile Prens Adaları açıklarındaki segmentlerin 7 büyüklüğünde bir deprem üretme potansiyeli taşıdığını ortaya koydu. Bilim insanları, bu kritik fay bölümünün acilen ve gerçek zamanlı olarak izlenmesi gerektiği konusunda uyarıda bulundu.

Marmara Fayı Avrupa'nın En Riskli Bölgelerinden Biri

14 bilim insanının ortak çalışması, Marmara Denizi'ndeki Ana Marmara Fay Hattı'nın (MMF) Avrupa kıtasındaki en yüksek sismik riski barındıran hatlardan biri olduğunu bilimsel verilerle destekliyor. Son 60 yılın en büyük depremi olarak kayıtlara geçen 6.2 büyüklüğündeki Marmara depreminin ardından yapılan bu çalışma, fayın mevcut durumunu daha detaylı analiz ediyor.

Depremlerin Doğuya Kayması Endişe Veriyor

Yaklaşık 20 yıllık sismik verilerin incelendiği araştırmada, son 15 yılda meydana gelen 5 ve üzeri büyüklükteki depremlerin MMF boyunca belirgin bir şekilde doğuya doğru ilerlediği gözlemlendi. Bu durum, fayın batıdan doğuya doğru parça parça ve kademeli olarak kırıldığını gösteriyor. Bu ilerleyiş, enerjinin birikerek daha büyük bir depremi tetikleme olasılığını artırıyor.

Kilitli Prens Adaları Segmenti ve Avcılar Bölgesi Risk Altında

Bilim insanlarının dikkat çektiği en önemli noktalardan biri, İstanbul'un güneyindeki Prens Adaları segmentinin büyük ölçüde "kilitli" olması. Bu segmentin tek başına 7 büyüklüğünde bir deprem yaratma kapasitesine sahip olduğu belirtiliyor. Son depremlerin yarattığı stres birikiminin bu segment üzerindeki riski daha da artırdığı ifade ediliyor. Benzer şekilde, Kumburgaz ile Prens Adaları arasındaki "Avcılar segmenti" de son yıllarda artan sismik aktiviteye rağmen nispeten sessiz kalmasıyla dikkat çekiyor. Bu sessizlik, uzmanlara göre gelecekte orta veya büyük ölçekli bir depremin habercisi olabilir. Bu segmentin en az 6 büyüklüğünde bir sarsıntıya yol açabilecek potansiyele sahip olduğu belirtiliyor.

Uzmanlardan Gerçek Zamanlı İzleme Çağrısı

Araştırma ekibi, Marmara Denizi'nin kuzeyindeki bu kritik fay segmentlerinin kesintisiz ve gerçek zamanlı olarak takip edilmesi gerektiğini vurguluyor. Uzmanlar, stresin doğuya doğru aktarılmasının, İstanbul'un güneyindeki faylarda yeni ve potansiyel olarak yıkıcı kırılmaları tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor. Çalışmanın sonuçları, bu fay bölümünün sadece Türkiye için değil, tüm Avrupa için önemli bir sismik risk taşıdığını açıkça ortaya koyuyor.

Bilim İnsanları Arasında Farklı Görüşler

Bu önemli çalışma, bazı bilim insanları tarafından farklı yorumlandı. Deprem Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, Marmara'da tarih boyunca depremler yaşandığını ve Cumhuriyet döneminde de bunun kaçınılmaz olduğunu belirtti. Görür, çözümün korku değil, deprem dirençli kentler inşa etmek olduğunu vurgulayarak, kentsel dönüşümün tek başına yeterli olmadığını ifade etti. Ancak, Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Science'daki çalışmaya sert tepki göstererek, Adalar Fayı'nın aktif olmadığını ve enerjisini geçmişte boşalttığını savundu. Üşümezsoy'a göre Marmara'da İstanbul'u yerle bir edecek tek parça bir fay bulunmuyor ve asıl risk Kumburgaz Çukuru'nda olup, buradaki olası bir kırılma en fazla 6.5 büyüklüğünde bir deprem üretebilir. Üşümezsoy, bu tür çalışmaların bilimsel itibarının olmadığını iddia etti.

Olası En Büyük Tehlike 7.2 Büyüklüğünde

Jeolog Prof. Dr. Okan Tüysüz ise uluslararası çalışmayı değerlendirerek Marmara Denizi'ndeki büyük deprem tehlikesine dikkat çekti. Tüysüz, yapılan bilimsel çalışmaların hakemli ve veriye dayalı olduğunu belirterek, sosyal medyadaki "Marmara'da deprem olmayacak" gibi söylemlerin bilimsel bir temeli olmadığını söyledi. Marmara Denizi'ndeki fayın farklı bölümlerden oluştuğunu ve bazı bölümlerin geçmişte kırıldığını belirten Tüysüz, henüz kırılmamış ve enerji biriktiren kesimlerin bulunduğunu ifade etti. Bu bölgelerdeki olası bir depremin büyüklüğünün 7.2 büyüklüğüne kadar, hatta biraz daha üzerine çıkabileceğini dile getirdi. Bu nedenle hazırlıkların olası en büyük tehlikeye göre yapılması gerektiğini vurguladı.

Bu gelişmeler, İstanbul'un deprem gerçeğiyle yüzleşme gerekliliğini bir kez daha ön plana çıkarıyor. Bilimsel verilerin ışığında alınacak önlemler ve yapılacak hazırlıklar, olası bir felaketin etkilerini en aza indirmek için hayati önem taşıyor.

Editör Notu: Bu haber, uluslararası bilimsel bir çalışmanın İstanbul'u ilgilendiren bulgularını ve farklı uzman görüşlerini bir araya getirerek, şehrin deprem riskine dair güncel ve kapsamlı bir bakış sunmaktadır.