'Casusluk' İddianamesi: Hüseyin Gün'ün Faaliyetleri Mercek Altında
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da şüpheli sıfatıyla yer aldığı "çıkar amaçlı suç örgütü" davası kapsamında, Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında yürütülen "casusluk" soruşturmasında dikkat çekici tespitler ortaya konuldu. Soruşturma, Ümit Deniz Alaçam'ın 112 Acil Çağrı Merkezi'ne yaptığı bir ihbarla başlatıldı.
İhbar Detayları ve İlk Bulgular
İddianamede yer alan bilgilere göre, Ümit Deniz Alaçam, Hüseyin Gün'ün İsrail, İngiltere ve ABD gibi ülkeler lehine ajanlık faaliyetlerinde bulunduğunu iddia etti. Alaçam, Gün'ün iletişimlerini gizlilik amacıyla kriptolu telefonlar üzerinden gerçekleştirdiğini de belirtti. Ayrıca, Gün'ün farklı ülkelerdeki iç karışıklıkları finanse ettiği ve Türkiye'deki seçimlerde hükümet aleyhine propaganda yapacak kişi ve grupları finanse etme rolü üstlendiği öne sürüldü.
Bu ihbar üzerine savcılığa davet edilen Alaçam'ın beyanları doğrultusunda soruşturma derinleştirildi. Gün'e ait olduğu belirtilen cep telefonu, kriptolu olduğu değerlendirilen diğer telefonlar ve el yazısıyla yazılmış bir defter gibi dijital materyallere el konuldu. Bu materyallerin incelenmesiyle suç unsurları taşıyabilecek çok sayıda görsel ve belgeye ulaşıldığı belirtildi.
Dijital Materyallerde Ortaya Çıkan Bağlantılar
Şüpheli Gün'den elde edilen dijital materyallerin ön incelemesinde, hakkında "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan kaydı bulunan kişiler ve yabancı istihbarat servisleriyle irtibatı olduğu tespit edildi. Özellikle, terör örgütleri ve uluslararası casusluk faaliyetlerinde sıkça kullanılan "Wickr" adlı kriptografik veri tabanlı bir iletişim uygulamasının Gün tarafından kullanıldığı belirlendi. Bu durum, Gün'ün faaliyetlerinin profesyonel bir boyuta ulaştığına işaret ediyor.
Ayrıca, Gün'ün dijital materyallerinde, Seher Ercili Alaçam, Ekrem İmamoğlu ve Gün'ün birlikte çekilmiş fotoğraflarının bulunması dikkat çekti. Soruşturma kapsamında, Gün'ün, "İmamoğlu çıkar amaçlı suç işlemek amacıyla kurulan suç örgütü" yöneticilerinden Necati Özkan ile "Wickr" ve "WhatsApp" üzerinden iletişim kurduğu da saptandı. Bu bağlantılar, iddianamenin kapsamını genişleten unsurlar olarak öne çıkıyor.
Finansal Hareketler ve Uluslararası Bağlantılar
Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından yapılan incelemelerde, Hüseyin Gün'ün herhangi bir ticari işletmesi olmamasına rağmen yüklü miktarda yurt içi ve yurt dışı para transferi gerçekleştirdiği ortaya konuldu. Hesaplarından 85 milyon lira nakit çekildiği ve bu tutarın kullanımına dair herhangi bir alım-satım kaydına rastlanılmadığı bildirildi. Bu durum, Gün'ün şüpheli finansal hareketlerinin de soruşturmanın önemli bir parçası olduğunu gösteriyor.
Gün'e ait olduğu değerlendirilen dijital materyallerde "Hazim10000" isimli bir sosyal medya hesabının ve bu hesapla bağlantılı bir şemanın bulunması da önemli bir gelişme. Bu hesapta, terör örgütü DEAŞ'ın simgelerini taşıyan görseller ve "REDHACK" olarak bilinen hacker grubunun paylaşımlarına ilişkin fotoğrafların yer alması, Gün'ün uluslararası terör ve siber saldırı gruplarıyla olası bağlantılarını gündeme getiriyor.
FETÖ Bağlantısı ve 'Kara Hücre' İddiaları
İddianamede, Hüseyin Gün'ün bilgisayarında, terör örgütü FETÖ/PDY kapsamında kamu kurum ve kuruluşlarınca hazırlanan "hassas ve çok gizli" belgelere ait fotoğrafların bulunduğu aktarıldı. Bu belgelerin, "Black Cell (Kara Hücre)" olarak adlandırılan bir oluşum tarafından, "Sublime" isimli bir şahıstan alınan talimatlar doğrultusunda hazırlandığı öne sürüldü. Bu çalışmalar kapsamında Türkiye, ABD ve İngiltere'nin üst düzey yöneticileriyle görüşmeler yapıldığı, ABD ve İngiltere'nin Türkiye hakkındaki görüşleri konusunda istihbari bilgi toplandığı belirtildi. Bu belgelerin "çok gizli" olarak nitelendirilmesi, durumun ciddiyetini artırıyor.
Ayrıca, Gün'ün dijital materyallerinde terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen'e ait çok sayıda fotoğraf ve video kaydının bulunduğu tespit edildi. Maltego XL programı kullanılarak oluşturulan bir şemada, FETÖ'den hakkında adli işlem yapılan ve yurt dışı yapılanması içerisinde faaliyet gösteren kişilerin ilişki ağlarının haritalandırıldığı görüldü. Bu şemada, terörden arananlar listesinde sarı kategoride yakalama emri bulunan ve FETÖ elebaşı Gülen'in "sağ kolu" olarak tanımlanan Özcan Keleş gibi isimlerin yer alması dikkat çekici.
Casusluk Faaliyetleri ve Uluslararası Sunumlar
İddianamede, Hüseyin Gün'ün 15 Temmuz darbe girişiminin ardından casusluk faaliyetlerinde bulunduğuna dair bulgulara yer verildi. Şemada adı geçen Ramazan Güveli'nin de FETÖ kapsamında hakkında yakalama kararı olduğu ve yurt dışında bulunduğu belirtildi. Her iki şüphelinin de SETAV tarafından yayımlanan "FETÖ İngiltere yapılanması" içeriklerinde isimlerinin geçmesi, bu yöndeki iddiaları güçlendiriyor.
Gün'ün dijital materyallerinde, askeri ve stratejik öneme sahip konumlara ilişkin olduğu değerlendirilen harita işaretlemeleri ve çok sayıda silah/mühimmat fotoğrafının bulunması da dikkat çekti. Bu tür materyallerin siviller tarafından temin edilmesinin mümkün olmadığı vurgulandı. Ayrıca, terör örgütü elebaşı Gülen'in ABD'de "geçici tutuklanması ve iadesi" ile ilgili Türkiye ve ABD yetkilileri arasındaki yazışmalara ait belgelerin bulunması, Gün'ün bu tür hassas bilgilere erişim sağladığını gösteriyor.
Hüseyin Gün'ün el yazısıyla yazdığı notlarda, 15 Temmuz günüyle ilgili "Ankara Gitme", "Plan ne" gibi ifadelerin yer alması, yaşanan süreçten haberdar olabileceği ihtimalini doğuruyor. Ayrıca, George Soros tarafından desteklenen bir hedge fonunu yönettiği yönünde bilgilere ulaşılan Shvan İbrahim Taha isimli kişiyle ilgili bulgular, Gün'ün faaliyetlerinde Soros vakfından faydalanmış olabileceği ihtimalini ortaya koyuyor. Bu vakfın Türkiye'de Gezi Parkı eylemleri gibi anayasal düzene karşı gerçekleştirilen eylemleri finanse ettiğine dair tespitler de iddianamede yer alıyor.
İngiltere Başkonsolosluğu'na Sunum ve Şirket Faaliyetleri
İddianamede yer alan bilgilere göre, Hüseyin Gün'ün Afganistan ve Libya ile ilgili olarak yurt dışında faaliyet gösteren kişiler hakkında iletişim ve istihbari bilgi paylaştığı aktarıldı. Gün'ün ayrıca Orta Doğu ülkeleriyle ilgili konularda İngiltere Başkonsolosluğu'na sunum yaptığı da kaydedildi. Bu durum, Gün'ün uluslararası ilişkilerdeki rolünün boyutunu gözler önüne seriyor.
Şüpheli Hüseyin Gün'ün beyanında, "Piiq" adında bir şirketi olduğunu ve bu şirkette eski istihbarat elemanı olan Aaron Barr ile ortaklığını sürdürdüğünü belirttiği aktarıldı. Barr'ın istihbarat faaliyetlerine devam ettiğini ve şirket bünyesinde analizleri kendisinin yaptığını ikrar etmesi, Gün'ün iş adamı kisvesi altında istihbarat servisi elemanı olarak faaliyet gösterdiğini ve bu kişilerle irtibatlı olduğunu gösteriyor.