Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Enflasyonla Mücadelede Kararlı Adımlar Atılıyor, Türkiye Ekonomisi Güçleniyor
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Finans Merkezi'nde düzenlenen bir zirvede yaptığı konuşmada, Türkiye'nin Gündem ve ekonomi politikalarına dair önemli açıklamalarda bulundu. Yılmaz, özellikle enflasyonla mücadele, ekonomik büyüme ve Türkiye'nin uluslararası ilişkilerindeki son durumu değerlendirdi. Konuşmasında, Türkiye'nin küresel zorluklara rağmen gösterdiği ekonomik direnci ve gelecek hedeflerini vurguladı.
Türkiye'nin Ekonomik Vizyonu ve Büyüme Performansı
Yılmaz, İstanbul Finans Merkezi'nin sadece fiziki bir yapı olmanın ötesinde, Türkiye'nin finansal vizyonunun somut bir göstergesi olduğunu belirtti. Ülkenin bölgesel bir finans merkezi haline gelmesi hedefinin, finans mevzuatından nitelikli insan gücünün yetiştirilmesine, finansal enstrümanların çeşitlendirilmesinden katılım finansının geliştirilmesine kadar geniş bir yol haritasını kapsadığını ifade etti. Pandemi döneminde reel ekonomiye verilen önceliğin doğruluğunu vurgulayan Yılmaz, son 5 yılda Türkiye ekonomisinin dünya ortalamasının iki katı hızla büyüdüğünü söyledi. Bu büyüme performansının, küresel çapta yaşanan jeostratejik gerilimler, savaşlar ve finansal belirsizlikler göz önüne alındığında dikkat çekici olduğunu ekledi.
Enflasyonla Mücadele ve Maliye Politikaları
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, mevcut ekonomik programın temel önceliğinin finansal istikrarı sağlamak ve enflasyonu düşürmek olduğunu belirtti. Para politikasının yanı sıra güçlü bir maliye politikasının da uygulandığını dile getiren Yılmaz, Türkiye'nin yaşadığı deprem felaketi ve bu süreçte yapılan büyük kamu harcamalarına rağmen bütçe açığının milli gelire oranının makul seviyelerde kaldığını söyledi. Bu yıl bütçe açığının milli gelire oranının %3,6 civarında olmasının beklendiğini, hatta gelirlerdeki olumlu seyir nedeniyle bu oranın daha da düşebileceğini öngördüklerini aktardı. Deprem etkileri çıkarıldığında bu oranın daha da iyileştiğini ve maliye politikalarının sürece destek olduğunu vurguladı.
Yapısal Dönüşümler ve Tarımsal Politikalar
Yılmaz, yapısal dönüşümlerde ve enerji ile iklim değişikliği alanlarında önemli adımlar atıldığını ifade etti. Tarımsal destekleme sistemlerinin su merkezli olarak dönüştürülmesine yönelik kararlar alındığını ve bu kararların sonuçlarının 2026 itibarıyla daha net görüleceğini belirtti. 2026'nın, Türkiye için önemli bir reform ve dönüşüm yılı olacağına işaret etti. Enflasyon oranındaki düşüşe de değinen Yılmaz, geçen yıl Mayıs ayında %75,5'e ulaşan enflasyonun %31,1 seviyelerine gerilediğini söyledi. Ancak, tarımdaki don ve kuraklık gibi olumsuzlukların enflasyon üzerindeki etkisine dikkat çekti.
Asgari Ücret ve İstihdam Dengesi
Asgari ücret konusuna da değinen Yılmaz, bu mekanizmada işveren ve işçinin temel muhataplar olduğunu belirtti. Emek tarafının daha yüksek ücret talep etmesinin doğal olduğunu, ancak işletmelerin de istihdamı sürdürmek ve rekabet gücünü korumak zorunda olduğunu söyledi. Bu dengeyi sağlamanın önemine vurgu yapan Yılmaz, işletmelerin ayakta kalmasının çalışanlar için en büyük güvence olduğunu ifade etti. Asgari ücretin sadece bir alt sınır olduğunu, işletmelerin imkanları dahilinde daha yüksek ücret verebileceğini ve bunun memnuniyetle karşılanacağını belirtti. Kayıt dışılığın önlenmesi ve asgari ücretin yüksek belirlenmesinin bu duruma yol açabileceği uyarısında bulundu.
Türkiye-ABD İlişkileri ve Ticaret Hedefleri
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD ziyaretinin Türkiye ile ABD arasında yeni bir dönem başlattığını söyledi. Önceki başkan döneminde yaşanan olumsuzluklara değinen Yılmaz, Donald Trump ile kurulan güçlü diyaloğun mevcut olumlu siyasi atmosferde birçok alanda ilerleme sağlama imkanı sunduğunu belirtti. İki ülke arasındaki 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine ulaşma çabalarına ve Halkbank dahil olmak üzere çeşitli konularda olumlu sinyaller alındığına dikkat çekti. Savunma sanayisinden finansa kadar pek çok alanda daha olumlu bir perspektif olduğunu ifade etti. Suriye ve Gazze'deki gelişmelerde Trump ile Erdoğan arasındaki diyaloğun önemini vurguladı.
Yatırım Ortamı ve Güven İklimi
Türkiye'ye yatırımcı gelmediği yönündeki iddiaları reddeden Yılmaz, güven ortamının gelişmesi ve yatırım ortamının iyileşmesiyle dış sermayenin ülkeye geldiğini söyledi. Küresel yatırım iklimindeki düşüşe rağmen Türkiye'nin yatırım çekme potansiyelini artırdığını belirtti. Yıllıklandırılmış olarak 15,3 milyar dolarlık yatırımın söz konusu olduğunu ve 383 projenin Türkiye'ye yatırım yapma niyetinde olduğunu aktardı. Enflasyonun %30'un altına düşeceği beklentisini yineleyen Yılmaz, 2027 sonunda tek haneli rakamlara ulaşmayı hedeflediklerini söyledi.
Türkiye'nin Barış ve Diplomasi Rolü
Yılmaz, Türkiye'nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın küresel barış ve diplomasi alanındaki rolünü vurguladı. Rusya ve Ukrayna ile aynı anda diyalog kurabilen nadir liderlerden birinin Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu belirtti. Türkiye'nin barış ve diplomasi odaklı politikasının, bölgesel istikrarsızlıkların yaşandığı bir ortamda büyük önem taşıdığını ifade etti. Ukrayna'daki savaşın sona ermesi ve yeniden yapılanma çalışmalarının başlaması temennisinde bulundu. Türkiye'nin her tarafla diyalog içinde olan bir güç olduğunu ve bu doğrultuda çalışmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.