Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'dan Ekonomik Göstergeler ve Gelecek Vizyonu Hakkında Açıklamalar
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'dan Ekonomik Göstergeler ve Gelecek Vizyonu Hakkında Açıklamalar
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul'da ekonomi basınıyla bir araya gelerek Türkiye'nin güncel ekonomik durumu, Orta Vadeli Program (OVP) hedefleri ve gelecek projeksiyonları hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Yılmaz, özellikle milli gelir, kişi başına düşen gelir, cari açık ve enflasyonla mücadele gibi kritik alanlarda elde edilen başarıları ve geleceğe yönelik öngörülerini paylaştı. Konuşmasında, makroekonomik göstergelerdeki olumlu seyrin yatırımcı güvenini artırdığına dikkat çekti.
Ekonomik Hedefler ve Başarılar
Milli Gelir ve Kişi Başına Gelirdeki Artış
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye'nin 2025 yılında milli gelirinin 1,5 trilyon doları aşmasını beklediklerini belirtti. Bu hedefe paralel olarak, kişi başına düşen gelirin de 17 bin dolar seviyesinin üzerine çıkacağını öngördüklerini ifade etti. Yılmaz, Orta Vadeli Program'da (OVP) belirlenen makroekonomik göstergelerin büyük ölçüde gerçekleştirildiğini vurguladı. Hedeflere "nokta atışı" tutturulmasının öneminden ziyade, belirlenen doğru istikamette ilerlemenin ve hedeflere yakın seviyelerde kalmanın başarının göstergesi olduğunu söyledi.
Cari Açıkta Önemli Düşüş
Yılmaz, Türkiye'nin kalkınma tarihindeki en önemli sorunlardan biri olan cari açık meselesinde elde edilen düşüşü OVP'nin en mühim başarılarından biri olarak nitelendirdi. Cari işlemler açığının düşmesiyle dış finansman ihtiyacının azaldığını ve daha yönetilebilir bir ekonomik ortam oluştuğunu belirtti. Bu yıl cari açığın milli gelirin %1,4'ü civarında olması beklenirken, gelecek yıllarda bu oranın %1'e doğru gerileyeceği öngörülüyor. Bu durumun, ülkenin ekonomik risklerini azalttığına ve daha sağlam bir zemine oturduğuna işaret etti.
Enflasyonla Mücadele ve Beklentiler
Enflasyonun öngörülen takvim çerçevesinde ilerlediğini belirten Yılmaz, Haziran ayından bu yana 44,6 puanlık bir düşüş yaşandığını kaydetti. Ancak, eylül ayındaki hareketlilik, tarımdaki don ve kuraklık gibi dönemsel faktörlerin enflasyonla mücadeleyi zorlaştırdığını dile getirdi. Özellikle hizmet enflasyonundaki katılığın devam ettiğini, bu durumun eğitim ve kira gibi kalemlerde kendini gösterdiğini anlattı. Yılmaz, 2025 yılı Ocak ayında enflasyonun %30'un altına inerek %20'li rakamlara gerilemesini beklediklerini ifade etti. Reel sektör ve hane halkının enflasyon beklentilerinin hala yüksek olduğunu ve bu beklentilerin yönetilmesinin büyük önem taşıdığını belirtti. Bu beklentileri iyileştirmek için daha güçlü bir iletişim stratejisi izleneceğini vurguladı.
İstihdam, Yatırım ve İhracat
İstihdamda Tek Haneli Süreklilik
İşsizlik oranının 31 aydır tek hanede seyretmesinin istihdam piyasasındaki olumlu gelişmenin bir göstergesi olduğunu belirten Yılmaz, bütçe açığının da son derece olumlu bir performans sergilediğini kaydetti. Makroekonomik göstergelerdeki iyileşmenin, yatırımcıların Türkiye'ye olan bakış açısını olumlu yönde değiştirdiğini ve 5 yıllık kredi risk priminin (CDS) düştüğünü, rezervlerin arttığını söyledi. Bu gelişmeler, Türkiye'nin uluslararası alanda daha güvenilir bir yatırım noktası haline geldiğini gösteriyor.
İhracatta Güçlü Performans ve Gelecek Hedefleri
Küresel olumsuzluklara rağmen Türkiye'nin geçen yıl 273,4 milyar dolarlık mal ihracatına ulaştığını ve hizmet ihracatının da 123 milyar dolara çıkarak toplamda 396 milyar doları aştığını belirten Yılmaz, gelecek yıl için 410 milyar dolarlık mal ve hizmet ihracatı hedeflediklerini açıkladı. Cari açığın 22 milyar dolarla sürdürülebilir bir seviyede olmasının bu hedeflere ulaşmada önemli bir avantaj sağlayacağını ifade etti. Kadınların iş gücüne katılımını artırma ve mesleki eğitime ağırlık verme stratejilerinin, atıl iş gücünü azaltmada kilit rol oynayacağını vurguladı.
Doğrudan Yatırımlarda Artış Beklentisi
Türkiye'ye gelen uluslararası doğrudan yatırım tutarının son 10 ayda %35 artışla 11,6 milyar dolara ulaştığını belirten Yılmaz, bu artışın küresel yatırım ortamındaki daralmaya rağmen önemli bir başarı olduğunu vurguladı. Yatırımcı güveninin arttığını ve sermaye akışının hızlandığını söyledi. Bu ivmenin devam ettirilmesi ve özellikle Çin gibi ülkelerden daha fazla doğrudan yatırım çekilmesi hedefleniyor. Uçak seferlerinin artırılması ve vize kolaylıkları gibi adımlarla turizmde de hareketlilik bekleniyor.
Sosyal Politikalar ve Gelecek Vizyonu
En Düşük Emekli Maaşı Düzenlemesi
En düşük emekli maaşına yapılacak düzenlemeyle ilgili çalışmaların tamamlandığını ve Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın ortak değerlendirmesinin TBMM AK Parti Grubu ile paylaşıldığını bildiren Yılmaz, bu düzenlemenin bütçe imkanları çerçevesinde yapılacağını belirtti. Emeklilere duyarsız kalınmayacağını ancak bütçe dengelerinin de korunacağını söyledi. Bu düzenlemenin, emeklilerin alım gücünü desteklerken mali disiplini de gözetecek şekilde optimize edileceğini ifade etti.
Su Kaynakları ve Belediyelerin Rolü
Türkiye'nin iklim kriziyle mücadelede önemli bir rol üstleneceği COP31 konferansına ev sahipliği yapacağını hatırlatan Yılmaz, su kaynaklarının verimli kullanımı konusunda acil adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Özellikle belediyelerin şehir şebekelerine yeterli yatırım yapmadığını ve bu nedenle %40-50'lere varan su kayıpları yaşandığını belirtti. Belediyelerin asli görevleri olan içme suyu ve trafik altyapısına daha fazla kaynak ayırması gerektiğini, popülist politikalar yerine kalıcı çözümlere odaklanılması gerektiğini söyledi. Tarımda ise suyun verimli kullanımını sağlayacak politikaların destekleneceğini ifade etti.
Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye'nin Rusya ve Ukrayna arasındaki krize yaklaşımının, diplomasiyi ve barışı önceliklendirdiğini gösterdiğini belirtti. İki tarafla da açık kanallarla yürütülen diyaloğun, uluslararası alanda değerli bir konuma gelindiğini gösterdiğini söyledi. Suriye, Karabağ, Libya ve Somali gibi alanlarda sergilenen liderlik diplomasisinin de altını çizdi. Türkiye'nin her zaman diplomasiden ve barıştan yana olduğunu ve tüm taraflarla diyalog içinde olmaya devam edeceğini vurguladı.
Bireysel Emeklilik Sistemi ve Tasarruf Kültürü
Bireysel Emeklilik Sistemi'ndeki (BES) devlet katkısı oranının %30'dan %20'ye düşürülmesinin bütçeye önemli bir yük getirmeyeceğini belirten Yılmaz, %20'lik oranın hala iyi bir teşvik olduğunu söyledi. BES'in desteklenmeye devam edeceğini ve sigortacılık sektörünün Türkiye'de gelişim potansiyeli en yüksek alanlardan biri olduğunu ifade etti. Tasarruf oranlarının artırılmasının finansal istikrar ve ekonomik büyüme için kritik önem taşıdığını vurguladı.