Epstein Mağduru Juliette Bryant'tan Ağır İddialar: Özel Jet ve Ada Kabusu
ABD'de reşit olmayan bireylere yönelik cinsel istismar ağı kurduğu iddialarıyla gündeme gelen ve tutuklu bulunduğu sırada hayatını kaybeden milyarder Jeffrey Epstein'a yönelik yeni iddialar ortaya atıldı. Epstein'ın mağdurlarından Juliette Bryant, ilk kez kamuoyu önüne çıkarak yaşadığı dehşet verici deneyimleri gözyaşları içinde anlattı. Bryant, özellikle Epstein'ın özel jeti ve Karayipler'deki adasında maruz kaldığı istismarları detaylandırdı.
Özel Jet Yolculuğu Dehşete Dönüştü
İngiltere merkezli Sky News'e konuşan Juliette Bryant, Jeffrey Epstein'ın "Lolita Express" olarak bilinen özel uçağında yaşadığı travmayı dile getirdi. Uçağın kalkışından kısa bir süre sonra Epstein'ın kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu belirten Bryant, o an büyük bir korku yaşadığını ifade etti. Uçaktaki diğer kadın çalışanların ise olaya müdahale etmediğini öne sürdü. Bryant, "O anda tehlikede olduğumu anladım. Ölmemek için sakin ve uyumlu görünmem gerektiğini düşündüm," diyerek yaşadığı çaresizliği vurguladı.
Hayaller Vaadiyle Başlayan Kabus
Bryant, Epstein ile tanışmasının 2002 yılında Güney Afrika'nın Cape Town kentinde gerçekleştiğini anlattı. O dönemde eski ABD Başkanı Bill Clinton'ın da bölgede bulunduğu bir zamanda tanıştığını belirten Bryant, kısa süre sonra New York'a götürüldüğünü ve kendisine cazip bir modellik kariyeri vaadi verildiğini söyledi. Bryant, o an "hayallerinin gerçek olduğunu hissettiğini" ancak bunun bir tuzak olduğunu sonradan anladığını dile getirdi. Bu tür olaylar, insanları istismar döngüsüne hapsetme potansiyeli taşıyor.
Ada Hayatı ve "Görünmez Zincirler"
ABD'ye getirildikten sonra New Jersey'deki Teterboro Havalimanı'na götürüldüğünü ve ardından Epstein'ın Karayipler'deki özel adasına sevk edildiğini aktaran Bryant, burada pasaportuna el konulduğunu ve yaklaşık iki yıl boyunca adada cinsel istismara maruz kaldığını iddia etti. Bryant, bu süreçte başka kişilere yönlendirilmediğini ancak sürekli izlendiğini hissettiğini belirterek, kendisini "görünmez zincirlerle bağlı" hissettiğini dile getirdi. Bu tür istismar vakaları, mağdurların yaşadığı psikolojik travmanın ne kadar derin olabileceğini gözler önüne seriyor.
Fotoğraflarla Belgeleme Çabası ve E-Posta Yazışmaları
Daily Mail'in haberine göre, Bryant, yaşadığı istismarları belgelemek amacıyla tek kullanımlık bir fotoğraf makinesiyle Epstein'ın New Mexico'daki çiftliği gibi yerlerin fotoğraflarını çektiğini belirtti. Ayrıca, Epstein'ın kendisine başka genç kızları bulması karşılığında para teklif ettiğini ve yanında kalması için aylık ödeme önerdiğini ancak bu teklifleri reddettiğini söyledi. ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan ve Bryant'ın Epstein'a gönderdiği sansürsüz e-postalar da belgelerde yer alıyor. Bu belgeler, Bryant'ın 2017 yılına kadar Epstein ile iletişimde kaldığını ve psikolojik çöküntü yaşadığı dönemlerde bu yazışmaları yaptığını gösteriyor.
Epstein Davası ve Devam Eden Tartışmalar
Jeffrey Epstein, 2008 yılında reşit olmayan bir kişiden fuhuş temin etmek suçunu kabul etmişti. 2019 yılında ise insan kaçakçılığı suçlamalarıyla yargılanmayı beklerken New York'taki cezaevinde ölü bulunmuştu. Epstein'ın karıştığı dava ve kamuoyuna açıklanan belgeler, bu skandalın yankılarının devam etmesine neden oluyor. Bu tür olaylar, uluslararası hukuk ve insan hakları konularında da önemli tartışmaları beraberinde getiriyor. Benzer şekilde, İsrail'den Batı Şeria'da yaşanan tapu hamleleri gibi uluslararası gerilimler de gündemi meşgul etmeye devam ediyor.