Erdoğan'dan Suriye'ye Destek Mesajı: Türkiye Kardeş Halkının Yanında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son Kabine Toplantısı'nın ardından yaptığı açıklamada, Türkiye'nin dış politika, ekonomi ve güvenlik alanındaki güncel gelişmeleri değerlendirdi. Erdoğan, özellikle Suriye'deki son gelişmeler ve Cumhurbaşkanı Ahmet Şara ile yaptığı telefon görüşmesi hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye'nin her zaman Suriye halkının yanında olacağını vurgulayan Erdoğan, bölgedeki barış ve istikrarın tesisi için atılan adımları takdirle karşıladığını belirtti.

Türkiye'nin Önceliği Milletin Huzuru ve Refahı

Erdoğan, konuşmasına milletin huzuru, esenliği ve refahının en önemli öncelikleri olduğunu belirterek başladı. Göreve geldikleri günden bu yana 86 milyon vatandaşın emanetini taşımanın sorumluluğuyla çalıştıklarını ifade etti. İçeride ve dışarıda verilen mücadelelerde Türk milletinin başını yere eğdirmediklerini, Türkiye'nin çıkarlarını her zaman ön planda tuttuklarını dile getirdi. Şeffaflık ilkesi gereği 2025 yılı hizmet döküm özetini kamuoyuyla paylaştıklarını hatırlatan Erdoğan, zorluklara rağmen millete hizmet yolculuğunu kararlılıkla sürdürdüklerini söyledi. Bu kapsamda spor alanındaki gelişmelerin yanı sıra, ülkenin dört bir yanında verilen hizmetlerin altını çizdi.

Eserlerimizle Konuşuyoruz: Hizmetin Her Yerde Varlığı

Türkiye'yi her alanda ileriye taşımak için tüm imkanları seferber ettiklerini belirten Erdoğan, devletin hizmet sancağını ülkenin her karış toprağında aynı coşkuyla dalgalandırdıklarını söyledi. Vatanın her köşesini imar etme ve ülkenin imkanlarını tüm vatandaşlara adil şekilde ulaştırma konusundaki kararlılıklarını yineledi. Bölgecilik veya siyasi görüş ayrılıklarına göre insanları ayırmadıklarını, herkesi aynı samimiyetle kucakladıklarını vurguladı. Hükümet etmeyi sadece siyasi çekişmeler olarak gören anlayışların aksine, kendilerinin her zaman eserleriyle konuştuklarını ifade etti. Ankara'ya kazandırılan Esenboğa Havalimanı 3. pisti ve kulesinin hizmete açılmasının gururunu yaşadıklarını belirtti.

Bölgesel Krizler ve Türkiye'nin Diplomatik Duruşu

Erdoğan, dünyanın ikinci dünya savaşından bu yana belki de en kaotik ve belirsiz günlerini yaşadığına dikkat çekti. Kural temelli uluslararası sistemin ciddi yara aldığını ve itibar kaybettiğini söyledi. Güçlünün hukukunun egemen olduğu çarpık bir düzene doğru gidildiğini belirtti. Rusya-Ukrayna Savaşı'nın beşinci yılına yaklaşırken barış umutlarının artacak bir yol haritasının henüz oluşmadığını ifade etti. Komşu İran'ın da yeni sınamalarla karşı karşıya olduğunu ve bu süreci diyalog ve diplomasiyle aşacağına inandıklarını dile getirdi. Türkiye'nin barışı ve istikrarı merkeze alan dış politikasıyla bölgeyi belirsizliğe sürükleme riski taşıyan her türlü girişimin karşısında durmaya devam edeceğini vurguladı.

Suriye'de Barışın İnşası ve Türkiye'nin Rolü

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye'deki gelişmeleri yakından takip ettiklerini ve komşu ülkenin özgürlük ortamının kalıcı huzura, istikrara ve barışa dönüşmesi için yoğun çaba harcadıklarını belirtti. Toprak bütünlüğünü haiz bir Suriye'nin tüm bölgenin refahı için vazgeçilmez olduğuna inandıklarını söyledi. "Suriye Suriyelilerindir" diyen Erdoğan, ülkenin tüm etnik ve dini kesimleriyle kardeş Suriye halkına ait olduğunu vurguladı. Suriye halkının tarihi bir fırsat yakaladığını ve Türkiye olarak bu süreci sabote edecek hiçbir teşebbüse müsaade etmeyeceklerini kaydetti. Tek devlet, tek ordu ilkesinin istikrarın olmazsa olmazı olduğunu ve bunu tesis edecek her türlü adıma Türkiye'nin tam desteğinin tam olduğunu belirtti.

Suriye Ordusuna Takdir ve Ahmet Şara ile Görüşme

Erdoğan, Halep'in bazı mahallelerinin işgalden kurtarılması amacıyla başlatılan askeri harekatın ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasıyla sonuçlanmasını memnuniyetle karşıladığını ifade etti. Suriye ordusunun bu hassas operasyonu sivillere zarar vermeden yönetme konusundaki titizliğini takdir ettiğini belirtti. Müzakereyi önceleyen politikayla sorunu en az hasarla çözüme kavuşturduklarını söyledi. Bu kazanımların Suriye'de kalıcı barış, huzur ve istikrar adına çok kıymetli olduğunu vurguladı. Dün Cumhurbaşkanı Ahmet Şara ile yaptığı telefon görüşmesinde kendisini tebrik ettiğini ve teröre karşı mücadelede Türkiye'nin daima yanlarında olacağını bir kez daha ifade ettiğini aktardı. Suriye halkını yalnız bırakmayacaklarını ve anlaşmanın hayırlı olmasını dilediğini söyledi.

Irkçılık ve Bölücülüğe Karşı Birlik Mesajı

Erdoğan, Suriye halkının anlaşmadan büyük sevinç duyduğunu ve barış özlemini dile getirdiğini belirtti. 13,5 yıllık zulmün ardından Suriye halkının umudu yeniden kuşanmakta olduğunu ve artık savaş istemediğini açıkça beyan ettiğini söyledi. Kimsenin bu umut iklimini dinamitleme hakkı olmadığını vurguladı. Suriye topraklarının acıya, kana ve gözyaşına doyduğunu belirten Erdoğan, zamana oynamanın kimseye faydası olmayacağını ifade etti. Bölgede terörün devrinin tamamen kapandığını ve anlaşmanın gerektirdiklerinin süratle yerine getirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye'nin çıkar hesabı değil, insani hassasiyetlerle hareket eden bir iktidar olduğunu vurguladı. Irkçılık ve kavmiyetçiliğin kadim kültürlerine ve inanç değerlerine aykırı olduğunu belirtti. Tarih boyunca kurulan devletlerin ırkçılığın reddi üzerine bina edildiğini söyledi. Türk, Kürt, Arap ittifakı derken ecdadından devraldığı anlayışla hareket ettiklerini dile getirdi. Türkiye'nin hiçbir mezhebin veya etnik kimliğin karşısında olmadığını, çatışmalar üzerinden rant devşirme derdinde olmadığını vurguladı.

Bölge halklarına acılar yaşatan meselelerin artık kardeşlik zemininde çözülmesini savunduklarını belirten Erdoğan, bazı çevrelerin ırkçılık virüsünü kaptığını üzülerek gördüğünü söyledi. Zorla ailelerinden kopartılan çocukların ölüme gönderilmesini, şehirleri işgal edip sivil halka eziyet etmeyi kimsenin savunamayacağını dile getirdi. Halep'in güvenli hale gelmesinin kimleri rahatsız ettiğini sorguladı. Ellerine silah tutuşturulan çocukların hem Kürt hem de Suriye'nin geleceği olduğunu vurguladı. Terörle, şiddetle hiçbir yere varılamayacağını anlamak için daha kaç çocuğun ölmesi gerektiğini sordu. Arap'ın kanının Kürt'e, Kürt'ün kanının Türk'e haram olmadığını, tüm halkların birbirinin kardeşi olduğunu belirtti. Kardeşlik ve komşuluk hukuku varken bu nefretin, öfkenin niye olduğunu sorguladı.

Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti dimdik ayaktayken başka hamiler, dostlar aranmasına ve elinde Müslüman kanı olanlardan medet umulmasına anlam veremediğini söyledi. Kesret içinde vahdet olmak dururken neden ayrıştığımızı, aramıza duvarlar örülmesine neden izin verdiğimizi sordu. Vicdan penceresi yerine ırkçılık ve kavmiyetçilik gözlüğüyle bakanları bu hatadan dönmeye çağırdı. Bu coğrafyanın 1000 yıllık sakinleri ve sahipleri olduklarını vurguladı. Türk, Kürt, Arap olarak birbirlerinden başka dostlarının olmadığını, ne zaman bir araya gelip kucaklaştılarsa refah ve huzurun arttığını, büyük medeniyetler inşa ettiklerini hatırlattı. Ne zaman birbirlerine düştüklerinde zayıfladıklarını ve ağır bedeller ödediklerini belirtti. Suriye başta olmak üzere coğrafyalarının hiçbir köşesinde savaş, çatışma ve gerilim görmek istemediklerini söyledi. Yer altı ve yer üstü zenginliklerinin savaş baronlarının ceplerine akmasını istemediklerini ifade etti. Kardeşler açlıkla boğuşurken petrolü kanından daha değerli gören materyalist zihniyetin palazlanmasını istemediklerini dile getirdi. Hep birlikte kazanmak, aydınlık geleceği inşa etmek ve barış içinde yaşamak istediklerini vurguladı. Etnik kökenine, dinine, mezhebine bakmaksızın bölgede akan kanın durmasını ve ölümlerin son bulmasını istediklerini kaydetti.

Erdoğan, İstanbul Güngören'de öldürülen Atlas Çağlayan cinayetiyle ilgili olarak, faillerin yargıda gereken dersi almasını istediğini belirtti. Bu konuda üzerlerine düşen görevi sonuna kadar yerine getirme kararlılığında olduklarını söyledi. Atlas yavrunun acımasızca katledilmesinin hesabını sormanın görevleri olduğunu vurguladı. Türk, Kürt, Arap, Sünni, Şii ayrımı yapmaksızın bir, iri ve diri olmayı istediklerini ve bunun için samimiyetle gayret gösterdiklerini ifade etti. Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge idealinin gayesinin bu olduğunu söyledi. Menzile ulaşmanın Allah'ın takdiri olduğunu ancak iktidar olarak bu uğurda çalışmaya devam edeceklerini belirtti. Kendilerini bölmek, parçalamak ve birbirlerine düşman etmek isteyenlere inat, kenetlenmiş şekilde müreffeh yarınlara yürüyeceklerini söyledi. Mehmet Akif Ersoy'un dizelerini alıntılayarak, geçmişten ders alınmadığında tekerrür edeceğini hatırlattı. Bir asır önce yaşanan acıların tekerrür etmemesi için kurulan tuzaklara düşmeyeceklerini ve provokasyonlara prim vermeyeceklerini belirtti. Önce ülkeyi, ardından da bölgeyi terörün pençesinden kurtaracaklarını ve bunu muhabbet, dayanışma, uhuvvet ve vahdet içinde hep birlikte başaracaklarını ifade etti.

Editör Notu: Bu haber, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kabine Toplantısı sonrası yaptığı açıklamalarla, Türkiye'nin hem iç hem de dış politikadaki önemli başlıklarını, özellikle de Suriye meselesine yaklaşımını ve bölgesel barışa yönelik vizyonunu detaylı bir şekilde okuyucuya aktarıyor.