Erzincan'da 242 Yıllık Sessizlik ve Yeni Sarsıntılar: Yedisu Fayı Endişesi

07.02.2026 By Fatih Öztürk Gundem

Erzincan'da 242 Yıllık Sessizlik ve Yeni Sarsıntılar: Yedisu Fayı Endişesi

Türkiye'nin deprem gerçeği, 6 Şubat'taki yıkıcı olayların ardından bir kez daha gündeme gelirken, Erzincan'da yaşanan son sarsıntı bölgedeki fay hatları ve gelecekteki potansiyel depremler hakkında endişeleri artırdı. Kandilli Rasathanesi'ne göre büyüklüğü 5 olan bu deprem, özellikle Yedisu Fayı'nın uzun süredir sessiz kalmasıyla bilinen "sismik boşluk" durumu nedeniyle dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu tür sarsıntıların gelecekteki büyük depremlerin bir habercisi olabileceği uyarısında bulunuyor.

Erzincan'ın Deprem Tarihi ve Kırmızı Çizgiler

Erzincan, tarihi boyunca birçok büyük depreme sahne olmuş bir şehir. Son 125 yılda yaşanan üç büyük depremde binlerce insan hayatını kaybetti ve şehir büyük yıkımlara uğradı. Özellikle 1939'daki 7.9 büyüklüğündeki deprem, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en şiddetlisi olarak kayıtlara geçti. Ardından 1983 ve 1992 yıllarında meydana gelen depremler de bölgenin depremselliğini gözler önüne serdi. Bu geçmiş, her yeni sarsıntının daha derinlemesine incelenmesini gerektiriyor.

Son yaşanan 4.9 büyüklüğündeki depremin merkez üssü Kemah'ın konumu da dikkat çekici. Bu bölge, Kuzey Anadolu Fayı (KAF) ile birlikte Divriği ve Ovacık faylarının kesişim noktasında yer alıyor. Bu durum, bölgenin üç farklı fay hattının potansiyel etkilerine açık olduğunu gösteriyor. 2011 yılında da bu bölgeye yakın bir noktada meydana gelen 5.6 büyüklüğündeki deprem, bölgedeki fayların aktifliğini bir kez daha hatırlatmıştı.

Yedisu Fayı: Sessiz Tehlike

Erzincan ve çevresindeki faylar incelendiğinde, en büyük endişe kaynağının Yedisu Fayı'nın Erzincan'ın doğusundan Bingöl'ün Yedisu ilçesine kadar uzanan 70 kilometrelik segmenti olduğu belirtiliyor. Bu fay hattında en son 1784 yılında büyük bir deprem yaşanmış. Aradan geçen 242 yıllık sessizlik, bu segmenti bir "sismik boşluk" haline getirmiş durumda. Uzmanlar, bu boşluğun biriken enerjinin bir gün büyük bir deprem olarak ortaya çıkma olasılığını artırdığına dikkat çekiyor.

“Erzincan ilinde 27 Aralık 1939 tarihinde 7.9 büyüklüğündeki Erzincan Depremi ve 13 Mart 1992’de 6.8 büyüklüğünde depremler meydana geldi. Bu depremler Kuzey Anadolu Fayı üzerinde yani bu fayın kırılması ile oldu. Yaklaşık 33 bin kişinin ölümüne neden olan 27 Aralık 1939’daki deprem Türkiye Cumhuriyet tarihinde meydana gelen en büyük depremdir. Ovacık fayı üzerinde yakın tarihte meydana gelen 5 ve üzeri bir deprem yoktur. Erzincan’dan kuzeybatıya doğru Tokat’ın Niksar ilçesine doğru uzanan Kuzey Anadolu Fayı üzerinde yakın bir zamanda büyük bir deprem olma olasılığı yok denecek kadar azdır. Bölgeyi asıl korkutan fay, Kuzey Anadolu fayının Erzincan’ın doğusuna doğru Bingöl’ün Yedisu ilçesine kadar uzanan ve 70 km uzunluğundaki Yedisu Segmenti diye isimlendirilen kısmıdır. Yedisu Segmenti’nde en son 1784 yılında büyük bir deprem yaşandı. 242 yıldır bu segmentte büyük bir deprem olmaması nedeniyle sismik boşluk olarak gösteriliyor ve büyük bir deprem üretme olasılığı her geçen gün artıyor.” - Doç. Dr. Bülent Özmen

Haritada Görünmeyen Faylar ve Deprem Etkisi

Son depremin merkez üssü Kemah'ın çevresinde diri fay haritalarında belirgin bir fay hattının görünmemesi, depremin nasıl gerçekleştiği sorusunu akla getiriyor. Ancak uzmanlar, bir bölgenin depremden etkilenmesi için mutlaka altından fay geçmesi gerekmediğini vurguluyor. Fay hattına uzak olsa bile depremin şiddetini hissedebilen ve yıkımla karşılaşabilen bölgeler olabiliyor. Bu durum, Erzincan'ın zemininin de deprem etkisini artırıcı bir rol oynadığını gösteriyor.

Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Afet Yönetimi Uzmanı Doç. Dr. Bülent Özmen, depremin merkez üssünün Kemah'ın yaklaşık 20 kilometre kuzeybatısında, Erzincan kent merkezinin ise 55 kilometre batısında yer aldığını belirtti. Özmen, Türkiye Diri Fay Haritası'nda depremin merkez üssüne yakın bir yerde diri fayın haritalanmadığını ancak bölgenin Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ) içinde yer aldığını ve Erzincan havzasında ana fay hattının yanı sıra birçok ikincil fay bulunduğunu açıkladı. 6 Şubat'ta meydana gelen depremin bu ikincil faylardan birinin üzerinde, doğrultu atımlı bir fayın kırılmasıyla gerçekleştiğini belirtti. Yaklaşık 5 km derinlikte meydana gelen bu sarsıntının, başta Erzincan olmak üzere komşu illerde de hissedildiğini ekledi.

Zemin Yapısı ve Deprem Sıklığı

4 ila 5 büyüklüğündeki depremlerin bile neden bu kadar şiddetli hissedildiği sorusu, zeminin jeolojik yapısıyla yakından ilgili. Erzincan'ın alüvyal bir ova üzerinde kurulu olması, deprem dalgalarının etkisini artırıyor. Bu tür orta büyüklükteki depremlerin sık yaşanması, bölgenin aktif fay hatlarıyla çevrili olduğunun bir kanıtı olarak görülüyor.

Doç. Dr. Bülent Özmen, Erzincan'ın genel olarak deprem tehlikesinin en yüksek olduğu illerden biri olduğunu yineledi. Şehrin Kuzey Anadolu Fayı üzerinde kurulu olması ve yerleşim alanının alüvyal bir ova olması, hem tehlikeyi hem de riski artırıcı unsurlar olarak öne çıkıyor. Tarihsel ve aletsel dönemdeki deprem kayıtlarına bakıldığında, Erzincan'ın yaklaşık 20 yıkıcı deprem yaşadığı ve her birinde önemli kayıplar verdiği görülüyor. Özmen, Türkiye'de orta büyüklükte bu tür depremlerin ortalama olarak ayda bir kez meydana gelebildiğini belirtti. Bu durumun, deprem risklerinin azaltılması yönündeki çalışmalara odaklanmanın önemini bir kez daha hatırlattığını vurguladı.

Editör Notu: Bu haber, Erzincan'ın uzun yıllardır sessiz kalan Yedisu Fayı'nın potansiyel tehlikesini ve bölgenin deprem gerçeğini uzman görüşleriyle detaylandırarak okuyucuya aktarıyor.