İletişim Başkanı Altun: "Türkiye ve Orta Doğu için karanlık yıllar geride kaldı, yeni bir ufuk açılıyor"

28.06.2026 By Fatih Öztürk Gundem

İletişim Başkanı Altun: "Türkiye ve Orta Doğu için karanlık yıllar geride kaldı, yeni bir ufuk açılıyor"

İletişim Başkanı Fahrettin Altun, dün İbn Haldun Üniversitesi Başakşehir Külliyesi'nde düzenlenen 8. Mezuniyet Töreni'nde konuştu. Altun, Türkiye'nin son çeyrek asırdaki dönüşümünü vurgularken, mezunlara "hakikate sadakat" ve "insana merhamet" gibi beş temel emaneti hatırlattı. Tören, 75 farklı ülkeden 564 uluslararası öğrencinin katılımıyla uluslararası bir boyut kazandı.

Bir asırlık perspektif değişimi: Batı merkezli modernlikten kendi modernitemize

Altun, konuşmasının başında tarihi bir karşılaştırma yaptı. "Bir yüzyıl önce bu kürsüde olsaydım, insanlığın birikiminin Batı medeniyetinin inhisarında olduğunu, herkesin Batı'nın çizdiği modernlik yolunu takip etmek zorunda olduğunu söylerdim" ifadeleriyle geçmiş anlayışı anlattı. Bugün ise tamamen farklı bir tablo çizdiğini belirtti.

İletişim Başkanı, Türkiye'nin artık kendi modernitesini üreten, dünyayı kendi perspektifiyle anlamlandıran ve "Daha adil bir dünya mümkün" diyerek evrensel bir mesaj veren bir aktör haline geldiğini vurguladı. Bu dönüşümün sadece Türkiye'ye özgü olmadığını, tüm insanlığa hitap eden bir proje olduğunu kaydetti.

1990'ların krizler arasından bugünün istikrarına

Kendisinin de 1990'ların başında mezun olduğunu anlatan Altun, o dönemdeki gençlikle bugünkü gençliği karşılaştırdı. "Benim dünyamda Türkiye, siyasi ve ekonomik krizlerin içindeydi. Soğuk Savaş yeni bitmişti, Batı hegemonyası ve liberal düzenin zaferi konuşuluyordu, hatta tarihin sonu ilan ediliyordu" dedi.

Son 25 yılda atılan mesafeyi özetlerken şu tespiti paylaştı: "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, etrafında istikrar oluşturdu, güvenlik sağladı ve dünyaya söz söyleyecek bir noktaya geldi. İbn Haldun'un 14. yüzyıldan gösterdiği ufuk, bugün bu üniversitede ve bu yolu benimseyenlerde bir karşılık buldu." Bu başarıyı "sadece Türkiye'ye değil, tüm dünyaya seslenen bir karşılık" olarak tanımladı.

Çok kutuplu dünyada Türkiye'nin kompası: Adalet ve hakikat

Dünyanın çok kutuplu bir yapıya evrildiğini belirten Altun, "Bu kutuplar kimler? Aralarındaki ilişki ne? Bunu bile belirleyemiyoruz. Bu karanlıkta bize doğruyu gösterecek bir çizgi lazım" diye konuştu. İbn Haldun mezunlarının ve Türkiye'nin bu çizgiye talip olması gerektiğini savundu.

Uluslararası arenadaki Türkiye profiline atıfta bulunarak şu sözleri etti: "Gazze'deki soykırımda en fazla sesi çıkaran ülke Türkiye ise, çatışmaları durdurup savaşın tarafı olmayan, güvenliği ve işbirliğini öne çıkaran bir aktör olarak Türkiye varsa, bunların hiçbiri tesadüf değildir." Bu tutumun, Türkiye'nin yeni küresel vizyonunun bir yansıması olduğunu ifade etti.

Türkiye artık sadece bir ülke politikası izlemiyor; evrensel bir adalet arayışı içinde, mazlum coğrafların sesi olma misyonu üstlenmiş bir devlet kimliği inşa ediyor.

Mezunlara beş "emanet": Yaşam rehberi olarak değerler

Altun, diplomalarının yanı sıra gönlünde taşımaları gereken beş emaneti sıraladı. Her birini derinlemesine açıkladı:

1. Hakikate sadakat: Yalan hızıyla yarışan çağda şahitlik etmek

"Bilginiz sizi kalabalıkların alkışına değil, hakkın ve hakikatin izine götürsün" diyen Altun, yalanın hızlandığı, algının hakikatin önüne geçirildiği, hak-batıl çizgisinin bilinçli bulanıklaştırıldığı bir dönemde yaşandığını belirtti. Mezunlardan, kalemleriyle, sözleriyle, duruşlarıyla ve ilimleriyle hakikatin şahidi olmalarını istedi.

2. İnsana merhamet: Gönül, Gazze'den Afrika'ya, Arakan'a kadar açık olsun

İkinci emaneti "insana merhamet" olarak formüle eden Altun, "Hangi makamda, meslekta, ülkede olursanız olun, insan onurunu her şeyin önünde tutun" buyurdu.