'İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü' Davasında Sanık Savunmaları
İstanbul'da görülen ve Ekrem İmamoğlu'nu da ilgilendiren "çıkar amaçlı suç örgütü kurma" iddiasına ilişkin davada, 18. duruşma sona erdi. Duruşmada, tutuklu sanıklardan reklamcı Yusuf Utku Şahin ve İSTTELKOM AŞ Genel Müdürü Melih Geçek savunmalarını sundu. Mahkeme, avukatların beyanlarının alınmasının ardından duruşmayı yarına erteledi.
Sanıklar Suçlamaları Reddetti
Savunmasını yapan sanık Yusuf Utku Şahin, bir tanık ifadesi üzerine tutuklandığını belirtti. Reklamcılık sektöründe faaliyet gösterdiğini ve 2021'de piyasaya sürülen 'İstanbul Senin' uygulaması hakkında bilgi sahibi olduğunu söyledi. Çalıştığı şirkete kayyum atanmasına rağmen, 'İstanbul Senin' ve 'İBB Hanem' gibi uygulamalarla veri toplama gibi bir rolünün olmadığını savundu. Şahin, İBB veya bağlı şirketlerinde hiçbir zaman çalışmadığını vurguladı.
Şahin, "Google Tag Manager" aracılığıyla veri çalmanın mümkün olmadığını iddia etti. Sektörde bilgi birikimiyle tanındığını belirten Şahin, iddianamede yer alan ve diğer sanık Emrah Yüksel ile 82 saniye görüştüğüne dair konuşmayı hatırlamadığını ve Yüksel'i hiç tanımadığını ifade etti. Savcılığın, kendisinin atmadığı ve suç unsuru içermeyen e-postalarla tutuklandığını öne sürdü.
'İBB'nin Veri Sorumlusu Özgüner'di'
İSTTELKOM AŞ Genel Müdürü tutuklu sanık Melih Geçek ise savunmasında, Ekrem İmamoğlu ile 2010 yılında Beylikdüzü'nde tanıştığını ve sonrasında görüşmediklerini belirtti. Siyasi hayatına Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP) başladığını ve bilişim alanındaki görevlerini anlattı. Seçim Koordinasyon Bilişim Merkezi sorumluluğu yaptığını kaydeden Geçek, İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Naim Erol Özgüner'in gerçek dışı ifadeleri nedeniyle yargılandığını savundu.
Geçek, Özgüner'in siyaset yapma isteği ve belediye başkanı olma arzusu nedeniyle kendisini "tahliye bileti" olarak kullandığını iddia etti. 'İstanbul Senin' uygulamasının kent için faydalı olduğunu ancak kötü gösterilmeye çalışıldığını söyledi. Verilerin Almanya'ya gönderildiği iddialarına karşılık, resmi davetle gittiklerini ve Özgüner'in toplantıya Zoom üzerinden katıldığını belirtti. Geçek, İBB'nin asıl veri sorumlusunun Naim Erol Özgüner olduğunu ve birçok kişinin tutuklanmasına onun neden olduğunu vurguladı.
Uygulamaların Amacı ve Veri Güvenliği Tartışması
'İstanbul Senin' uygulamasının vatandaşlara hizmet sunmak amacıyla kurulduğunu savunan Geçek, kişisel verilerin toplanması iddiasının gerçeği yansıtmadığını belirtti. Uygulamanın olmasa dahi farklı uygulamalarla veri akışının devam edeceğini söyledi. Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi'nin (USOM) veri sızıntısı bulunmadığı yönündeki açıklamasını hatırlatarak, test kullanıcılarının tutuklanırken asıl veri sorumlularına soru sorulmadığını dile getirdi.
Geçek, 'İBB Hanem' uygulaması hakkında ise bilgi sahibi olmadığını ve savunamayacağını ifade etti. Örgüt yöneticisi olmakla suçlanan Hüseyin Gün ile hayatında sadece bir kez karşılaştığını ve onu tanımadığını öne sürdü. Gün'ün 'İstanbul Senin benim projem' şeklindeki konuşmalarını ve kendisini aşağılamasını örnek göstererek, böyle bir kişinin kendisini bir örgüte dahil etmesinin mantıksız olduğunu savundu. Gün'ü "tam bir şarlatan" olarak nitelendiren Geçek, savcılığın kendisini bu kişiyle ilişkilendirmesini "iddianamedeki en büyük hakaret" olarak değerlendirdi.
Davanın Önemi ve Gelecek Adımlar
Bu dava, kamuoyunda büyük yankı uyandıran ve özellikle yerel yönetimlerin veri yönetimi ile ilgili süreçlerini mercek altına alan önemli bir hukuki süreç olarak öne çıkıyor. Sanıkların savunmalarında dile getirdikleri iddialar, davanın seyrini etkileyebilecek nitelikte. İstanbul'un yönetimiyle ilgili devam eden bu hukuki süreç, gelecekte benzer davalar için de emsal teşkil edebilir. Mahkemenin vereceği kararlar, hem ilgili kişilerin kaderini belirleyecek hem de dijital verilerin korunması ve yönetimi konusundaki yasal düzenlemeler açısından da önemli ipuçları sunacaktır.