İmamoğlu’nun “çıkar amaçlı suç örgütü” davasının 55. duruşması kapandı
İmamoğlu’nun “çıkar amaçlı suç örgütü” davasının 55. duruşması kapandı
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesinde, Ekrem İmamoğlu ve diğer sanıkların yer aldığı “çıkar amaçlı suç örgütü” davasının 55. duruşması, 10 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleşti. Duruşmada, İmamoğlu’nun iddia ettiği işkence ve tutukluluk koşullarıyla ilgili ifadeleri mahkeme kürsüsünden dile getirdi. Sanıkların savunmaları tamamlandı, bir sonraki oturum ise yarına ertelendi.
İmamoğlu’nun iddiaları ve savunma stratejisi
Sanık İmamoğlu, Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısının kaçırıldığı ve şiddetli işkence gördüğü iddiasını tekrar etti. 36 saat boyunca susuz bırakılması, tırnaklarının çekilmesi gibi detayları öne sürdü ve bu durumun ailesiyle iletişimini engellediğini belirtti. “Bu olayların farkında olmadan bir parçası olduğumu düşünmüyorum” diyerek, savunmasını kişisel bir hakikâta dayandırdı.
Diğer sanıkların savunma açıklamaları
Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Doğan Hamit Doğruer, hâlâ tutuklu konumda olup, Sayıştay raporlarında usulsüzlük bulunmadığını savundu. “Şeffaflık ilkeleri çerçevesinde hareket ettik, ihale süreçlerinde herhangi bir yasa dışı müdahale yoktur” şeklinde konuştu. Doğruer, teknik değerlendirmelerin kendi sorumluluğunda olmadığını ve yalnızca ödeme takibini yaptığını vurguladı.
Mahkeme süreci ve sonraki adımlar
Duruşmanın sonunda, hâkimin sanıkların savunmalarını dinleyerek dosyayı bir sonraki gün için ertelenmesi kararı verildi. Bu karar, hâkimin ek delil ve tanık beyanlarını değerlendirmek istediğini gösteriyor. Mahkeme, ihale sürecindeki olası usulsüzlükleri ve işkence iddialarının doğruluğunu titizlikle inceleyecek.
İlgili gelişmeler ve bağlam
Bu dava, Türkiye’nin Gündem gündeminde uzun süredir tartışılan bir konu. Putin'in İstanbul üzerinden barış görüşmeleri teklifine atıfta bulunulması, dış politikada da aynı şehirdeki diplomatik çabaların yoğunluğunu gösteriyor.
Geniş çaplı etkileri
Mahkemenin vereceği karar, sadece İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın siyasi geleceğini değil, aynı zamanda kamu ihaleleri ve yüksek profilli davaların yargı süreçlerini de şekillendirebilir. Karar, benzer iddiaları taşıyan diğer kamu görevlileri için emsal teşkil edebilir.
Sonuç
İmamoğlu’nun iddiaları ve diğer sanıkların savunmaları, Türkiye’de kamu yönetimi ve yargı arasındaki sınırları yeniden gündeme taşıdı. Mahkemenin ilerleyen oturumlarda vereceği karar, hem yerel hem de ulusal politikada yeni bir denge oluşturabilir; bu da gelecekte benzer davaların seyrini etkileyebilir.