İnşaat Sektöründe 2026 Yılında İstikrarlı Büyüme Beklentisi
İnşaat Müteahhitleri Sanayici ve İş İnsanları Derneği (İMSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Demir, 2025 yılının inşaat sektörü için temkinli bir başlangıç olduğunu belirtti. Yılın ilk yarısında gözlemlenen durağanlığa karşın, üçüncü ve dördüncü çeyrekte kaydedilen kısmi ivmelenme, sektör temsilcileri için gelecek adına umut ışığı yaktı. Demir, bu gelişmeleri, önümüzdeki dönemde yaşanacak olumlu değişimlerin habercisi olarak değerlendirdi.
Sektörün Dinamikleri ve Gelecek Tahminleri
Şeref Demir, inşaat sektörünün temel bir insan ihtiyacı olan barınmayı karşıladığına dikkat çekti. Bu nedenle sektörün, insanlık var olduğu sürece canlı kalacağını vurguladı. Barınma ihtiyacının ertelenebilir olsa da, nihayetinde karşılanması gereken zorunlu bir gereklilik olduğunu ifade etti. Birikmiş olan konut talebinin, ekonomik istikrarın kısmen sağlanmasıyla birlikte yılın son çeyreğinde hissedilir bir artışa yol açtığını belirtti.
Türkiye'de uygulanan sıkı para politikası ve enflasyonla mücadele çabalarının, yıllık enflasyon oranını son dört yılın en düşük seviyesine indirmesi, sektör için önemli bir gelişme olarak kaydedildi. Demir, bu durumun faiz oranlarında kademeli düşüşleri beraberinde getireceğini öngörüyor. Faiz oranlarındaki düşüşün, konut kredisi faizlerini de olumlu etkilemesi ve finansmana erişimi kolaylaştırmasıyla birlikte, sektörün önünün daha açık hale geleceği tahmin ediliyor.
Sektör temsilcileri, 2026 yılından oldukça umutlu. Birikmiş konut talebinin satışlara dönüşeceği, enflasyonun kontrol altına alınması ve faizlerin düşmesiyle üretimde de artış yaşanacağı öngörülüyor. Bu faktörlerin bir araya gelmesiyle 2026'nın, sektörün önünün açık olduğu ve ivme kazanacağı istikrarlı bir yıl olması bekleniyor. Ancak Demir, yılın ilk aylarında büyük bir sıçrama yaşanmayabileceğini, asıl hareketliliğin üçüncü ve dördüncü çeyrekte görülmesini beklediklerini sözlerine ekledi.
Kentsel Dönüşümün Önemi ve İhtiyaçlar
Demir, Türkiye'deki mevcut yapı stokunun yaklaşık 26 milyon civarında olduğunu ve bunun yaklaşık 6.7-7 milyonluk kısmının riskli olduğunu belirtti. Bu riskli yapıların bir an önce daha güvenli hale getirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Bu dönüşümün sağlanabilmesi için ciddi bir imalat kapasitesine ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
Artan kentleşme ve kısmi nüfus artışı göz önüne alındığında, Türkiye'nin her yıl yaklaşık 800 bin ila 1 milyon yeni konuta ihtiyaç duyduğu tahmin ediliyor. Mevcut riskli yapı stoğunun ortadan kaldırılması ve yeni konut ihtiyacının karşılanması için sektörün hızla ivme kazanması gerektiği vurgulandı. Demir, kentsel dönüşümün bir beka sorunu olduğunu ve bir an önce çözülmesi gerektiğini belirtti. Balıkesir merkezli yaşanan depremlerin de kentsel dönüşümün önemini bir kez daha gündeme getirdiğini hatırlattı.
Sektörün geleceği için genel ve yerel yönetimlerle işbirliği içinde, siyaset üstü bir yaklaşımla kentsel dönüşüm projelerinin hızlandırılması gerektiğine işaret etti. Mevcut durumda kentsel dönüşümün istenilen seviyede olmadığını belirten Demir, bu alanda atılacak adımların sektöre de önemli bir ivme kazandıracağını söyledi.