İran'da Rejim Karşıtı Gösterilerde Ölüm Sayısı Artıyor: Rejimin Sert Müdahalesi Sürüyor
İran'da ekonomik sıkıntılarla başlayan ve kısa sürede rejime karşı geniş çaplı bir özgürlük ve değişim talebine dönüşen protestolar, 16. gününe girerken kanlı bir tablo çiziyor. Rejimin gösterilere yönelik sert müdahaleleri sonucu hayatını kaybedenlerin sayısının kaygı verici boyutlara ulaştığı bildiriliyor. İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA) tarafından yayınlanan rapora göre, şu ana kadar 664 kişi yaşamını yitirdi. Hayatını kaybedenler arasında 133 güvenlik görevlisi ve bir savcı bulunuyor. Ayrıca, 9'u 18 yaşın altında olmak üzere çok sayıda gencin de bu gösterilerde hayatını kaybettiği belirtiliyor.
Gözaltılar ve İdam Tehdidi
Protestoların bastırılması amacıyla gerçekleştirilen operasyonlarda binlerce kişi gözaltına alındı. HRANA'nın verilerine göre, şu ana kadar 10 bin 721 kişi tutuklandı. Gözaltına alınanlardan bazılarının "görülmemiş bir hızla" idam edileceği yönündeki bilgiler, endişeleri daha da artırıyor. Özellikle 26 yaşındaki İrfan Soltani isimli gencin ailesine, oğullarının bugün idam edileceği bilgisi verildiği öğrenildi. Bu durum, rejimin muhaliflere yönelik acımasız tutumunu gözler önüne seriyor.
Gerçek Ölü Sayısı Tahminlerin Ötesinde Olabilir
Ülke tarihinin en büyük protesto dalgalarından biri olarak nitelendirilen bu gösteriler sırasında İran'ın dış dünya ile iletişimi, telefon ve internet bağlantıları neredeyse tamamen kesildi. Bu durum, gerçek ölü sayısının resmi rakamların çok üzerinde olabileceği iddialarını güçlendiriyor. Görgü tanıkları ve İngiliz basınına bilgi veren İranlı yetkililer, ölü sayısının yaklaşık 2 bin civarında olabileceğini öne sürüyor. BBC Farsça Servisi'ne konuşan görgü tanıkları, uluslararası medyanın bildirdiği rakamların yaşanan dehşetin yalnızca bir kısmını yansıttığını belirtiyor. Bir İranlı gazeteci, "Şu anda dışarı çıkmak için ölmek istiyor olmanız gerek" sözleriyle durumu özetliyor.
Uluslararası Tepkiler ve ABD'den Uyarı
İran'daki gelişmeler, uluslararası kamuoyunda büyük bir endişeyle takip ediliyor. ABD'nin Tahran Sanal Büyükelçiliği, ABD vatandaşlarına yönelik bir güvenlik uyarısı yayımladı. Uyarıda, Amerikan vatandaşlarından Washington yönetiminin "yardımına ihtiyaç duymadan" İran'dan ayrılmaları istendi. Ülkede devam eden gösteriler ve güvenlik riskleri nedeniyle, vatandaşlara "hemen ayrılmaları" veya ayrılamıyorlarsa evlerinde ya da güvenli bir yerde kalmaları tavsiye edildi.
ABD Başkanı Donald Trump, İran'daki protestoculara destek çağrısında bulundu. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "İranlı vatanseverler, eylemlere devam edin. Katillerin ve tacizcilerin isimlerini kaydedin. Çok ağır bir bedel ödeyecekler" ifadelerini kullandı. Ayrıca, protestocuların öldürülmesi durdurulana kadar İranlı yetkililerle olan tüm görüşmelerini iptal ettiğini ve "yardımın yolda" olduğunu belirtti. Bu açıklamalar, ABD'nin İran'daki duruma yönelik artan ilgisini ve olası müdahale seçeneklerini gündeme getirdi. Trump'ın, İran'a karşı siber ve psikolojik saldırı seçenekleri konusunda bilgilendirildiği de iddialar arasında yer alıyor.
İnternet Kesintisi ve Starlink Engellemesi
İran'da gösterilerin başladığı ilk günlerden itibaren internet erişimi sık sık kesildi. Perşembe akşamından beri ülkedeki internet bağlantısının tamamen kesilmesi, halkın dış dünya ile iletişim kurmasını engelledi. Hatta Elon Musk'ın SpaceX firmasına ait uydu interneti Starlink'in dahi İran'da devre dışı bırakıldığı belirtiliyor. Forbes dergisi, İran'ın Starlink'i engellemesini "oyun değiştirici bir adım" olarak nitelendirdi. Bu engellemenin Rusya'dan sağlanan sinyal bozucular aracılığıyla yapıldığı ve rejimin her saat yaklaşık 1.5 milyon dolar harcayarak internet erişimini kısıtladığı ifade ediliyor. Bu durum, rejimin bilgi akışını kontrol etme çabasının bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Siyasi Yorumlar ve Olası Değişim Sinyalleri
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, İran'daki kitlesel protestoların rejimin sonunu getirebileceğini düşündüğünü belirtti. Merz, "Bir rejim ancak şiddetle iktidarda kalabiliyorsa, o zaman fiilen sonuna gelmiştir. Ben, şu anda bu rejimin son günlerini ve haftalarını yaşadığımızı düşünüyorum" dedi. Merz, rejimin halkın oylarıyla meşruiyetinin olmadığını ve halkın bu rejime karşı ayaklandığını savundu.
Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un, İran'ın sürgündeki eski lideri Şah Muhammed Rıza Pehlevi'nin oğlu Rıza Pehlevi ile gizlice görüştüğü iddia edildi. Bu görüşmenin, İran'daki rejimin olası bir düşüşü durumunda Pehlevi'nin geçiş dönemi liderliği rolünü üstlenmeye çalıştığı şeklinde yorumlandı. Bu tür temaslar, İran'da siyasi bir değişim beklentisinin uluslararası düzeyde de dillendirildiğini gösteriyor.
Bölgedeki genel gerilim ve güvenlik durumu, Doğu Akdeniz'deki gelişmeler gibi diğer jeopolitik olaylarla birlikte değerlendirildiğinde, küresel istikrar açısından önemli bir dönemeçte olduğumuz görülüyor. Benzer şekilde, uluslararası güvenlik platformlarında Türkiye'nin de stratejik rolü, örneğin NATO'nun Türkiye'den F-16 filolarıyla destek talep etmesi gibi gelişmelerle birlikte, bölgedeki dengeler sürekli bir değişim içinde.
Yaşananlar, sadece İran'ın iç meselesi olmanın ötesinde, küresel çapta insan hakları, demokrasi ve siyasi özgürlükler konusunda önemli soruları gündeme getiriyor. Rejimin baskıcı politikalarının ne kadar süreyle devam edebileceği ve halkın değişim talebinin ne sonuçlar doğuracağı, önümüzdeki günlerde daha net ortaya çıkacaktır. Bu durum, bölgedeki genel Gundem başlıkları altında da sıkça yer bulmaktadır.