İşgal Altındaki Batı Şeria'da Gazetecilere Yönelik İsrail Şiddeti: CNN Ekibi Hedef Alındı
İşgal altındaki Gundem'de yer alan son gelişmeler, İsrail güçlerinin gazetecilere ve Filistinlilere yönelik sert müdahalesini bir kez daha gözler önüne serdi. CNN International'ın bölgedeki ekibi, yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin kurduğu bir yerleşimi takip ederken İsrail askerlerinin hedefi oldu. Olay, bölgedeki gerilimin ve insan hakları ihlallerinin boyutunu gözler önüne serdi.
Yerleşimcilerin Ardından Askerler de Gazetecileri Hedef Aldı
Olay, Tayasir köyünde yaşandı. Yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin Filistinlilere saldırarak yeni bir yerleşim yeri oluşturmasının üzerinden yalnızca 12 saat geçmişti. Bu gelişmeleri görüntülemek üzere bölgeye ulaşan CNN ekibi, İsrail askerleri tarafından durduruldu. Askerler, durumu kontrol altına almak yerine Filistinlilerle birlikte gazetecilere de müdahale etti. CNN ekibine silah doğrultan askerler, “Dur! Otur!” şeklinde emirler yağdırdı.
Foto Muhabiri Fiziksel Şiddete Maruz Kaldı
Gerilim kısa sürede tırmandı. CNN'in foto muhabiri Cyril Theophilos, aniden arkasından boğazı sıkılarak yere yatırıldı. Bu sırada muhabirin kamerası da kırıldı. Olayın ardından kısa süre içinde gazeteciler ve bölgedeki Filistinliler gözaltına alındı. Yaklaşık iki saat süren bu gözaltı süreci, İsrail askerlerinin saha operasyonlarında sıklıkla yerleşimcilerle aynı çizgide hareket ettiğini düşündürdü.
Yasa Dışı Yerleşimin İtirafı ve Savunması
Olaylar sırasında Meir adını kullanan bir İsrail askeriyle yapılan bir konuşmada, korudukları yerleşimin İsrail yasalarına göre dahi yasa dışı olduğu itiraf edildi. Asker, bu durumu “Bu bir gün yasal olacak, yavaş yavaş” şeklinde savunarak mevcut politikayı meşrulaştırmaya çalıştı. Kendi halkına yardım ettiğini belirten asker, bu sürece doğrudan katkı sağladığını da ifade etti. Bu tür söylemler, bölgedeki yerleşim politikasının arkasındaki ideolojik yaklaşımı ve stratejiyi açıkça ortaya koyuyor.
Yerleşim Stratejisi ve Hükümetin Rolü
CNN'in haberinde vurgulanan bir diğer önemli nokta ise yerleşimci stratejisinin kendisiydi. Buna göre, Filistin topraklarına önce yasa dışı karakollar kuruluyor, ardından askerlerin korumasıyla bu alanlar kalıcı hale getiriliyor ve en nihayetinde hükümet kararıyla yasallaştırılıyor. Özellikle 7 Ekim 2023’ten sonra İsrail'in en sağcı hükümetinin bu tür onlarca yasa dışı yerleşimi resmileştirdiği belirtildi. Bu durum, uluslararası hukukun ve bölgedeki barış çabalarının önündeki en büyük engellerden birini teşkil ediyor.
İdeolojik Temelli Şiddet ve İntikam Çağrıları
Meir isimli asker, işgal altındaki Batı Şeria'nın tamamının İsrail'e ait olduğunu savunurken, tüm Filistinlileri "terörist" olarak nitelendirdi ve açıkça "intikam" çağrısı yaptı. Bu tür ifadeler, sahadaki şiddetin rastgele olmadığını, aksine ideolojik bir yaklaşımla beslendiğini gösteriyor. İsrail ordusu ise olayla ilgili yaptığı açıklamada askerlerin davranışlarının "beklenen standartlara uymadığını" belirterek bir inceleme başlatıldığını duyurdu. Ancak artan yerleşimci şiddeti konusundaki sorulara yanıt vermekten kaçındı.
Yaşlı Filistinliye Uygulanan Şiddet Vahşeti
Sahada yaşananlar, sadece gazetecilerle sınırlı kalmadı. 75 yaşındaki Filistinli Abdullah Daraghmeh, yasa dışı yerleşimci şiddetinin en acı örneklerinden birini yaşadı. Kafatası kırılan, yüz kemikleri parçalanan ve dişleri dökülen Daraghmeh'in ailesi, gece yarısı evlerine giren yerleşimcilerin onu uykusunda darp ettiğini belirtti. Oğlu Sami Daraghmeh, babasını yatağında kanlar içinde bulduğunu ve bu durumun kabul edilemez olduğunu ifade etti. Köy sakinlerinin aktardığına göre, yerleşimciler sabaha karşı Tayasir'e baskın düzenleyip havaya ateş açarak birçok Filistinliyi darp etti. Sabah olduğunda ise köyde yeni bir yasa dışı yerleşim kurulmuştu.
Gazetecinin Çaresizliği: "Kameram Benim Tek Silahım"
Kendi evinin yanına kurulan bu yerleşim nedeniyle büyük korku yaşayan Imad Dabak, bölgede uyumaya cesaret edemediğini ve ailesini alıp köyü terk edeceğini söyledi. Dabak, İsrail ordusunun yerleşimcileri çıkarmaya yönelik bir niyetinin olmadığını da vurguladı. Çaresizliğini dile getiren Dabak, "Eğer gelirlerse sadece telefonla kaydederim. Onlara dokunamam bile. Yoksa beni tutuklarlar, hatta öldürebilirler. Kameram benim tek silahım," diyerek yaşadığı durumu özetledi.
CNN'e konuşan analistler, Tayasir'de yaşananların, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilerin hem topraklarını hem de can güvenliklerini kaybettiğini bir kez daha gösterdiğini belirttiler. Analistler ayrıca, İsrail askerlerinin bu şiddeti engellemek yerine görmezden geldiği yönündeki eleştirilere de dikkat çekti. Bu olaylar, bölgedeki insan hakları ihlallerinin ve uluslararası hukukun ihlalinin boyutunu gözler önüne sererken, barış sürecini de olumsuz etkilemeye devam ediyor. Bu gelişmeler, TMSF Dört Şirketin Ticari Bütünlüğünü Satışa Çıkardı gibi ekonomik gelişmeleri de gölgede bırakacak kadar önemli bir insani krizin altını çiziyor.