İsrailli Bakanlardan Gazze Konusunda Sert Açıklamalar: Türkiye'ye Kapı Kapama Sinyali
İsrailli Bakanlardan Gazze Konusunda Sert Açıklamalar: Türkiye'ye Kapı Kapama Sinyali
İsrail hükümetinden gelen son açıklamalar, Gazze'nin geleceğine dair tartışmaları alevlendirdi. İsrail Bilim ve Teknoloji Bakanı Gila Gamliel, katıldığı bir radyo programında Türkiye'nin olası bir uluslararası barış gücüne dahil olma ihtimaline dair sert ifadeler kullandı. Bu açıklamalar, Gundemdeki hassas dengeleri yeniden gündeme getirdi.
Türkiye'nin Rolüne Veto İddiası
Gila Gamliel, Türkiye'nin "Barış Kurulu"na katılımının ardından uluslararası bir istikrar gücüne de dahil olabileceği spekülasyonlarına karşılık net bir tavır sergiledi. Gamliel, "Size söz veriyorum. Türkler Gazze'ye giremeyecek," diyerek, Başbakan Netanyahu'nun Gazze Şeridi'nin yönetiminde Türkiye'yi devre dışı bırakacağını iddia etti. Bu söylemler, Türkiye'nin bölgedeki potansiyel rolüne dair bir veto işareti olarak yorumlandı.
Gazze'nin Yeniden İşgali Tartışması
Bu gelişmeler yaşanırken, İsrail hükümetinin aşırı sağcı kanadından da dikkat çekici açıklamalar geldi. Yerleşim Bakanı Orit Strock, ABD Başkanı Donald Trump'ın "Barış Kurulu" girişimini sert bir dille eleştirdi. Strock, bu planı "kötü bir plan" olarak tanımlayarak, İsrail'in Gazze Şeridi'ni yeniden işgal etmesi gerektiğini savundu. Bu görüş, bölgede kalıcı barışın sağlanması adına farklı yaklaşımların olduğunu gösteriyor.
Askeri Risk ve Koalisyon Uyarısı
Orit Strock, söz konusu planın İsrail askerlerini tehlikeye atacağını belirterek, bu nedenle uygulanmaması gerektiğini vurguladı. Strock, eğer bu plan yürürlüğe girerse, Başbakan Netanyahu'nun koalisyon hükümetinden ayrılabileceği tehdidinde bulundu. Bu durum, İsrail iç siyasetindeki hassasiyetleri ve Gazze politikasına yönelik farklı görüşleri gözler önüne serdi.
Tek Yetkili Olarak İsrail Savunusu
Strock, Gazze'nin yeniden işgali fikrini açıkça desteklerken, Filistinlilerin yönetime dahil edileceği alternatif modelleri de reddetti. Bakan, Gazze'de tek yetkili merciin İsrail olması gerektiğini savundu. Ayrıca, ateşkesin ikinci aşamasında gündeme gelen teknokratik bir Filistin yönetimi kurulması fikrine de şiddetle karşı çıktı. Bu tutum, bölgenin gelecekteki yönetim yapısına dair İsrail'in katı duruşunu yansıtıyor.
"Barış Kurulu" Girişiminin Arka Planı
Bu açıklamalar, ABD Başkanı Donald Trump'ın Dünya Ekonomik Forumu'nda "Barış Kurulu"nun kuruluş tüzüğünü imzalamasının ardından geldi. Trump, 15 Ocak'ta Gazze stratejisinin bir parçası olarak bu yapıyı oluşturma niyetini duyurmuştu. Kurul, Kasım 2025'te BM Güvenlik Konseyi tarafından resmen onaylandı. Beyaz Saray'a göre Trump başkanlığındaki kurulun tüzüğünde, Gazze Şeridi'ndeki insani durumla ilgili somut bir çerçeve bulunmuyor. Türkiye'yi temsilen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın da katıldığı törenle bu tüzük imzalanmıştı.
Gazze'de yaşanan insani krizin boyutları ise ürkütücü. En az 71.657 Filistinlinin hayatını kaybettiği, 171.399 kişinin yaralandığı bildiriliyor. Sivil altyapının yaklaşık %90'ının hasar gördüğü veya yok olduğu tahmin ediliyor. Birleşmiş Milletler, yeniden inşa maliyetinin yaklaşık 70 milyar dolar olacağını öngörüyor. Bu zorlu tablo, bölgede kalıcı bir çözüm bulunmasının ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Ancak İsrailli bakanların bu sert söylemleri, barış sürecini daha da karmaşık hale getirebilecek nitelikte.