İstanbul'un Tarihine Damga Vuran Buzlu Kışlar: Boğaz Dondu, Hayat Durdu
İstanbul'un Tarihine Damga Vuran Buzlu Kışlar: Boğaz Dondu, Hayat Durdu
İstanbul, geçmişte yaşanan ve hafızalarda derin izler bırakan olağanüstü Gundem olaylarına sahne oldu. Özellikle kış mevsimlerinin sert geçtiği dönemlerde, şehrin coğrafyasını tamamen değiştiren buzlanmalar yaşandı. En bilinen örneklerden biri 1987'deki yoğun kar yağışı olsa da, tarihin derinliklerine inildiğinde çok daha çarpıcı manzaralar ortaya çıkıyor. Kameraların henüz icat edilmediği 1621 kışı, Osmanlı tarihinde böylesi bir doğa olayının yaşandığı önemli bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçti. Ancak bu tür şiddetli kışlar, İstanbul'a bundan çok daha önce de periyodik olarak uğrayarak, şehrin yaşamını adeta 'girdap' misali sarıp dönüştürüyordu.
Tarihi Kayıtlar: Boğaz Buz Tuttu, İnsanlar Yürüdü
İstanbul'un geçmişte yaşadığı en şiddetli kışlardan bazıları, Bizans dönemine kadar uzanıyor. Kayıtlara göre 401 yılında Boğaz'da 20 gün süren bir don olayı yaşanmış, iki yaka arasındaki geçiş buzla kesilmişti. Bu türden büyük donmalar, yüzyıllar boyunca tekrarlandı. 739, 755 ve 763 yıllarında Boğaz'da kalın buz tabakaları oluştu. Özellikle 763 yılında Haliç kıyısından 100 metre ileriye kadar denizin buzla kaplandığı belirtiliyor. 700'lü yıllar, İstanbul için pek çok sert kışın yaşandığı bir dönem olarak tarihe geçti. O dönemde yazılan kaynaklar, Üsküdar'dan Galata'ya buz üzerinden yürüyerek geçilebildiğini gözler önüne seriyor.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde de benzer manzaralar yaşandı. 1232 yılında, Bizans yönetiminin son dönemlerinde İstanbul, son büyük buzlanmaya tanıklık etti. Fatih Sultan Mehmet'in şehri fethinden önce yaşanan bu olay, tarihin önemli anlarından biriydi. Bir sonraki büyük donma ise 1621'de meydana geldi. Bu kış o kadar şiddetliydi ki, şairlerin dizelerine ve tarih eserlerine konu oldu. 9 Şubat 1621'de Üsküdar ile Galata arasındaki geçiş, Osmanlı tebaası tarafından buz üzerinde yürüyerek gerçekleştirildi. Tarihçi Vasıf Efendi, 1755 ve 1768 yıllarındaki buzlanmaları şiirlerinde anlatarak kayda geçirdi.
Unutulmaz Kışlar ve Getirdiği Yasaklar
Tarih boyunca yaşanan bu olağanüstü kışlar, beraberinde bazı önlemleri ve yasakları da getirdi. Özellikle 1900'lü yıllara gelindiğinde, 1929, 1954 ve 1987 kışları unutulmaz anılarla ve tarihi yasaklarla dolu olarak kayıtlara geçti. Bu dönemlerde, kartopu oynamak yasaklanmış, gemiler Boğaz'da buzullara saplanmış ve insanlar yüzen buz kütlelerinin üzerinde gezinti yapmıştı. Bu ilginç ve bir o kadar da tehlikeli anlar, fotoğraflarla ölümsüzleştirildi. Bu tür sert kışların neden yaşandığı ve günümüzde neden eskisi kadar görülmediği ise merak konusu oldu.
Kışların Mekanizması Değişiyor: Kutup Girdapları ve İklim Değişikliği
Kandilli Rasathanesi Meteoroloji Laboratuvarı'ndan Meteoroloji Mühendisi Adil Tek, İstanbul'un geçmişte yaşadığı bu ekstrem kışların nedenlerini ve günümüzdeki iklim değişikliğiyle ilişkisini Milliyet.com.tr'ye anlattı. Tek, "Sibirya soğukları" olarak bilinen hava dalgalarının aslında kutup kökenli olduğunu belirtti. Eskiden Balkanlar üzerinden gelen soğuk hava dalgalarının etkili olduğunu, ancak günümüzde iklim değişikliği nedeniyle bu sistemlerin mekanizmasının değiştiğini vurguladı.
Adil Tek, "Günümüzde büyük bir kuraklığa doğru gidiyoruz. Sıcaklığın artmasından dolayı kuzey sistemlerin mekanizması değişiyor. Eskiden yüksek basınç 30'uncu enlemlerde çöküyordu. Basıncın merkezinde yağış ve soğuk çevresindeki kadar olmaz. Isınan hava yükselir ve çevresinden soğuk hava aşağı iner. Basıncın merkezinde yağış oluşmaz. Ekvator'dan yükselen hava artık 40 derece enlemlerde basınç merkezi oluşturuyor. Yani tam da bizim üstümüz." şeklinde konuştu. Bu durumun, kutup girdabının daha güneye inmesine ve daha sert soğukların yaşanmasına neden olabileceğini ifade etti.
1929 Kışı: Sibirya Kışını Aratan Soğuklar
Meteoroloji Mühendisi Adil Tek, 1929 kışının özelliklerini detaylandırarak, o dönemin ne kadar sert geçtiğini gözler önüne serdi. Tek, "7 Ocak'tan başlayıp yaklaşık 55 gün süren bir soğuma olmuş 1929’da. 7 Ocak'ta sıcaklıklar 0.7 derece olmuş. 2-3 gün böyle gitmiş. 7-8-9 Ocak’ta 0.6 ve 0.5 gibi günün en düşük sıcaklıkları ölçülmüş. Sonra biraz daha soğumaya başlamış. 10-11 Ocak’ta sıcaklık düşmeye devam etmiş. 14 Ocak'ta -4 olmuş. 17 Ocak'a kadar hafif bir ısınma olmuş. Özellikle Ocak'ın 18'inden itibaren -3.4, -5.2, -4.3 görülmüş. Bunlar İstanbul için düşük değerler. 26 Ocak'a kadar sıcaklıklar eksi değerlerde seyretmiş. 30 Ocak'ta hava tekrar soğumaya başlamış. 3 Şubat'ta -6.7, sonra -7.2 görülmüş. 9 Şubat'ta ise kaydedilen en düşük değer -13.5 olmuş." dedi.
Tek, günümüzdeki iklim değişikliğiyle birlikte bu tür ekstrem olayların seyrekleştiğini ancak tamamen ortadan kalkmadığını belirtti. Sıcaklık artışının, atmosferdeki basınç sistemlerinin dengesini bozduğunu ve bu durumun da bazen beklenmedik soğuk hava dalgalarına yol açabildiğini ekledi. Bu durum, geçmişte yaşanan ve adeta bir "öldün mü?" dedirten soğukların neden daha az yaşandığını da açıklıyor.
Kutup Girdabının İstanbul'a Yolculuğu
Adil Tek, kutuplardan kopan soğuk girdabın İstanbul'a nasıl ulaştığını da bir benzetmeyle açıkladı. "Su dolu bir poşet düşünelim. Sert bir yere koyup tam ortasından aşağı doğru bastıralım. Kenarların yukarı doğru şiştiğini göreceksiniz. Basınç uygulanan yer yüksek basınç. Yüksek basınç soğuk havayı kenarlardan aşağıya sıkıştırır. Daha sonra yükselen hava da yoğunlaşmaya ve soğumaya başlar. Eğer orada yeterli nem varsa yağış oluşmaya başlar. Kuzey yarımkürede Avrupa üzerinde oluşan yüksek basınç, saat yönünde bir girdap oluşur. Avrupa’nın batısında sıcak, doğusunda soğuk hava girdap yönünde döner ve Ukrayna, Karadeniz üzerinden İstanbul’a gelir." ifadelerini kullandı.
Bu mekanizma, geçmişte yaşanan buzlanmaların sadece lokal bir olay olmadığını, daha geniş ölçekli atmosferik döngülerle ilişkili olduğunu gösteriyor. Eskiden bu tür sistemlerin daha sık ve daha şiddetli olarak Türkiye'ye ulaştığı, günümüzde ise iklim değişikliğinin bu döngüleri etkilediği anlaşılıyor. Bu durum, gelecekteki hava olaylarının tahmin edilmesinde de önemli bir rol oynuyor.