Küresel Diplomaside Kritik Dönemeç: Üç Zirve Birden Dikkat Çekiyor

10.02.2026 By Fatih Öztürk Gundem

Küresel Diplomaside Kritik Dönemeç: Üç Zirve Birden Dikkat Çekiyor

Ankara'da uzmanlar tarafından değerlendirilen ve bölgeyi yakından ilgilendiren üç önemli uluslararası zirvenin aynı gün gerçekleşmesi, küresel diplomasideki hareketliliğin bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Bu zirveler, uluslararası ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcı olabilecek potansiyel gelişmelere ışık tutuyor. Uzmanlar, bu yoğun diplomatik trafiğin, mevcut sorunlara yönelik somut adımlar atılması konusunda temkinli bir iyimserlik taşısa da, diyalog kanallarının açık tutulmasının büyük önem taşıdığını vurguluyor.

İran ve ABD Arasındaki Gerilimde Umman'ın Rolü

Dumlupınar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Hüsamettin İnaç, Umman'da gerçekleşen görüşmelerin, İran'ın ABD'nin olası saldırılarını engelleme stratejisinde önemli bir rol oynadığını belirtiyor. İnaç'a göre, Türkiye, Mısır, Katar ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin arabuluculuk çabaları, gerilimin tırmanmasını önlemiş görünüyor. Görüşmelerin İran'ın istediği zeminde ilerlemesi, Tahran'ın ABD'yi kendi şartlarına çekme başarısı olarak yorumlanıyor.

İran'ın İstanbul'daki görüşmeleri reddetmesinin temelinde, ABD'nin beş temel talebini yerine getirmek istememesi yatıyordu. Ancak gelinen noktada, İran'ın nükleer müzakereler konusunda yalnızca kendi koşullarıyla masaya oturacağını belirtmesi, ABD'yi müzakerelerde daha esnek bir tavır almaya zorlamış durumda. Bu durum, Tahran'ın uluslararası arenadaki diplomatik gücünü de pekiştiriyor.

İsrail'in Türkiye Endişesi ve Bölgesel İttifaklar

Prof. İnaç, İsrail'in bölgesel siyasette Türkiye'nin artan gücünden duyduğu rahatsızlığa da dikkat çekiyor. Güney Kıbrıs, İsrail ve Yunanistan arasında Türkiye karşıtı bir koalisyonun oluştuğunu belirten İnaç, bu ittifakın temel amacının Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin etkisini sınırlamak olduğunu ifade ediyor. Suriye'deki gelişmelerin Türkiye'nin güneyine de sıçraması ve Dürzilerin entegrasyonunun sağlanması halinde, İsrail'in bölgedeki enerji ve toprak planlarının sekteye uğrayabileceği öngörülüyor.

Netanyahu'nun gündeminde yer alan konular arasında, İran'a yönelik olası bir saldırı, müzakerelerin kesilmesi, Somaliland ile ilişkilerin geliştirilmesi ve Türkiye'ye karşı oluşturulan ittifakların desteklenmesi gibi başlıklar bulunuyor. Bu başlıklar, İsrail'in bölgesel stratejilerindeki önceliklerini ve Türkiye'ye yönelik tutumunu net bir şekilde ortaya koyuyor.

Yunanistan'ın Samimiyet Testi: Seçimler ve Diyalog

Emekli Büyükelçi Uluç Özülker, Yunanistan'daki zirvenin önemini vurgularken, Atina yönetiminin samimiyetini sorguluyor. Özülker'e göre, Yunanistan Ulusal Savunma Bakanı Nikos Dendias'ın tavırları ve ülkedeki yaklaşan seçimler, ilişkilerde iç politikaya bağlı bir etki yaratıyor. Başbakan Miçotakis'in Türkiye'nin gücünü kabul eden açıklamalarına karşın, Dendias'ın askeri gücü öne çıkaran söylemleri dikkat çekiyor.

Özülker, diyalog sürecinde asıl belirleyici faktörün, Yunanistan'ın gerçekten çözüm odaklı bir yaklaşım sergileyip sergilemeyeceği olduğunu belirtiyor. Türkiye ve Yunanistan arasında çözümü zor birçok temel konu bulunsa da, Özülker geçmişte olduğu gibi düşmanlık yerine diyalog kanallarının açık tutulmasının tek gerçekçi yol olduğunu savunuyor. Ziyaretin değeri, Yunanistan'ın sertleşmeden, iddialarından geri adım atmadan ve çözüm odaklı bir tutum sergilemesiyle ölçülecek.

Kıbrıs Konusu: AB ve BM Muhataplığı Üzerine Değerlendirmeler

Başkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal, Kıbrıs konusundaki beklentilerin sınırlı olduğunu ifade ediyor. Ünal, federasyon müzakereleri için ön koşul olarak sunulan dört maddelik öneriler dizisinin Genel Sekreter ile görüşüleceğini ancak somut ve kapsamlı bir ilerleme beklemenin gerçekçi olmayacağını belirtiyor. Ünal, son dönemde Kıbrıs konusunda büyük bir sorun yaşanmadığına dikkat çekerek, görüşmelerin genellikle Avrupa Birliği (AB) yetkilileri veya Rum tarafının AB dönem başkanlığı üzerinden yürütüldüğünü vurguluyor.

Ancak Prof. Ünal, Kıbrıs konusundaki esas muhatabın Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi ve Genel Sekreter olduğunu hatırlatıyor. AB'nin taraflı bir kurum olduğunu ve Rumların yanında durduğunu düşünen Ünal, bu durumdan memnuniyet duyulmayacağını öngörüyor. Bu nedenle, Kıbrıs konusundaki görüşmelerin, AB yerine BM üzerinden yürütülmesinin önemi üzerinde duruluyor.

Editör Notu: Bu haber, küresel diplomasinin karmaşık dinamiklerini ve bölgesel güç dengelerini, uzman görüşleriyle birlikte analiz ederek okuyucuya derinlemesine bir bakış sunmaktadır. Özellikle üç büyük zirvenin aynı anda gerçekleşmesi, uluslararası ilişkilerdeki mevcut hassasiyetleri ve geleceğe yönelik olası etkileri anlamak açısından kritik önem taşıyor.