Mossad Ağı: 2013'ten Beri Bilgi Sızdıran Şüpheliler Yakalandı
Mossad Ağı: 2013'ten Beri Bilgi Sızdıran Şüpheliler Yakalandı
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'nün koordineli operasyonuyla, uzun süredir takipte olan iki kişi yakalandı. Şüphelilerin, İsrail istihbarat servisi Mossad adına 2013 yılından bu yana bilgi aktarımı yaptıkları tespit edildi. Operasyon sonucunda Derya ve Kerimoğlu isimli şüpheliler tutuklandı.
İstihbarat Bağlantısının Perde Arkası
Savcılık tarafından hazırlanan sevk yazısında, şüpheli Mehmet Budak Derya'nın, kendisini Avusturya merkezli bir şirketin temsilcisi olarak tanıtan ve "Ali Ahmed Yassın" kod adlı Arap uyruklu bir kişiyle ticari ilişkiler kurma teklifi üzerine 2012 yılında irtibata geçtiği belirtildi. Bu görüşmelerin ardından Derya, 2013 Ocak ayında Roma'da "Luis", "Jesus-Jose" ve "Dr.Roberto-Ricardo" kod adlı üç İsrail istihbarat görevlisiyle tanıştırıldı. Bu tanışıklık sonucunda C.C. isimli kişiyle ticari bir ortaklığa giren Derya, mermer ticareti üzerinden Mossad ile ilk temasını kurdu.
Lübnan Üzerinden Kurulan Bağlantı
Savcılık belgelerine göre, "Luis" kod adlı istihbarat görevlisinin yönlendirmesiyle Derya, Şubat 2013'te Lübnan'a seyahat etti. Burada Veysel Kerimoğlu ile bağlantı kurmaya çalıştı ancak başarılı olamadı. Kerimoğlu, 31 Mart 2013'te Türkiye'ye döndükten sonra Derya ile ilk teması kurdu ve bu görüşmeden İsrail istihbaratını haberdar etti. Bu süreçte, Derya, Viyana'da İsrail istihbaratıyla buluştu ve Kerimoğlu'nu kendi şirketinde işe alması ve ona şirket aracı tahsis etmesi yönünde talimat aldı. Kerimoğlu'nun bu faaliyetleri karşılığında iki kez toplam 18 bin Euro elden ödeme aldığı da belgelere yansıdı.
Gizli İletişim Yöntemleri ve Faaliyetler
Şüphelilere, gizli iletişim amacıyla mikro SD kart, dönüştürücü, dizüstü bilgisayar ve özel bir cep telefonu sağlandığı ortaya çıktı. Derya'nın bu sistem üzerinden İsrail istihbaratına Kerimoğlu ile yürüttüğü faaliyetler hakkında bilgi aktardığı belirlendi. Derya'nın 2015-2020 yılları arasında farklı ülkelerde beş kez "Dennis" kod adlı İsrail istihbarat görevlisiyle buluştuğu ve 2016'da Tayland'da yalan makinesi testine tabi tutulduğu da savcılık raporunda yer aldı.
Kerimoğlu'nun faaliyetleri arasında, İsrail'in Orta Doğu politikalarına muhalif Filistinli aktivistler ile ticari ve sosyal ilişkiler kurması ve bu kişiler hakkındaki bilgileri İsrail istihbaratıyla paylaşması da bulunuyor. Mermer ticareti bahanesiyle Gazze'ye giriş izni almaya çalıştığı ve bölgede depo temin etme girişimleri de tespit edildi. Ayrıca, Kerimoğlu'nun drone parçası ticareti fikrini İsrail istihbaratına ilettiği ve bu kapsamda Tunus'ta suikasta uğrayan mühendis Mohamed Zouari'nin de bu planlamanın bir parçası olduğu belirtildi. Bu bilgiler, savcılıkça "devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askeri casusluk amacıyla temin etme" suçundan soruşturma başlatılmasına neden oldu.
Dijital Deliller ve İletişim Ağları
Derya'dan ele geçirilen dijital materyallerde, kullanıcı bilgilerini "Ahmad Sultan" olarak kaydettiği, "görev listesi" başlığı altında e-sim alımı, web tasarımcısı bulma ve WeChat kullanımı gibi notlar yer aldığı görüldü. Ayrıca, Cornercard, WeChat, NordVPN, Linkedin ve İcorner gibi uygulamaların yüklü olduğu tespit edildi. Derya'nın İsrail istihbarat mensuplarına gönderdiği e-postalarda ve mesajlarda, "İsrail onu öldürdü", "Suriye'de mi yoksa Gazze'de mi?", "Tunus'ta" gibi hassas içerikli yazışmaların bulunduğu dikkat çekti.
Kerimoğlu'nun telefonunda ise 14 farklı SIM kart kullanım kaydı ve İsrail pasaportlarının fotoğrafları bulundu. Savcılık, soruşturmanın devam ettiğini ve başka şüphelilerin de tespit edilme ihtimali bulunduğunu belirtti.
Geleceğe Yönelik Etkiler
Bu operasyon, ulusal güvenlik açısından kritik öneme sahip bir casusluk ağının çökertildiğini gösteriyor. Yakalanan şüphelilerin uzun yıllar boyunca bilgi sızdırması, istihbarat birimlerinin ne kadar detaylı ve sabırlı bir çalışma yürüttüğünü ortaya koyuyor. Operasyonun, benzer faaliyetlerin önlenmesi ve ulusal güvenliğin daha da güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olduğu değerlendiriliyor. Bu tür operasyonlar, uluslararası ilişkilerde de hassasiyetin artmasına ve güvenlik önlemlerinin sıkılaştırılmasına yol açabilir.