Şam ve SDG Arasında Tarihi Uzlaşma: Suriye'nin Geleceği Yeniden Şekilleniyor

31.01.2026 By Hande Sevim Dunya

Şam ve SDG Arasında Tarihi Uzlaşma: Suriye'nin Geleceği Yeniden Şekilleniyor

Suriye'de uzun süredir devam eden çatışmaların ardından, Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında kapsamlı bir mutabakat sağlandı. Bu anlaşma, Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve istikrarını yeniden tesis etme yolunda önemli bir adım olarak görülüyor. Mutabakat, kapsamlı bir ateşkesin kalıcı hale getirilmesini ve bölgedeki güvenlik güçlerinin kademeli olarak merkezi yönetime entegre edilmesini öngörüyor. Anlaşma, Pazartesi günü yürürlüğe girecek.

Mutabakatın Ana Başlıkları ve Detayları

Varılan anlaşma, sekiz temel başlık altında toplandı. Bu başlıklar, Suriye'nin geleceğine dair somut ilerlemeler vaat ediyor. Anlaşmanın en önemli maddelerinden biri, kalıcı ateşkesin sağlanması ve askeri güçlerin temas hatlarından geri çekilmesi. Bu adım, bölgedeki gerilimin azaltılmasına yönelik kritik bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Güvenlik güçlerinin entegrasyonu da anlaşmanın merkezinde yer alıyor. İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik birimlerinin Haseke ve Kamışlı şehir merkezlerine konuşlandırılması planlanıyor. Ayrıca, bölgedeki mevcut güvenlik güçlerinin (Asayiş gibi) de Suriye devlet kurumlarına entegrasyon sürecinin başlatılması öngörülüyor. Bu durum, ülkenin güvenlik yapısının tek bir merkezden yönetilmesine zemin hazırlayacak.

Askeri entegrasyon da önemli bir madde olarak öne çıkıyor. SDG unsurlarının, Suriye Savunma Bakanlığı'na bireysel olarak katılmasının ardından, Haseke'de kurulacak bir tümen çatısı altındaki tugaylarda görev alması planlanıyor. Bu kapsamda, Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde Kobani tugayının oluşturulması da gündemde.

Sivil Hayat ve İnsan Hakları Odaklı Maddeler

Mutabakat, sadece askeri ve güvenlik konularıyla sınırlı kalmayıp, sivil yaşamı ve insan haklarını da güvence altına almayı hedefliyor. Özerk yönetim kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegrasyonu ve mevcut sivil personelin kadroya alınması, idari yapının merkezileşmesine katkı sağlayacak. Bu durum, bölge halkının devlet hizmetlerine erişimini kolaylaştıracak.

Kürt halkının sivil, medeni ve eğitim haklarının düzenlenmesi ve garanti altına alınması da anlaşmanın önemli bir parçası. Bu madde, bölgedeki tüm etnik ve kültürel grupların haklarının korunmasını amaçlıyor. Ayrıca, yerinden edilmiş kişilerin (Arap, Kürt ve diğer unsurlar) kendi bölgelerine güvenli dönüşünün sağlanması da öncelikli konular arasında yer alıyor.

Uygulama Süreci ve İlk Adımlar

Suriye Enformasyon Bakanı Hamza el-Mustafa, anlaşmanın Pazartesi günü yürürlüğe gireceğini duyurdu. Rimeylan ve Suveydiyye petrol sahaları ile Kamışlı Havalimanı'nın 10 gün içinde Şam yönetimine teslim edilmesi planlanıyor. Yeni atanan Haseke güvenlik müdürünün de Pazartesi günü görevine başlayacağı belirtildi. Bakan Mustafa, "SDG mensupları, Savunma Bakanlığı'na bağlı askeri tugaylara bireysel olarak entegre edilecektir" ifadelerini kullandı.

Anlaşmanın ardından Hol Kampı ve çevresinin askeri bölge ilan edilmesi, bölgedeki hassasiyetin altını çiziyor. Bu durum, DEAŞ'lı teröristlerin ailelerinin tutulduğu kampta güvenlik önlemlerinin artırılacağını gösteriyor. Öte yandan, SDG/YPG içindeki bir grubun anlaşmaya direndiği ve Suriye güvenlik güçlerinin şehre girişinin ertelendiği iddiaları da gündemde. Bu durum, uygulama sürecinde yaşanabilecek olası zorluklara işaret ediyor.

Uluslararası ve Bölgesel Tepkiler

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, anlaşmayı "Suriye'nin ulusal uzlaşı, birlik ve kalıcı istikrara doğru yolculuğunda derin ve tarihi bir dönüm noktası" olarak nitelendirdi. DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan da anlaşmayı desteklediklerini belirterek, "Rojava’nın iradesi bizim için esastır. Bize düşen, aldıkları kararları desteklemektir" açıklamasında bulundular.

Türkiye'nin süreci yakından takip ettiği ve uygulama sorunlarının çözümü için sahada aktif rol üstlenmeye devam edeceği belirtiliyor. Anlaşma ile Suriye haritasında uzun süredir var olan SDG kontrolündeki alanların fiilen ortadan kalkacağına işaret ediliyor. Bu gelişmenin, Türkiye'nin sınır güvenliği ve terörle mücadele kapasitesini güçlendireceği ve bölgesel barışa katkı sağlayacağı değerlendiriliyor. Bu bağlamda, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sıklıkla vurguladığı "terörsüz bölge" hedefine bir adım daha yaklaşıldığı düşünülüyor.

Editör Notu: Bu haber, Suriye'deki hassas dengeleri değiştirebilecek nitelikteki tarihi bir uzlaşmayı ve bunun olası bölgesel etkilerini detaylandırıyor.