Sanatçı Tuba Önder Demircioğlu, Hafızanın İzlerini Porselenle Buluşturuyor

Sanatçı Tuba Önder Demircioğlu, Decollage Art Space’te açtığı yeni sergisiyle sanatseverleri varoluşsal bir yolculuğa çıkarıyor. Sergi, tüm deneyimlerin bir karşılaşmayla başlayabileceği fikrinden hareketle, insan içindeki dönüşümde bir yüzle, bir düşünceyle, sessizlikle veya bir formla kurulan temasın önemini sorguluyor. Demircioğlu'nun porselen heykelleri, kimi zaman dingin, kimi zaman ise gerilimli bir sessizliği yansıtıyor.

Porselende Hafıza ve Kırılganlık

Porselenin Hafıza Taşıyıcılığı

Demircioğlu, sergisinde kullandığı porseleni adeta bir “hafıza minerali” olarak tanımlıyor. Bu malzemenin inceliği ve kırılganlığı arasında sıkışıp kalan insan hallerini taşıdığını belirtiyor. Figürlerin ilham kaynakları, sanatçının kişisel anılarından besleniyor. Bu anılar, bedenin hafızayı nasıl tuttuğu, büküldüğü veya gizlediğine dair küçük ipuçları taşıyor. Porselenin beyazlığı, zamanın üstünü örten bir sis perdesi gibi işlev görerek hem saklıyor hem de görünür kılıyor.

Karşılaşmanın İzleri

Sanatçı, heykellerinde geçmiş ve bugün, sessizlik ve ağırlık, incelik ve direnç gibi zıtlıkların birbirine değdiği anları yakalamaya çalıştığını ifade ediyor. Bu karşılaşmalar, izleyicilerde farklı duygular uyandırıyor. Porselenin kırılganlığı, birçok insanda ortak bir duygu alanının oluşmasına zemin hazırlıyor. Heykeller, bir anın ağırlığını, bir düşüncenin eğimini veya bir bedenin taşıdığı görünmez yükleri hatırlatabilir.

Sanatçının Pratiği ve Porselenle İlişkisi

Disiplin ve Ödül

Tuba Önder Demircioğlu, porselenle çalışmayı yüksek disiplin gerektiren ama büyük ödüller sunan bir malzeme olarak nitelendiriyor. Bu süreçte niyetin, dokunuşun ve ritmin net olması gerektiğini vurguluyor. Porselenin en ufak bir hatayı bile affetmeyen karakteri, üretimi sürekli bir dikkat gerektiriyor. Bu durum, sanatçı için kuru bir teknik süreçten çok, kendi bedeniyle malzemenin sınırlarını eş zamanlı okuma deneyimi sunuyor.

Güç ve Zarafetin Dansı

İnce duvarlı formları büyütürken, malzemenin neyi taşıyıp neyi reddettiğini anlamak, her seferinde yeni bir karşılaşma hissi yaratıyor. Demircioğlu’na göre porselenle çalışmak, güç ve zarafetin, sabır ve hızın, görünür ve görünmez olanın arasında bir denge kurma sürecidir. Bu süreç, sanatçının iç dünyasıyla malzeme arasındaki derin bir etkileşimi simgeliyor.

Felsefi ve Etik Boyutlar

Yoğunlaşma ve Etik Olay

Sanatçının eserleri, felsefi ve etik açıdan da önemli göndermeler barındırıyor. Rolla May’in sanat ürününün doğuşu aşamasında vurguladığı “yoğunlaşma ve bağlanma” eylemi, karşılaşmanın en yüksek noktası olarak değerlendiriliyor. Emmanuel Levinas’ın tanımıyla ise karşılaşma, bir “etik olay” olarak karşımıza çıkıyor. Demircioğlu’nun her bir heykeli, bir varlıkla temasın, bir bakışın veya bir sessizliğin yoğunlaştığı özel alanlar olarak öne çıkıyor.

Bu sergi, izleyicileri kendi iç dünyalarıyla, anılarıyla ve diğer insanlarla kurdukları bağları yeniden düşünmeye davet ediyor. Porselenin kırılganlığında saklı olan gücü ve karşılaşmaların dönüştürücü etkisini deneyimlemek için sanatseverler Decollage Art Space’e akın ediyor.

Editör Notu: Bu haber, porselen malzemenin sanatsal bir ifade biçimi olarak nasıl kullanıldığını ve sanatçının kişisel anılarıyla evrensel duygular arasındaki bağı nasıl kurduğunu detaylı bir şekilde ortaya koyuyor.