Suriye'de YPG Kontrolündeki Bölgelerden Siviller Güvenli Alanlara Taşınıyor
Suriye'de YPG Kontrolündeki Bölgelerden Siviller Güvenli Alanlara Taşınıyor
Suriye'nin kuzeydoğusunda yer alan Haseke ve Kamışlı kentlerinde, YPG/SDG kontrolündeki bölgelerden yaklaşık 200 sivil, daha güvenli olduğu düşünülen alanlara ulaşmak için yola çıktı. Bu tahliye operasyonu, Şam yönetimi ve YPG/SDG arasındaki devam eden gerilim ve ateşkes anlaşmalarının gölgesinde gerçekleşiyor. Sivillerin güvenli bölgelere nakliyesi için 500 kilometre uzaklıktaki Afrin'den geniş bir araç konvoyu bölgeye intikal etti.
Terör Örgütünün Baskısı ve Sivillerin Çıkışı
YPG/SDG'nin kontrolündeki Haseke ve Kamışlı'da yaşayan siviller, uzun süredir devam eden belirsizlik ve baskı nedeniyle daha güvenli bölgelere geçme kararı aldı. Terör örgütünün engelleme çabalarına rağmen, yaklaşık 200 sivil, saatler süren zorlu bir yolculuğun ardından güvenli alanlara ulaşmayı başardı. Bu süreçte ana yolların kapatılması nedeniyle siviller, köyler ve tarlalardan geçerek ilerlemek zorunda kaldı. Siviller, artık savaş istemediklerini ve evlerine dönmek istediklerini dile getirdiler.
Tahliye edilen siviller arasında bebekler ve kadınlar da bulunuyor. Haseke'den sekiz aylık bebeğiyle çıkan Havin Halil, akrabalarını ziyaret etmek için geldiği bölgede operasyonlar başlayınca mahsur kaldığını ve tahliye edilen ailelerle birlikte bölgeden ayrıldığını belirtti. Bu durum, bölgedeki insani koşulların ne kadar hassas olduğunu gözler önüne seriyor.
Güvenli Bölgelerden Destek ve Tahliye Planları
Sivillerin güvenli bölgelere ulaşmasını sağlamak amacıyla, 500 kilometre mesafedeki Afrin'den önemli bir araç konvoyu Haseke'nin Şeddadi ilçesine ulaştı. Bu konvoy, bölgeden ayrılmak isteyen sivilleri karşılamak ve onları güvenli yerlere taşımak için görevlendirildi. Afrin Bölge Sorumlusu Mesut Battal, devletin açtığı koridordan gelen sivillerin güvende olduğunu ve beklediklerini ifade etti. Dün yaklaşık 200 kişinin tahliye edildiğini, bugün ise 150 ailenin daha çıkarılmasının planlandığını belirtti. Battal, halkın evlerine güvenle dönmesi için her türlü çabanın gösterileceğini vurguladı.
Afrin Protestan Kilisesi Pastörü Şero Şera da tahliye edilen sivilleri karşılayanlar arasındaydı. Şera, Afrin'deki cemaatlerinden yaklaşık 200 ailenin farklı şehirlerdeki evlerine dönmek için beklediğini ve kısa sürede tüm cemaatin evlerine kavuşacağını söyledi. Terör sorunundan kurtulma umudunu dile getiren Şera, herkesin güvenle evine götürüleceğini belirtti.
Terör Örgütünün Baskısı ve Engellemeler
YPG/SDG'nin, zorla silah altına aldığı gençlerin bölgeden ayrılmasına izin vermediği bildirildi. Sivillerin yanı sıra, örgütten ayrılarak Suriye Ordusu'na teslim olmak isteyen yaklaşık 100 militanın da bölgeden çıkışına izin verilmediği iddia edildi. Örgütün, silah bırakmak isteyenlere yönelik tehditlerini sürdürdüğü ve sivilleri zorla silah altına almaya devam ettiği belirtiliyor. Güvenli bölgelere ulaşan bazı siviller, eşlerinin ve silah altına alınan çocuklarının YPG tarafından bölgeden ayrılmasına izin verilmediğini aktardı.
İnsani koridor olarak belirlenen çıkış noktalarında, araçların didik didik arandığı ve bölgeye yaklaşan araçlara keskin nişancılar tarafından taciz ateşi açıldığı bilgisi de paylaşıldı. Bu durum, bölgedeki gerilimin ve güvenlik endişelerinin devam ettiğini gösteriyor.
Şam ve SDG Arasında Kısmi Anlaşma İddiaları
Suriye'de ateşkesin 15 gün daha uzatılmasına rağmen YPG/SDG'nin ateşkes ihlallerinin sürdüğü bir ortamda, Şam yönetimi ile YPG/SDG arasında kısmi bir anlaşmaya varıldığına dair iddialar ortaya atıldı. Bu anlaşmaya göre, Haseke, Kamışlı ve diğer iç bölgelerde güvenliği sağlamak amacıyla Suriye İçişleri Bakanlığı'nın görevlendirileceği belirtiliyor. SDG unsurlarının ise kendi bölgelerinde kalacağı ve Suriye devlet kurumlarına entegrasyonu için düzenlemeler yapılacağı öne sürüldü. Tüm askeri operasyonların durdurulması ve anlaşmanın iki gün içinde yürürlüğe girmesi bekleniyor.
Bu gelişmeler, bölgedeki karmaşık siyasi ve askeri dinamiklerin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Suriye'deki durum, ABD ve diğer uluslararası aktörlerin de yakından takip ettiği hassas bir konu olmaya devam ediyor. Bölgedeki terör operasyonları ve siyasi gelişmeler, bölge halkının yaşamını doğrudan etkiliyor.