Türkiye'nin İhracatı 2025'te Yeni Rekor Kıdı, Almanya Zirvedeki Yerini Korudu
Türkiye'nin İhracatı 2025'te Yeni Rekor Kıdı, Almanya Zirvedeki Yerini Korudu
Türkiye'nin 2025 yılındaki ihracatı, bir önceki yıla göre yüzde 4,5'lik bir artışla 273,4 milyar dolara ulaştı. Bu başarı, uygulanan ticaret diplomasisi faaliyetleri ve ihracatçılara sağlanan desteklerin bir sonucu olarak kayıtlara geçti. Böylece, Türkiye'nin yıllık ihracatı 2021 yılından bu yana kesintisiz olarak beşinci kez yükseliş trendini sürdürmüş oldu. Bu durum, ülkenin küresel ticaretteki yerini sağlamlaştırdığını gösteriyor.
Almanya Liderliğini Sürdürdü, İkili Ticarette Yeni Dönem Vurgusu
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, 2025 yılında Türkiye'nin ihracatında 26 alt sektörden 18'i büyüme gösterirken, 8 sektörde ise bir önceki yıla göre düşüş yaşandı. Bu dönemde en büyük ihracat pazarı Almanya oldu. Almanya'ya yapılan ihracat, bir önceki yıla kıyasla 1 milyar 732 milyon dolarlık bir artışla 19 milyar 834 milyon dolara yükselerek zirvedeki yerini korudu. Birleşik Krallık 14,2 milyar dolarla ikinci, Amerika Birleşik Devletleri ise 13,2 milyar dolarla üçüncü sırada yer aldı.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Almanya İş Konseyi Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, bu önemli rakamları değerlendirerek, Almanya'ya yapılan yaklaşık 20 milyar dolarlık ihracatın toplam ihracatın %8,36'sına denk geldiğine dikkat çekti. Yalçındağ, Almanya'nın Avrupa'nın bir üretim ve dağıtım merkezi olması nedeniyle Türkiye'nin lojistik avantaj ve coğrafi konum sayesinde vazgeçilmez bir yakın tedarik (nearshoring) merkezi olarak öne çıktığını belirtti. Özellikle otomotiv ve makine sektörlerinde kurulan ve geliştirilen tedarik zincirlerinin ihracatı artırdığını vurguladı.
Türkiye-Almanya İlişkilerinde Stratejik Ortaklık Vurgusu
Mehmet Ali Yalçındağ, mevcut siyasi ve ekonomik belirsizlik ortamında, geçmişten gelen güçlü ticari ilişkilerin ve bölgesel işbirliklerinin Türkiye'yi Almanya için vazgeçilmez bir partner haline getirdiğini ifade etti. Yalçındağ, Almanya ve Avrupa Birliği'ni Türkiye'den ayrı düşünmenin mümkün olmadığını belirterek, Türkiye'nin tarihi olarak Avrupa'nın ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Bu nedenle, mevcut zorlukların aşılması için Türkiye, Almanya ve AB arasındaki işbirliklerinin artırılması gerektiğini savundu. Ticaretin ortaya koyduğu rasyonel partnerliğin siyasi alanda da güçlendirilmesinin önemine değindi.
Yalçındağ, Almanya ve AB'nin rasyonel davranarak ortak bir vizyon oluşturma çabası göstermesi gerektiğini belirtti. "Avrupa'nın Türkiye ile birlikte kazanacak çok şeyi olduğunu" ifade eden Yalçındağ, bu potansiyelin en kısa sürede idrak edilmesini temenni etti.
İkili Ticarette Öncelikli Alanlar ve Gümrük Birliği Güncellemesi
Türkiye-Almanya ticari ilişkilerinin daha da derinleştirilmesi için öncelikli politika araçları, yatırım modelleri ve işbirliği mekanizmalarına da değinen Yalçındağ, Türkiye'nin Avrupa'nın bir parçası olarak görülmesi ve ilişkilerin bu bağlamda sürdürülmesi gerektiğini belirtti. Avrupa Birliği üyelik sürecinde Almanya'nın Türkiye'ye destek olmasının önemini dile getiren Yalçındağ, iş dünyasının gerçekleştirdiği faaliyetleri "ticari diplomasi" olarak gördüklerini ve karar alma süreçlerini etkileyebilecek mekanizmaların önemini vurguladı. Bu kapsamda, Almanya ile ticari ilişkileri derinleştirmek için hedef sektörlerin ve işbirliği imkanlarının incelenmesinin yanı sıra, ticari diplomasi faaliyetleri yürütülerek karar alma süreçlerini etkileyebilecek mekanizmaların sağlanmasının da zaruri olduğunu söyledi.
Yalçındağ, 30 yıldır aynı şekilde sürdürülen Gümrük Birliği'nin, yeşil ve dijital dönüşüm ile çağın küresel ticari gereksinimleri dikkate alınarak güncellenmesinin büyük önem taşıdığını belirtti. Avrupa'nın son dönemde Asya ülkelerine karşı bir tedbir olarak gündeme getirdiği "Made in Europe" uygulamasıyla Avrupa'da üretilen ürünlerin desteklenmesi konusuna da değinen Yalçındağ, Türkiye'nin AB ile Gümrük Birliği ilişkisi olmasına rağmen, yeni uygulamanın sadece AB üye ülkelerini kapsaması ve Türkiye'yi dışarıda bırakması durumunda gümrük mekanizmasının fiilen işlevsiz hale geleceğini ifade etti. Bu konuda henüz net bir karar alınmamış olsa da, ticari diplomasi faaliyetleri çerçevesinde bu konunun lobisinin yapıldığını sözlerine ekledi.
Otomotiv ve Makine Sektörleri Öne Çıktı, Savunma ve Havacılık Potansiyeli
Yalçındağ, Almanya ile dış ticarette Türkiye'nin ihracat kompozisyonunda öne çıkan sektörler ve 2025 yılında ivme kazanan alanlar hakkında da değerlendirmelerde bulundu. Otomotiv, makine, metal ürünleri ve elektrik ekipmanları gibi sektörlerin ana omurgayı oluşturduğunu belirten Yalçındağ, özellikle otomotiv sektöründe Almanya'ya yapılan ihracatın yıllık yüzde 36,1 artarak 6,5 milyar doları aştığını belirtti. Bu durumun, Türk-Alman ilişkilerinde tedarik zincirlerinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti.
Almanya pazarında Türkiye'nin ihracat potansiyelini artırabilecek alanlar ve dış ticaret çerçevesinde stratejik konumlanma önerilerine de değinen Yalçındağ, Avrupa'nın enerji tedarikinde yaşadığı zorluklar göz önüne alındığında, Türkiye'nin jeopolitik konumu ve yenilenebilir enerji alanındaki kararlılığının, iki ülkeyi birbirini tamamlayan ortaklar haline getirebileceğini söyledi. Yüksek katma değerli ürünler ve sanayide dijitalleşmeye bağlı ticari faaliyetlerin de yüksek potansiyele sahip olduğunu belirtti. Tüm bu alanlarda ürün kalitesini koruyarak ve Türkiye'nin coğrafi konumu ile güçlü lojistik ağını kullanarak sağlanacak tedarik zincirlerinin, hem ticari ve ekonomik safhada stratejik bir ortaklığı hem de politik anlamda yakınlaşmayı zaruri hale getireceğini ifade etti.
2026 Beklentileri ve Yüksek Potansiyelli Sektörler
Yalçındağ, 2026 yılına ilişkin Türkiye-Almanya ticaret hacmi beklentileri ve bu hacim içerisinde Türkiye'nin ihracat payının konumlanışı ile ilgili de öngörülerde bulundu. Almanya'nın büyüme rakamlarının 2026'da zayıf kalmaması ve gelişmelere reaksiyon gösterebilmesi durumunda, iki ülke arasındaki ticaret hacminin artacağını belirtti. DEİK Türkiye-Almanya İş Konseyi olarak, Alman-Türk İş Konseyi ve bağımsız araştırma kuruluşlarıyla işbirliği içinde, ticaret hacmini artırmak için yapılabilecekler üzerine yoğun çalışmalar yürüttüklerini söyledi.
Potansiyeli yüksek sektörler arasında otomotiv, makineler, elektrik-elektronik ve savunma-havacılık sektörlerini sıralayan Yalçındağ, özellikle 2025 yılında yüzde 50'ye yakın artışla 10 milyar dolar küresel ihracatı aşan Türk savunma ve havacılık sektörünün ikili ilişkiler açısından da yüksek potansiyel barındırdığını düşünüyor. Avrupa'nın kendi güvenliğini sağlamaya ve harcamalarını artırmaya odaklandığı bu dönemde, sadece Almanya ile değil, bölgedeki tüm ülkelerle muazzam bir imkan bulunduğunu sözlerine ekledi. Ayrıca, Ermenistan'dan gelen tarihi adımların da bölgesel ticari ilişkiler açısından yeni fırsatlar yaratabileceği değerlendiriliyor.