Uzman Uyardı: Trabzon Açıklarındaki Deprem Sanılandan Daha Büyük Bir Riskin Habercisi Olabilir
Uzman Uyardı: Trabzon Açıklarındaki Deprem Sanılandan Daha Büyük Bir Riskin Habercisi Olabilir
Dün gece saat 23:15 sularında Trabzon'un Karadeniz açıklarında meydana gelen 3.8 büyüklüğündeki deprem, kısa süreli bir endişeye yol açtı. Yerin 28 kilometre derinliğinde gerçekleşen sarsıntı, bölgedeki illerden de hissedildi. Ancak ilk belirlemelere göre herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığı bildirildi. Bu beklenmedik sismik hareketlilik, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nilgün Sayıl'ı önemli açıklamalarda bulunmaya sevk etti. Prof. Dr. Sayıl, bu küçük ölçekli depremin bile bölgenin genel sismik potansiyeli hakkında daha derinlemesine düşünülmesi gerektiğini vurguladı.
Karadeniz'in Deprem Potansiyeli: Beklenenden Farklı Bir Resim
Prof. Dr. Nilgün Sayıl, Karadeniz Bölgesi'nin genellikle düşük depremselliğe sahip bir alan olarak kabul edildiğini belirtti. Ancak bu durumun yanıltıcı olabileceğini ifade etti. Bölgedeki depremlerin genellikle sığ odaklı ve kabuksal olduğunu dile getiren Sayıl, özellikle kuzeydoğu kıyılarında belirginleşen sıkışma tektoniğinin, bindirme mekanizmalı depremlere yol açtığını açıkladı. Karadeniz'in karmaşık tektonik yapısının, Kafkaslar gibi önemli sıkışma bölgeleriyle bütünleştiğini ve bu durumun bölgede transform faylar ve bindirme faylarının etkili olmasına neden olduğunu belirtti.
Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun (KAFZ) güneyde aktif bir şekilde yer aldığını ve Karadeniz'in kıyı şeridini etkileyebileceğini vurgulayan Sayıl, Karadeniz Fayı'nın ise daha yavaş hareket ettiğini ekledi. KAFZ'ın 7.0 büyüklüğünün üzerinde deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu ve ilimize en yakın mesafesinin 100-150 kilometre civarında bulunduğunu hatırlattı. Bu büyüklükteki bir depremin, özellikle gevşek zeminlere sahip Trabzon'un sahil kesimlerinde çok daha şiddetli hissedileceği uyarısında bulundu.
Dolgu Alanlar ve Alüvyonlar: Riskleri Artıran Yapılaşma
Prof. Dr. Sayıl, konuşmasında özellikle deniz dolgu alanlarının ve alüvyonların deprem riskini artırdığına dikkat çekti. Karadeniz Bölgesi'nde son yıllarda bu tür alanlarda yapılaşmanın önemli ölçüde arttığını belirten Sayıl, bu durumun mevcut riskleri daha da büyüttüğünü ifade etti. Bölgede meydana gelen depremsel aktivitenin, geçmişte yaşanan Bartın Depremi (6.5 büyüklüğünde) ve Gürcistan açıklarındaki 5.8 büyüklüğündeki deprem gibi olaylarla kanıtlandığını söyledi. Son yaşanan küçük depremlerin de bölgedeki sismik aktivitenin devam ettiğini gösterdiğini vurguladı.
Türkiye'nin yeni deprem tehlike haritasında Trabzon'un beklenen en büyük yer ivme değerlerinin ortalama 0.2g civarında olduğunu ve bu durumun ilin 'Düşük Tehlike' kategorisinde yer aldığını gösterdiğini belirtti. Ancak Sayıl, bu ivme değerlerinin gevşek zeminlerde ve dolgu alanlarda çok daha fazla artabileceğini ve depremin hissedilme şiddetini yükselteceğini vurguladı. Bu nedenle, özellikle Trabzon'un sahil şeridindeki dolgu ve alüvyon alanlarda bulunan yapı stoklarının güvenliklerinin acilen gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Mikrobölgeleme ve Kentsel Dönüşüm: Güvenli Bir Gelecek İçin Adımlar
Prof. Dr. Sayıl, yerel yönetimlere önemli görevler düştüğünü belirterek, mikrobölgeleme çalışmalarının yapılmasını önerdi. Bu çalışmalar sayesinde, depremde riskli alanların ve yapıların daha net bir şekilde belirlenebileceğini ifade etti. Bu kapsamda kentsel dönüşüm projelerinin ve güçlendirme çalışmalarının hayata geçirilerek, yapıların depreme karşı daha güvenli hale getirilmesi gerektiğini vurguladı. Bu önlemlerin alınmasıyla, olası bir büyük depremin yıkıcı etkilerinin azaltılabileceği değerlendirmesinde bulundu.
Sayıl, "Türkiye'nin depremle yaşamayı öğrenmesi gerekiyor" diyerek, olası bir depremde can ve mal kaybını en aza indirmek için proaktif adımlar atılmasının hayati önem taşıdığını belirtti. Özellikle yapı denetimlerinin sıkılaştırılması ve mevcut yapıların deprem performansı analizlerinin yapılması gerektiğini ekledi. Bu tür çalışmaların, sondakikahaberler açısından da önemli bir veri sağlayacağını ve gelecekteki deprem hazırlıklarının daha etkin yönetilmesine katkıda bulunacağını ifade etti. Bu durum, son dakika haberler takibinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.