Yılmaz'dan Lojistik Koridorlar, Güvenlik ve Enflasyon Değerlendirmesi
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de gazetecilerle bir araya gelerek Türkiye'nin stratejik lojistik koridorları, terörle mücadeledeki kararlılığı ve enflasyonla mücadeledeki son duruma dair önemli açıklamalarda bulundu. Yılmaz, küresel ekonomik dinamiklerin değiştiği bir dönemde Türkiye'nin bölgesel entegrasyonunu güçlendirecek üç kritik hattı vurguladı.
Stratejik Lojistik Hatlar ve Bölgesel Kalkınma
Dünyanın yeni tedarik ve lojistik ağları oluşturma çabasına girdiğini belirten Yılmaz, ülkelerin ikili ilişkilerinin ve bölgesel entegrasyonlarının önem kazandığını ifade etti. Bu bağlamda Türkiye için üç ana koridorun stratejik önem taşıdığını dile getirdi. Bunlardan ilki, Irak üzerinden Basra Körfezi'ne inen demir yolu ve otoban hattı. Bu hat, Türkiye'nin ticari ilişkilerini derinleştirmesi açısından büyük potansiyel barındırıyor.
İkinci önemli koridor ise Zengezur Koridoru. Bu hat, Türk dünyası ve Orta Asya ile doğrudan bağlantı kurma imkanı sunarak Türkiye'nin jeopolitik ve ekonomik etkisini artıracak bir fırsat olarak görülüyor. Bu koridorun, Doğu Anadolu, Doğu Karadeniz ve Güneydoğu bölgelerinin kalkınmasına da önemli katkılar sağlaması bekleniyor. Zengezur Koridoru'nu bir "kalkınma koridoru" olarak tanımlayan Yılmaz, bölgenin ekonomik potansiyelini harekete geçireceğine inanıyor.
Üçüncü olarak, Suriye'deki yeni durumun Türkiye'ye yeni lojistik perspektifler açtığına dikkat çekildi. Özellikle Hicaz Demiryolu hattının yeniden canlandırılmasının önemi vurgulandı. Gaziantep'ten başlayıp Halep, Şam, Ürdün ve Hicaz'a uzanan bu tarihi hattın onarımı, Türkiye'nin güneydeki lojistik kapasitesini artıracak. Demir yollarının küresel ticaretteki öneminin arttığına işaret eden Yılmaz, bu hattın hem ekonomik avantajlar sağlayacağını hem de bölgenin kalkınmasına destek olacağını belirtti.
Terörsüz Türkiye ve Güvenliğin Peşinleştirilmesi
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda Meclis'te oluşturulan komisyonun çalışmalarına da değindi. Komisyonun, terörün olmadığı, birliğin ve beraberliğin pekiştiği, güvenliğin kalıcı hale geldiği bir Türkiye vizyonuyla çalıştığını aktardı. Bu sürecin, Türkiye'nin uzun vadeli güvenliğini sağlamak ve geleceğe dönük riskleri bertaraf etmek için atılan adımlar olduğunu vurguladı.
Güvenliğin sağlanmasının kalkınmayı destekleyeceğini ve terör tehdidi altında olmayan yeni bir siyasi alan oluşturacağını ifade eden Yılmaz, bunun aynı zamanda demokratikleşme sürecini de güçlendireceğini belirtti. Türkiye'nin bu terör belasından kurtularak daha güçlü bir şekilde yoluna devam etme gayretinde olduğunu sözlerine ekledi. Bu kapsamda, Adli Tıp Kurumu'nun rolü gibi konularda da hassasiyetin devam ettiğini ima etti.
Enflasyonla Mücadele ve Ekonomik Beklentiler
Ekonomik konularda da açıklamalarda bulunan Yılmaz, son iki aydır enflasyonun beklentilerin üzerinde iyi gittiğini belirtti. Eylül ayında tarım sektörü ve eğitimdeki etkilerle bir yükseliş yaşansa da, enflasyonun tekrar düşüş trendine girdiğini ve yıl sonu itibarıyla %30'un biraz üzerinde bir enflasyonla kapanılmasının beklendiğini söyledi. Ocak ayında ise enflasyonun %30'un altına, 20'li rakamlara ineceğinin öngörüldüğünü dile getirdi.
Yılmaz, 2026 yılı sonuna kadar enflasyonun %20'nin altına indirilmesinin ve 2027 yılında tek haneli rakamlara ulaşılmasının hedeflendiğini açıkladı. Bu hedeflere ulaşmada para, maliye ve gelirler politikalarının yanı sıra yapısal dönüşümlerin ve beklentileri iyileştirici yaklaşımların önemine vurgu yaptı. Dezenformasyonun ekonomik algılar üzerindeki etkisine de dikkat çekerek, sosyal medyanın yarattığı "kendini gerçekleştiren kehanet" etkisinin enflasyon beklentilerini nasıl şekillendirebileceği konusunda uyarılarda bulundu.
Gelecek Yılın Bütçesi ve Faiz Dışı Fazla
Gelecek yılın bütçesinde bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3,5 olarak tahmin edildiğini belirten Yılmaz, deprem yükü düşüldüğünde bu oranın %3'ün altına indiğini ifade etti. Bu seneki gerçekleşmenin de tahminlerin altında kalacağını öngördüğünü söyledi. Gelecek yılın bütçesinde ilk defa faiz dışı fazla verileceğini müjdeledi. Son yıllarda faiz dışı açık verildiğini ve borçlanmak zorunda kalındığını hatırlatan Yılmaz, bu olumsuz sarmalın gelecek yıldan itibaren kırılmaya başlanacağını belirtti.
2026 yılının Türkiye için önemli bir kırılma yılı olacağını vurgulayan Yılmaz, Orta Vadeli Program'ın etkilerinin daha fazla görüleceği, yapısal dönüşümlerin ve reformların gerçekleşeceği bir yıl olacağını söyledi. Depremin etkilerinin büyük ölçüde giderildiği ve enflasyonla mücadelenin sonuçlarının daha fazla hissedildiği bir döneme girileceğini ifade etti.
TBMM'deki Arbede ve Siyasette Şiddete Karşı Tepki
TBMM Genel Kurulu'ndaki bütçe görüşmeleri sırasında yaşanan fiziksel saldırıya da sert tepki gösteren Yılmaz, kişiselleştirmeden, hakaret içermeyen sert eleştirilerin yapılabileceğini ancak şiddetin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Bir milletvekiline yönelik fiili saldırıyı en güçlü şekilde kınadığını belirterek, bu tür olayların Meclis'in toplum nezdindeki algısını olumsuz etkilediğini söyledi. Söze sözle karşılık verilmesi gerektiğini, şiddetin hiçbir siyasi tartışmada yeri olmadığını dile getirdi.
COP31 Ev Sahipliği ve Yeşil Dönüşüm
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı'nın (COP31) gelecek yıl Türkiye'de düzenlenecek olmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, bu zirvenin çevre ve ekoloji politikalarının Türkiye'de tartışılacağı küresel bir platform olacağını belirtti. Yeşil dönüşüm ve yeşil finansın Türkiye için en önemli başlıklar arasında yer alacağını ve Türkiye'nin bu alanlardan daha fazla istifade etmesi gerektiğini vurguladı. Su, enerji ve sanayide dönüşüm gibi konulardaki tartışmaların Türkiye'ye önemli katkılar sunacağına inandığını ifade etti.