Yunanistan'dan Adaların Silahsızlandırılması Kuralını İhlal Eden Adımlar
Yunanistan, Doğu Ege adalarındaki gayriaskeri statüyü hiçe sayarak uluslararası hukuku ihlal etmeye devam ediyor. Son dönemde Rodos ile Girit arasındaki Kerpe Adası'na Patriot hava savunma bataryası konuşlandırdığına dair haberler, bölgedeki gerilimi tırmandırdı. Bu hamle, Paris Barış Antlaşması ile silahsızlandırılması gereken adaların statüsüne aykırı bir durum teşkil ediyor. Türkiye, bu ihlalleri Birleşmiş Milletler, NATO ve ABD gibi uluslararası platformlarda dile getirerek hukuki tutumunu koruyor.
Adaların Hukuki Statüsü ve Tarihsel Süreç
Doğu Ege adalarının silahsızlandırılmasına ilişkin düzenlemeler, 1914 yılına kadar uzanıyor. I. Balkan Savaşı sonrası Yunanistan tarafından işgal edilen adalar, 1913 Londra Antlaşması ile uluslararası karara bırakıldı. 1914'te "Altı Devlet Kararı" ile Limni, Semadirek, Midilli, Sakız, Sisam ve Ahikerya adaları, silahsızlandırılma şartıyla Yunan hakimiyetine verildi. Bu karar, 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması'nın 12. maddesiyle teyit edildi. Antlaşmanın 13. maddesi ve Boğazlar Sözleşmesi ise Midilli, Sakız, Sisam, Ahikerya, Limni ve Semadirek'in silahsızlandırılma usullerini detaylandırdı.
1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Lozan'daki ilgili hükümlerin yerine geçmesiyle birlikte, Limni ve Semadirek'in silahlandırılmasına dair bir madde yer almadı. Ancak Yunanistan, 1947 Paris Barış Antlaşması ile Meis ve diğer 12 Ada'nın silahsızlandırılma koşuluyla Yunanistan'a bırakılmasına rağmen, 1960'lı yıllardan itibaren bu statüyü ihlal etmeye başladı. Adalara asker çıkarmak, savaş uçağı ve ağır silahlar konuşlandırmak gibi eylemlerle uluslararası hukuku çiğniyor.
Yunanistan'ın Güncel Adım Adım Silahlanma Girişimleri
Son dönemde Yunanistan'ın Ege ve Doğu Akdeniz'deki oldubitti politikası daha da belirginleşti. Yunan basınındaki haberlere göre, gayriaskeri statüdeki Kerpe Adası'na Patriot hava savunma bataryası yerleştirildi. Bu durum, Türkiye'ye yaklaşık 105 km uzaklıkta bulunan bir adaya askeri unsur konuşlandırılması anlamına geliyor. Benzer şekilde, Lozan'a göre gayriaskeri statüde olan Limni Adası'na F-16 konuşlandırılacağına dair de bilgiler yer aldı.
Daha önce 2022 yılında 12 Adalar grubundaki Keçi Adası'nda askeri yapılanma ve ağır silahların varlığı tespit edilmişti. Bu gelişmeler, Yunanistan'ın bölgedeki askeri yığınak politikasını gözler önüne seriyor. Türkiye, bu tür adımları hem ikili temaslarda hem de uluslararası platformlarda sürekli olarak gündeme getiriyor.
Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Değerlendirmeler
Türkiye, Yunanistan'ın adaları silahlandırma çabalarına karşı hukuki tutumunu uluslararası düzeyde kayda geçiriyor. Diplomatik kaynaklar, durumun geçtiğimiz hafta NATO, AB Troykası ve ABD'ye bir mektupla bildirildiğini belirtti. Bu adımlar, Türkiye'nin uluslararası hukuka bağlılığını ve bölgedeki istikrarı koruma çabasını gösteriyor.
Emekli Büyükelçi Uluç Özülker, Yunanistan'ın Türkiye'yi tahrik edecek bir politika izlediğini ve arkasına büyük devletleri alarak hareket ettiğini vurguladı. Özülker, bu silahlanmanın askeri anlamda ciddi bir karşılığı olmadığını, çünkü uçakların sınırın hemen dibindeki adalara konuşlandırılmasının, bir savaş durumunda ilk vurulacak yerler olacağını belirtti.
Prof. Dr. Yücel Acer ise Yunanistan'ın Lozan Anlaşması'na uymaması durumunda, Türkiye'nin adaları Yunanistan'a veren Lozan'ın ilgili hükümlerini askıya alma hakkı olduğunu ifade etti. Bu durumun Yunanistan açısından ağır sonuçları olabileceğini belirtti. Emekli Korgeneral Mehmet Okkan ise Yunanistan'ın yayılmacı zihniyetine dikkat çekerek, Türkiye'nin bu tür emrivakilere fırsat tanımayacağını ve gücünü kimsenin sınamaması gerektiğini söyledi.
Türkiye'nin Diplomatik ve Hukuki Stratejisi
Türkiye, Yunanistan'ın uluslararası hukuku ihlal eden tutumuna karşı diplomatik ve hukuki yolları kullanmaya devam ediyor. 2021 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyi'ne sunulan iki mektup, bu stratejinin bir parçasıydı. Türkiye, adaların gayriaskeri statüsünün korunması gerektiğini savunurken, Yunanistan'ın attığı adımların bölge barışını ve istikrarını tehdit ettiğini belirtiyor. Bu gelişmeler, Gündem'de önemli bir yer tutmaya devam ediyor.