Beşiktaş'ta 'Oğlum Oturacak' Bahanesiyle Kiracıyı Çıkarmak İsteyen Ev Sahibinin Gerçek Niyeti Mahkemede Ortaya Çıktı

03.02.2026 By Emre Taşdemir Ekonomi

Beşiktaş'ta 'Oğlum Oturacak' Bahanesiyle Kiracıyı Çıkarmak İsteyen Ev Sahibinin Gerçek Niyeti Mahkemede Ortaya Çıktı

İstanbul'un Beşiktaş ilçesinde yaşanan bir olay, ev sahipleri ve kiracılar arasındaki tahliye uyuşmazlıklarının ne denli karmaşık hale gelebildiğini bir kez daha gözler önüne serdi. 2021 yılında aylık 2 bin TL’ye kiraya verilen bir daire için mal sahibi, kiracısını 'oğlunun oturacağı' gerekçesiyle evden çıkarmak istedi. Ancak süreç mahkemeye taşındığında, olayın ardındaki gerçekler ve mal sahibinin asıl niyetinin farklı olduğu anlaşıldı. Bu durum, kira hukukunun inceliklerini ve mahkemelerin bu tür ihtilaflarda nasıl bir yol izlediğini de ortaya koyuyor.

İhtiyaç Gerekçesiyle Açılan Tahliye Davası

Olayın temelinde, 2021 yılının Temmuz ayında Beşiktaş'ta bulunan bir dairenin düşük bir bedelle kiraya verilmesi yatıyor. Aradan geçen zaman zarfında, piyasa koşulları gereği evin rayiç kira bedeli önemli ölçüde arttı ve 30.000 TL seviyelerine ulaştı. Mal sahibi, bu artışın ardından kiracısına ulaşarak, dairesine kendi oğlunun yerleşmesi gerektiğini belirtti ve evi tahliye etmesini talep etti. Ancak kiracı, bu talebi reddetti. Taraflar, dava yoluna gitmeden önce arabulucu süreciyle bir çözüm bulmaya çalıştı. Arabuluculukta bir anlaşma sağlanamaması üzerine, mal sahibi 'ihtiyaç sebebiyle tahliye' davası açma yolunu seçti. Bu süreç, kira uyuşmazlıklarında sıkça karşılaşılan bir senaryoyu da barındırıyordu.

Mal Sahibinin 'İhtiyaç' İddiası ve Detaylar

Mal sahibinin, dairesini tahliye etmek istemesinin ardında yatan nedenler mahkemeye sunuldu. Mal sahibinin beş çocuğu bulunuyordu: üç oğlu ve iki kızı. İddiaya göre, büyük oğlu zaten mal sahibinin oturduğu dairenin üst katında ikamet ediyordu. Diğer oğlu ise aynı apartmanda bir dükkan işletiyor ve kendi evine geçme ihtiyacı duyuyordu. Mal sahibi, oğlunun ailesiyle birlikte yaşamasının kendisini sosyal olarak kısıtladığını ve oğlunun kendisi için yeni bir konut arayışında olduğunu ancak mevcut kiracının ödediği düşük kira bedeliyle benzer bir ev bulmasının imkansız olduğunu belirtti. Ayrıca, ilerleyen dönemde oğlunu evlendirme planının olduğu ve mevcut durumda başka bir konutlarının bulunmadığı gerekçeleriyle, kiralanan eve ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.

Kiracının Savunması: Gerçek Niyet Kira Artışı mı?

Kiracı ise mahkemeye sunduğu dilekçede, mal sahibinin iddialarını reddetti. Davanın gerçek amacının, mevcut kiracıyı çıkarıp evi çok daha yüksek bir bedelle yeniden kiralamak olduğunu savundu. Arabuluculuk sürecinin usulüne uygun yürütülmediğini ve bu sürecin yasada öngörülen şartları taşımadığını belirtti. Kira bedeli konusunda yaşanan anlaşmazlığın hemen ardından böyle bir davanın açılmasının iyi niyetli olmadığını vurgulayan kiracı, mal sahibinin ihtiyaç iddiasının samimi olmadığını ve davanın süresinde açılmadığını öne sürdü. Kira sözleşmesinde başlangıç tarihi 1 Temmuz 2021 olarak belirtilmiş olsa da, kira artışları yapılırken bu tarihin manipüle edildiği ve her kira dönemi başında artış yapıldığı iddia edildi. Kiracı, taraflar arasında bir husumet oluştuğunu belirterek davanın reddedilmesini talep etti.

Mahkemenin Kararı ve Gerçeğin Ortaya Çıkışı

Mahkeme, tarafların sunduğu delilleri ve kolluk kuvvetleri tarafından yapılan araştırmayı dikkate alarak dikkat çekici bir karara imza attı. Yapılan incelemelerde, kiracının evlenerek başka bir adrese taşındığı ve asıl olarak dairede mal sahibinin babasının yaşadığı tespit edildi. Kira sözleşmesi kiracı adına yapılmış olsa da, gerçekte dairede kiracının kendisinin değil, babasının ikamet ettiği anlaşıldı. Mahkeme, mal sahibinin oğlunun reşit olduğunu, ailesiyle aynı evde yaşamak istemediğini ve başka bir konutunun bulunmadığına dair iddiaları değerlendirdi. Bu durumun, ihtiyaç iddiasının devamlı ve sürekli olduğu yönünde kanaat oluşturduğunu belirtti. Mahkeme, ev sahibinin konut ihtiyacının samimi olduğuna hükmederek, kiracının tahliyesine karar verdi. Bu karar, ev sahibinin oğlunun kiralanan taşınmazda ikamet etme zorunluluğu doğması nedeniyle alındı. Ayrıca, mahkeme kiracının yargılama giderleri ve 18.000 TL vekalet ücreti ödemesine hükmetti. Bu karar 08.02.2025 tarihinde verildi.

Hukuki Değerlendirme ve Kira Hukukunda Önemli Bir Nokta

Türk Borçlar Kanunu'nun 350. maddesi gereğince, ihtiyaç sebebiyle tahliye kararı verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve devamlı olması gerekmektedir. Devamlılık arz etmeyen geçici ihtiyaçlar veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaçlar, tahliye sebebi olarak kabul edilmez. Bu olayda mahkeme, mal sahibinin oğlunun konut ihtiyacını bu çerçevede değerlendirdi. Kiracının, kiraladığı evde kendi ailesini de oturtarak kira sözleşmesinin devamını sağlamaya çalışmasının kira hukukunda usul ve yasaya aykırı bir durum olduğu vurgulandı. Kiracının gerçekten ihtiyacının olmasının yanı sıra, kira sözleşmesine uygun davranma yükümlülüğünün de bulunduğu hatırlatıldı. Bu karar, kira hukukunda ihtiyaç iddiasının ispatı ve samimiyeti konusundaki önemli bir emsal teşkil etmektedir.

Editör Notu: Bu haber, ev sahibi ve kiracı arasındaki ihtiyaç sebebiyle tahliye davalarında mahkemelerin delilleri nasıl değerlendirdiğini ve samimiyet unsurunun önemini gözler önüne seriyor. Kiracının gerçekte kendisi yerine ailesini oturtması gibi durumların hukuki sonuçları hakkında önemli bilgiler sunmaktadır.