Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'dan Emekli Aylığı ve Ekonomiye Dair Açıklamalar

07.01.2026 By Ahmet Yılmaz Ekonomi

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'dan Emekli Aylığı ve Ekonomiye Dair Açıklamalar

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye'de en düşük emekli aylığının artırılmasına yönelik çalışmalar hakkında önemli bilgiler verdi. Yılmaz, bu tür konuların karara bağlanmadan önce kapsamlı bir etki değerlendirmesinden geçtiğini belirtti. Bu değerlendirmede, düzenlemenin bütçeye ve genel kaynaklara yansımaları, kaç kişiyi etkileyeceği ve mevcut imkanlar çerçevesinde neler yapılabileceği gibi faktörler göz önünde bulunduruluyor. Nihai kararın ise Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından verileceğini vurguladı.

En Düşük Emekli Aylığı Düzenlemesinde Son Durum

Yılmaz, en düşük emekli aylığının, primlere dayalı bir sistem olmaktan ziyade bir sosyal destek olarak görüldüğünü ifade etti. Son yıllarda yapılan artışların enflasyon farkı dikkate alınarak gerçekleştirildiğini hatırlatan Yılmaz, bu tür zamların yasal düzenlemelerle TBMM tarafından onaylanması gerektiğini belirtti. Kamuoyunda, en düşük emekli aylığının enflasyon oranında mı yoksa üzerinde mi artırılacağına dair süregelen tartışmalara dikkat çekti. Bu kararın alınabilmesi için 17 milyon emekliyi ilgilendiren potansiyel etkilerin titizlikle incelendiğini söyledi.

TBMM AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'ın bu konudaki değerlendirmelerinin sürdüğünü aktaran Yılmaz, çalışmaların kısa süre içinde sonuçlanacağını belirtti. Türkiye'nin her zaman emeklilerin yanında olduğunu ve onları enflasyona karşı koruduğunu vurgulayan Yılmaz, imkanlar dahilinde emekliler için yapılabilecek iyileştirmelere her zaman olumlu yaklaştıklarını dile getirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iktidara geldiği ilk günden bu yana "enflasyona hiçbir kesimi ezdirmeme" ilkesini benimsediğini hatırlattı.

Küresel Ekonomik Görünüm ve Türkiye'nin Konumu

Yılmaz, küresel ekonomide yaşanan değişimlere de değindi. Soğuk Savaş sonrası dönemde güç siyasetinin ön plana çıktığını ve uluslararası kuralların ve kurumların eskisi kadar etkili olamadığı bir süreçten geçildiğini belirtti. ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu gözaltına alması gibi olayların, bu küresel eğilimin bir yansıması olduğunu söyledi. Türkiye'nin dış politikada tecrübeli ve dirayetli bir liderlikle hem ilkelerini savunduğunu hem de tüm taraflarla diyalog halinde istikrara katkıda bulunmaya çalıştığını ifade etti. Venezuela halkının yanında olmaya devam edeceklerini ve ülkenin bir an önce krizden çıkarak istikrara kavuşmasını temenni ettiklerini sözlerine ekledi.

Günümüzde ideolojik Soğuk Savaş'ın sona erdiğini ve yerine "ekonomik soğuk savaş"ın başladığını kaydeden Yılmaz, minerallerin kontrolü ve lojistik hatlar gibi alanlarda rekabetin yaşandığına dikkat çekti. Bu ortamda uluslararası ekonomik kurumların ve çok taraflılığın zayıfladığını, ülkelerin tek taraflı çıkarlarını daha fazla öne çıkardığını gözlemlediklerini belirtti. Türkiye Cumhuriyeti olarak bu durumu tasvip etmediklerini ancak gerçekleri de görmek durumunda olduklarını söyledi. IMF'nin küresel büyüme tahminlerinin düşüşte olduğunu ve dünya ticaretindeki artış hızının da yavaşladığını aktardı.

Enflasyonla Mücadele ve Gelecek Hedefleri

Yılmaz, 2024 yılının mayıs ayında başlayan dezenflasyon sürecinde önemli bir düşüş yaşandığını ve enflasyonun yüzde 44,6'dan yüzde 30,9'a gerilediğini açıkladı. Ancak, özellikle tarım sektöründe yaşanan don ve kuraklık gibi olumsuzlukların enflasyonu ve büyümeyi olumsuz etkilediğini belirtti. Tarımdaki daralmanın, gıda fiyatları üzerinden enflasyonu yukarı çektiğini ifade etti. Gelecek yıllarda tarımdaki bu olumsuz etkinin tersine döneceğini ve enflasyonun daha da düşeceğini umduğunu söyledi.

Enflasyonda hedeflenen seviyelere ulaşılamamasında etkili olan bir diğer faktörün ise "hizmet enflasyonundaki yapışkanlık ve beklentiler" olduğunu dile getirdi. Kira ve eğitim gibi kalemlerdeki fiyat artışlarının genel enflasyonu yukarı çektiğini, ancak bu alanlarda da bir kırılma başladığını ve bunun etkilerinin 2026'da daha net görüleceğini belirtti. Orta Vadeli Program'ın ana hedefinin enflasyonu düşürmek olduğunu ve Ocak ayı enflasyon verisiyle birlikte enflasyonun yüzde 30'un altına inmesini beklediklerini söyledi. 2026 sonuna kadar enflasyonu yüzde 20'nin altına, 2027'de ise tek haneye indirmeyi hedeflediklerini ve bu konuda kararlı olduklarını vurguladı. Yılmaz, para ve maliye politikalarındaki sıkı duruşun devam edeceğini ve bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 3 civarında kapatmayı hedeflediklerini belirtti.

Sosyal Destek Sistemleri ve Ekonomik İletişim

Yılmaz, Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi'nin pilot uygulamalarına bu yıl başlanacağını ve gelecek yıl tüm ülkeye yaygınlaştırılmasının hedeflendiğini duyurdu. Bu sistemin, aileleri desteklerken çalışabilir durumdaki fertleri iş gücü piyasasına yönlendiren bütüncül bir yaklaşım olduğunu belirtti. Son 23 yılda sosyal politikanın AK Parti hükümetleri döneminde oldukça güçlü bir şekilde uygulandığını ve sosyal destek bütçesinin önemli bir yer tuttuğunu ifade etti. Bu sistemi daha etkili, kapsayıcı ve iş gücü piyasalarıyla entegre hale getirmeyi amaçladıklarını söyledi.

Ekonomiye yönelik olumsuz algıların oluşturulmasına karşı daha etkili bir ekonomik iletişime ihtiyaç duyulduğunun altını çizen Yılmaz, sosyal medyada gerçeklikten kopuk algıların kolayca yayılabildiğini ve bazen uluslararası çevrelerin de bu algılar üzerinden Türkiye ekonomisi üzerinde karamsarlık oluşturmaya çalıştığını belirtti. Eleştirilere saygılı olduklarını ancak sistematik karamsarlık oluşturma çabalarına karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. Sosyal medya hesaplarının bazen yurt dışından yönetildiğini ve bu konuda vatandaşların uyanık olması gerektiğini söyledi. Türkiye'nin büyümesinin ve gelir dağılımının düzelmesinin düşük enflasyon ortamında mümkün olacağını, yüksek enflasyonla yapılan artışların anlamını yitireceğini belirtti.

Terörle Mücadele ve Güvenlik Politikaları

Yılmaz, terör örgütünün fesih kararı ve silah bırakma açıklamalarıyla ilgili hassas bir süreçten geçildiğini belirtti. İstihbarat birimleri ve silahlı kuvvetlerin saha gözlemlerinin önemine dikkat çekti. Sembolik silah yakma ve mağara boşaltma gibi somut adımların atıldığını ancak sürecin devam ettiğini ifade etti. TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun, terör örgütünün silah bırakma sürecinde ihtiyaç duyulabilecek düzenlemeleri ortaya koymak amacıyla çalıştığını hatırlattı.

Partilerin sunduğu raporların özetleneceği ve ortak noktaların belirleneceği bir raporun Meclis tarafından hazırlanacağını belirten Yılmaz, bu süreçlerin kolay olmadığını ancak şu ana kadar başarıyla ilerlediğini söyledi. Zaman zaman provokasyon ve dezenformasyonların olabileceğine dikkat çekerek, Türkiye'nin terör belasından kurtulmasını istemeyen odaklara karşı vatandaşların uyanık olması gerektiğini vurguladı. Şehit yakınlarını ve gazileri incitecek en küçük bir düşüncenin akıllarının ucundan bile geçmediğini ve tek amaçlarının ülkeyi kalıcı olarak bu sorundan kurtarmak olduğunu belirtti. Terörün olmadığı bir ortamda demokratik ortamın güçleneceğini ve kalkınmanın hızlanacağını ifade etti.

Siyasi partilerin terörün ortadan kalkması konusunda bir araya gelmesinin değerli olduğunu belirten Yılmaz, AK Parti ve MHP'nin bu konuda daha yapıcı bir yaklaşım sergilediğini ve somut bir yol haritası sunduğunu söyledi. DEM Parti'nin raporunun komisyonun misyonunun ötesine geçtiğini ve beklentilerinin yüksek olduğunu dile getirdi. CHP'nin ise raporunda konunun etrafından dolandığını ve kendi parti meselelerini ön plana çıkardığını belirtti. Ana muhalefet partisinin ülkenin geleceği için daha fazla katkı sunması gerektiğini ifade etti. İnşallah ortak raporla birlikte Meclis'in ortak aklıyla bu sürecin başarıyla devam edeceğini umduğunu sözlerine ekledi.

Suriye ve Bölgesel Gelişmeler

Yılmaz, Suriye'de yaşayan herkesle yakın hissettiklerini ve Suriye'nin birliği, bütünlüğü içinde tüm kesimlerin huzur içinde yaşamasını dilediklerini belirtti. Türkiye'nin politikasının, Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini korumak, halkın huzur içinde yaşamasını sağlamak ve tüm kesimlerin temel hak ve özgürlüklerden yararlanmasını temin etmek olduğunu söyledi. Sadece terör yapılanmalarının ve Türkiye'ye yönelik tehditlerin olmamasını istediklerini vurguladı. Suriye hükümetiyle olumlu ilişkiler içinde olduklarını ve ülkenin yeniden yapılanması için çalıştıklarını aktardı. Bölgede Suriye'nin istikrarsız kalmasını isteyen güçlerin olduğunu bildiklerini ve bu güçlerin kimlikleri kullanarak tahrik etmeye çalıştıklarını dile getirdi. Bu çerçevede, tüm unsurları entegre eden bir yaklaşımla Suriye'nin birliğini ve bütünlüğünü korumanın önemine dikkat çekti. Türkiye'nin diplomasinin tüm kanallarıyla bu yönde gayret gösterdiğini ve Suriye'nin istikrarının Türkiye'ye de olumlu yansıyacağını belirtti.

Editör Notu: Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, emekli aylığı düzenlemeleri, küresel ve ulusal ekonomik gelişmeler, enflasyonla mücadele stratejileri, sosyal destek politikaları ve terörle mücadele gibi geniş bir yelpazede önemli açıklamalarda bulundu. Yılmaz'ın değerlendirmeleri, Türkiye'nin güncel ekonomik ve güvenlik politikalarına dair önemli ipuçları sunmaktadır.