Dışişleri Bakanı Fidan: SDG/YPG, Güç Karşısında Pozisyon Değiştiren Bir Yapı

10.01.2026 By Ahmet Yılmaz Gundem

Dışişleri Bakanı Fidan: SDG/YPG, Güç Karşısında Pozisyon Değiştiren Bir Yapı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, TRT Haber ekranlarında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Fidan, özellikle Suriye'deki terör örgütü SDG/YPG'nin yapısını ve bölgedeki etkilerini mercek altına aldı. Fidan'a göre, bu yapı yalnızca güç gördüğünde veya güç tehdidi altında kaldığında tutumunu değiştirebiliyor.

Konuşmasında, SDG'nin PKK'nın bir uzantısı olduğuna dikkat çeken Bakan Fidan, örgütün kendi inisiyatifiyle diyalog veya uzlaşma yoluna gitme eğiliminde olmadığını vurguladı. Bu durumun, terör örgütünün temel karakteristiğini oluşturduğunu belirtti. Fidan, örgütün ancak zorlayıcı koşullar altında veya caydırıcı bir tehdit algıladığında pozisyonunu yeniden değerlendirebildiğini ifade etti. Bu analiz, bölgedeki karmaşık güvenlik dinamiklerine ışık tutuyor.

SDG/YPG'nin Suriye'deki Tutumu ve Uluslararası İlişkileri

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, YPG/SDG'nin Suriye rejimine karşı sergilediği uzlaşmaz tavrı da gündeme getirdi. Örgütün, Şam yönetimiyle uzlaşma yerine, uluslararası aktörleri yanına çekme çabası içinde olduğunu söyledi. Bu kapsamda, örgütün bazı Amerikalı senatörlerle temas halinde olduğu ve İsrail ile de sürekli bir görüşme trafiği yürüttüğü bilgisini paylaştı.

Fidan, bu tür ilişkilerin örgütü nihai bir çözüme götürmeyeceğini belirterek, bölgenin gerçek insanlarıyla samimi çözümler üretmenin önemini vurguladı. Maximalist yaklaşımların ve aldatıcı söylemlerin aksine, örgütün yalnızca güç karşısında esnek davranabildiğini, aksi takdirde pozisyonunu koruduğunu gözlemlediğini dile getirdi. Bu durum, örgütün stratejik hesaplarının ve önceliklerinin anlaşılması açısından kritik önem taşıyor.

Bölgesel Çözümler ve Entegrasyon Projesi

Bakan Fidan, terör örgütü YPG/SDG'nin bu tür ilişkilerle bir yere varamayacağını görmesi gerektiğini vurguladı. Örgütün, bölge halkıyla samimi bir bağ kurması ve gerçekçi çözümler üretmesi gerektiğini belirtti. Fidan, "Bu ilişki sizi bir yere götürmez. Yapacağınız şey, bölgenin sahici insanlarıyla sahici çözümler içinde bulunmak." diyerek, örgütün mevcut stratejisinin başarısızlığa mahkum olduğunu ifade etti. Bu bağlamda, entegrasyon uygulamasının oldukça gerçekçi bir proje olduğunu, ancak PKK'nın gönlünün bu projede bulunmamasının gerçekçi olmadığını söyledi.

Bakan, şiddete başvurmadan ilerlenecek yolun belli olduğunu ve bölge ülkelerinin de ABD'nin de istediği ortak bir resim olduğunu belirtti. Ancak İsrail'in "böl, parçala, yönet" taktiğiyle hareket ettiğini ve bunun bölge güvenliğiyle örtüşmediğini ekledi. Fidan, eğer SDG bölge insanlarına değer vermek istiyorsa, geçmişte dini ve değerleri küçümseyen tavırlarından vazgeçmesi gerektiğini vurguladı. Bu, örgütün bölgedeki konumunu yeniden değerlendirmesi için önemli bir çağrı niteliği taşıyor.

Bölgesel Uyanış ve Ortak Gelecek Vizyonu

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye'deki mevcut durumun ve terör örgütlerinin bölgeyi nasıl etkilediğinin altını çizdi. Halep'ten başlayan sürecin bir an önce son bulması ve bölgede tek bir devletin tüm vatandaşlarına hizmet verdiği bir yapının oluşması gerektiğine inanıyor. Bu, bölgenin Gundem'deki istikrarı için hayati önem taşıyor.

Fidan, İslam dünyasının 100 yıllık uykusundan uyandığını ve bölge ülkelerinin işbirliği yapma potansiyelinin farkına vardığını belirtti. Bu uyanışın, bölge sorunlarına çözüm bulma konusunda ortak bir irade oluşturduğunu vurguladı. ABD'nin küresel rolünü değiştirerek bölge ülkelerine sorumluluk bırakmasının, Türkiye'nin perspektifiyle örtüştüğünü ifade etti. Bölge ülkelerinin olgunluk seviyesinin arttığını ve ortak vizyonlarla sorunları çözebileceğine inanıyor.

Gazze'deki Durum ve Türkiye'nin Rolü

Gazze'deki ateşkesin ikinci aşamasına ilişkin bir soruya yanıt veren Bakan Fidan, bu konuda ABD ile koordineli bir şekilde çalıştıklarını ve görüş alışverişinde bulunduklarını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD Başkanı ile yaptığı görüşmeleri hatırlatarak, ikinci aşamaya geçişin belirli şartlara bağlı olduğunu söyledi. Fidan, İsrail'in sürekli farklı şartlar gündeme getirerek süreci karmaşıklaştırmaya çalıştığını ve uluslararası kamuoyu baskısı nedeniyle anlaşmaya uyuyormuş gibi davrandığını ifade etti.

Türkiye'nin müttefikleriyle birlikte insanlık onurunu ve vicdanını temsil eden konularda mücadeleye devam edeceğini vurgulayan Fidan, Gazze'yi yönetecek komitenin netleşmesi gibi teknik detayların çözülmesinin ardından sürecin başlayabileceğini söyledi. Ayrıca, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Filistinlilerin kış şartlarındaki barınma sorununa hassasiyet gösterdiğini ve Türkiye'nin çadır ve konteyner gibi yardımlarla destek olduğunu ekledi. Fidan, uluslararası istikrar gücünde Türkiye'nin yer alması konusunda siyasi iradenin tam olduğunu ve ülkesinin üzerine düşeni yapmaya hazır olduğunu belirtti.

Bölgesel Gerilimler ve İsrail'in Politikaları

Bakan Fidan, İsrail'den gelen provokatif açıklamalara da değindi. Bu tür açıklamaların artık sıradanlaştığını ve dikkat çekme amacı taşıdığını söyledi. İsrail'de ortaya konan fanatik tavırların Türkiye'yi etkilemediğini, aksine bölgedeki bazı aktörlerin daha fazla uyanmasına neden olduğunu kaydetti. Fidan, 21. yüzyılda soykırım yapan bir ülkenin kendisini modern göstermeye çalışmasının artık kimseyi kandırmadığını belirtti. İsrail'in, bölgede güvensizlik ve istikrarsızlık yaratarak kendi güvenliğini sağlama stratejisinin geçerliliğini yitirdiğini vurguladı.

Fidan, Suudi Arabistan, BAE ve Katar gibi ülkelerin bir araya gelerek ne kadar önemli işler başarabileceğini birçok alanda gördüğünü söyledi. Bu ülkelerin Filistin Temas Grubu'nda bir araya gelmesinin olumlu sonuçlar ürettiğini belirtti. Yeni dönemde, kırgınlıkları bir kenara bırakarak güvenliğe dayalı bir platform kurmanın önemini vurguladı. Bölgenin dışarıdan kurtarıcı bekleme dönemini kapatması gerektiğini ve artık "domine etme kültürünün" sona ermesi gerektiğini ifade etti. Fidan, Suudi Arabistan ve BAE arasındaki gerilimin sona ermesinin fevkalade önemli olduğunu ve bu iki ülkenin sorunları çözmede işbirliği yapması gerektiğini söyledi.

Rusya-Ukrayna Ateşkesi ve Karadeniz Güvenliği

Rusya-Ukrayna arasındaki ateşkes olasılığına dair bir soruya yanıt veren Bakan Fidan, şu anda hiç olmadığı kadar ateşkese yakın olunduğunu ancak bunun ideal bir yakınlık olup olmadığının tartışmalı olduğunu belirtti. İki temel sorunun bulunduğunu, bunlardan birinin Donetsk olduğunu ve yapılacak bir anlaşmanın sadece iki ülke arasında değil, Avrupa ile Rusya arasında bir barış anlaşması niteliği taşıyacağını söyledi. Avrupa'nın güvenliğiyle ilgili konuların da önemli olduğunu ve ABD'nin garantörlüğüne ihtiyaç duyulduğunu ekledi.

Fidan, ateşkes olması durumunda üç hususun bulunduğunu, bunlardan birinin ateşkesin gözetlenmesi olduğunu ve bunun Paris'teki toplantıda sunulduğunu aktardı. Ukrayna'nın savunma gücünün temin edilmesi ve olası bir taarruza karşı nasıl bir mukavemet gösterileceği gibi konuların da askeri planlamaların çerçevesini oluşturduğunu kaydetti. Ayrıca, Karadeniz'in güvenliğinin fevkalade önemli olduğunu ve NATO'nun en büyük ülkesi olarak Türkiye'nin ana sorumluluğu üstlenmesi gerektiğini belirtti. Yapılan planlama çalışmalarında Karadeniz güvenliğinin sorumluluğunun Türkiye'de olduğunu ve müttefiklerle birlikte ciddi bir rol oynayabileceğini düşündüğünü ifade etti.

Venezuela'daki Gelişmeler ve Türkiye'nin Arabuluculuk Çabaları

ABD'nin Venezuela'ya yönelik askeri hareketliliğine ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu alıkoyma potansiyeline ilişkin bir soruya yanıt veren Bakan Fidan, Türkiye'nin Venezuela'daki gelişmeleri yakından takip ettiğini söyledi. Trump döneminde ABD ve Venezuela arasında görüşmeler yapıldığını ve Türkiye'den de yardım istendiğini, ancak bu görüşmelerin sonuç vermediğini belirtti. Fidan, sorunun yaygınlaşmaması için diplomatik yollarla çözülmesi gerektiğini sürekli telkin ettiklerini, ancak durumun müzakereden savaş moduna döndüğünü dile getirdi.

Son aylarda ABD'nin askeri hareketliliğinin arttığını ve istenmeyen bir sonuca yol açtığını ifade eden Fidan, ABD'nin Venezuela'daki sisteme dokunmadan, sadece amacına ulaşmak için askeri yöntemi daha farklı kullandığını gözlemlediğini söyledi. Ancak, Maduro'nun Türkiye'ye gelmek istediği veya Türkiye'nin onu kabul edeceği yönünde kendilerine ulaşmış bir teklif veya soru olmadığını net bir dille ifade etti. Fidan, bu konuda Türkiye'nin muhatap olmadığını ve sadece Maduro'ya yönelik bazı tekliflerden haberdar olduklarını belirtti.

İran'daki Gelişmeler ve Bölgesel İstikrar

İran'daki gelişmeleri değerlendiren Bakan Fidan, gösterilerin aynı zamanda yurt dışından, özellikle İsrail'in sondakikahaberler tarafından manipüle edildiğini söyledi. Mossad'ın İran halkını ayaklanmaya çağırdığını ve bu durumun rejime güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Fidan, İsrail'in beklediği bir sonun olmayacağını kesinlikle gördüğünü ve İran halkının tepkisini nereye ve ne kadar göstereceğini bildiğini ifade etti.

İsrail'in İran'a yeniden saldırma ihtimaline ilişkin soruya Fidan, Netanyahu'nun bu yönde bir isteği olduğunu ancak müttefiklerinden güvence almadan böyle bir savaşa girmekten imtina ettiğini söyledi. Türkiye'nin ise İran halkının zarar görmemesini, bir taarruza uğramamasını ve ABD ile olan sorunların müzakere yoluyla çözülmesini arzuladığını vurguladı. Fidan, İran'ın bölge ülkeleriyle "çok sahici bir uzlaşı ve işbirliği" içerisine girmesi gerektiğini ve bunun bölgenin istikrarı için kritik olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bölgedeki varlığının bu süreç için bir fırsat olduğunu ve bu fırsatın iyi değerlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Türkiye-ABD İlişkileri ve Gelecek Beklentileri

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye-ABD ilişkilerinde 2025 yılında somut sonuçlar alınmaya başlanacağını öngördüklerini belirtti. CAATSA yaptırımları ve Halkbank davası gibi konuların çözüm yönünde ilerleme kaydettiğini ifade etti. Ticaretteki artışın olumlu yönde seyredeceğini ve bölgesel dayanışmanın önemini vurguladı. Gazze konusunda ABD'nin yapıcı rolünü sürdürmesinin ve Suriye'de Trump döneminde izlenen politikaların devam etmesinin önemine dikkat çekti.

Fidan, Trump yönetiminin Kafkaslar'da barışı destekleyen, Azerbaycan'a önem veren ve Ermenistan'ı barışa zorlayan politikalarının Türkiye'nin bölgesel hedefleriyle örtüştüğünü söyledi. Bazı aktörlerin ABD üzerindeki etkisinin bu başlıklarda belirleyici olabileceğini ve Gazze konusunda yaşanabilecek bir faz değişiminin sıkıntılı olabileceğini belirtti. Afrika'da Libya ve Sudan başta olmak üzere sorunlu alanlarda ABD etkisinin daha yapıcı bir şekilde yönlendirilmesinin önemine işaret etti. Fidan, uluslararası ilişkilerdeki gelişmelerin Türkiye'ye yansıyabilecek etkilerini değerlendirdiklerini ve Grönland meselesinin Avrupa ve transatlantik ilişkilere ciddi bir gerilim getirebileceğini söyledi. Türkiye'nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde sahip olduğu tüm gücü, itibarı ve imkanları sadece kendi halkı için değil, bölgenin ve insanlığın refahı için de seferber etmeye devam edeceğini vurguladı.

Editör Notu: Bu haberde, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Suriye'deki terör örgütü SDG/YPG'nin yapısını ve bölgedeki diğer önemli uluslararası gelişmeleri değerlendirdiği kapsamlı bir analiz sunulmaktadır.