Gazze Barış Sürecinde Türkiye ve Katar'ın Rolü İsrail'de Endişe Yarattı
Amerika Birleşik Devletleri, Gundem'de barış sürecini ilerletme hedefiyle önemli adımlar attı. Beyaz Saray, Gazze'de ateşkesin ikinci aşamasının temel taşlarından biri olarak belirlenen "Barış Kurulu" üyelerini ve geçiş sürecini yönetecek "Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi" başkanını duyurdu. Bu gelişmeler, ABD Başkanı Donald Trump'ın 20 maddelik barış planı çerçevesinde ikinci aşamaya geçildiğini gösteriyor.
Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi Oluşturuldu
Beyaz Saray tarafından yapılan açıklamada, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nin kurulduğu ve başına Filistin Yönetimi'nin eski Planlama Bakan Yardımcısı Dr. Ali Şaat'ın getirildiği bildirildi. Bu komite, Gazze'deki geçiş sürecini yönetme sorumluluğunu üstlenecek. Bu atama, bölgedeki istikrarı sağlama ve kalıcı bir çözüm bulma çabalarının somut bir adımı olarak görülüyor.
'Barış Kurulu' Üyeleri ve Türkiye'nin Katılımı
Trump'ın başkanlığındaki "Barış Kurulu"nun üyeleri de kamuoyuyla paylaşıldı. Kurucu Yürütme Kurulu olarak adlandırılan bu yapıda, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump'ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff, damadı Jared Kushner gibi isimlerin yanı sıra eski İngiltere Başbakanı Tony Blair da yer aldı. Ancak en dikkat çekici gelişme, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın da bu kurulda görev alacağının açıklanması oldu.
Gazze'deki yönetişim ve hizmetler alanındaki faaliyetleri desteklemek amacıyla oluşturulan "Gazze Yürütme Kurulu"nda da Türkiye'den önemli bir temsilci bulunacak. Bu kurulda Hakan Fidan'ın yanı sıra Steve Witkoff, Jared Kushner, Tony Blair, BAE Uluslararası İşbirliği Bakanı Reem Al-Hashimy, Katarlı diplomat Ali Al-Thawadi, Mısır İstihbarat Şefi Hassan Rashad gibi isimler görev yapacak. Bu geniş katılımlı yapı, sürecin uluslararası işbirliğiyle yürütüleceğini gösteriyor.
İsrail'den Sert Tepki: 'Korkunç Senaryo' Endişesi
İsrail basını, Türkiye ve Katar'ın Gazze barış sürecine dahil edilmesini büyük bir endişeyle karşıladı. İsrail merkezli İ24 haber kanalına göre, Başbakan Netanyahu, Türkiye ve Katar'ın "Gazze Barış Konseyi"ne dahil edilmesini sert bir dille kınadı. Netanyahu'nun bu konudaki eleştirilerinin ABD ile önceden koordine edildiği belirtildi. İsrail'de, özellikle Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Katarlı üst düzey bir yetkilinin Gazze'nin yönetiminde rol alacak "Yönetim Kurulu"na dahil edilmesinin sürpriz ve endişe verici olduğu vurgulandı.
Knesset muhabirleri, güvenlik-siyasi kabine toplantısında gerilim yaşandığını bildirdi. Birçok bakan, "Barış Konseyi"nin kurulmasını güvenlik açısından "sorumsuz bir adım" olarak değerlendirdi. Konuya yakın kaynaklar, Başbakan Netanyahu'nun sert açıklamasının ABD ile koordine edildiğini ve Beyaz Saray'dan gelen sessizliğin manidar olduğunu belirtti. Netanyahu'nun, bakanları yatıştırmak amacıyla ABD Başkanı Trump'tan aldığı güvenceleri paylaştığı ifade edildi.
Türk Askeri Varlığı ve 'Sıfır Noktası' Tehlikesi
İsrailli yayın organları, Gazze'de Türk askeri varlığının ortaya çıkması durumunda İsrail'in "sıfır noktasına" döneceği uyarısında bulundu. İsrailli analist Ben Menachem, Türkiye ve Katar'ın sürece katılımını "açıkça olumsuz bir gelişme" olarak nitelendirerek, siyasi uzlaşı çabalarının içinde İsrail'i başlangıç noktasına döndürebilecek bir "korkunç senaryo"nun gizlendiğini savundu. Menachem, uluslararası bir gücün parçası olarak Gazze'de Türk askerinin bulunmasının en büyük tehlike olduğunu belirterek hükümete net bir tutum çağrısı yaptı.
ABD'nin Türkiye Ağırlığını Göz Ardı Edememesi
Maariv gazetesi, Türkiye'nin Barış Kurulu'na dahil edilmesinin, Ankara'nın Washington'un göz ardı edemeyeceği bölgesel bir ağırlığa sahip olduğunu vurguladı. Siyasi kaynaklara dayandırılan haberlerde, Trump'ın Erdoğan ve Katar ile yakın ilişkiler yürüttüğü ve bunun Netanyahu ile yapılan görüşmelerde de dile getirildiği belirtildi. İsrail'in kamuoyu önündeki itirazının, ABD'nin Türkiye ve Katar'a yönelik jestine paradoksal bir değer kattığı yorumu yapıldı. Haberde, "İsrail karşı çıkmasaydı, Washington’un kararı çok daha az anlam ifade ederdi. Bu şekilde Trump, Ankara ve Doha’ya, İsrail’in sert itirazına rağmen onları dahil ettiğini gösterebiliyor, bu da jestin bedelini yükseltiyor" değerlendirmesi yer aldı.
'Türkiye'nin Tam Zaferi' Yorumları
Maariv'in bir diğer haberinde, İsrailli gazeteci Ben Caspit'in "Erdoğan mutlu olabilir: Netanyahu'nun ısrarı Türkiye'nin 'tam zaferine' yol açtı" başlıklı yazısına yer verildi. Caspit, Gazze'nin geleceği için Katar ve Türkiye'nin sürece dahil edilmesini sert sözlerle eleştirdi. Yaşananların Tel Aviv'de siyasi bir çöküşe işaret ettiğini belirten Caspit, İsrail'i "tarihinin en büyük felaketlerinden birine sürükleyen" hükümetin, bağımsız bir soruşturma komisyonu yerine "başından sakat bir siyasi örtbas komisyonu" kurduğunu savundu. Bu durum, uluslararası diplomaside Türkiye'nin artan etkisine dair önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor.