İstanbul'u Tehdit Eden Kilitli Fay Hattı: Science Dergisi Yeni Bulguları Ortaya Koydu

14.12.2025 By Ahmet Yılmaz Gundem

İstanbul'u Tehdit Eden Kilitli Fay Hattı: Science Dergisi Yeni Bulguları Ortaya Koydu

Uluslararası saygın bilim dergisi Science'ta yayımlanan yeni bir araştırma, İstanbul'un deprem riskiyle ilgili önemli ve endişe verici bulgulara işaret etti. Çalışmaya göre, Gundem'in en hassas noktalarından biri olan Marmara Denizi'ndeki Ana Marmara Fay Hattı'nın doğuya doğru kademeli bir şekilde kırıldığı tespit edildi. Özellikle Avcılar ve Prens Adaları çevresindeki segmentlerin, gelecekte 7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli taşıdığına dikkat çekildi. Bilim insanları, bu kritik fay bölümünün artık "gerçek zamanlı" olarak izlenmesi gerektiğini vurguladı.

Avrupa'nın En Riskli Faylarından Biri: Marmara Fay Hattı

14 kişilik uluslararası bir araştırma ekibi tarafından hazırlanan ve Türk bilim insanlarının da katkı sağladığı çalışma, Marmara Denizi'nden geçen Ana Marmara Fay Hattı'nın (MMF) Avrupa kıtasındaki en yüksek sismik riskleri barındıran faylardan biri olduğunu ortaya koydu. Araştırmada, 2025 yılında yaşanan 6.2 büyüklüğündeki Marmara depreminin, son 60 yılın en büyük sarsıntısı olduğu hatırlatıldı. Bu durum, bölgedeki genel sismik aktivitenin boyutunu gözler önüne seriyor.

Depremlerin Doğuya Göçü ve Stres Birikimi

Yaklaşık 20 yıllık sismik verilerin titizlikle analiz edildiği araştırmada, son 15 yılda 5 ve üzeri büyüklükteki depremlerin MMF boyunca belirgin bir şekilde doğuya doğru ilerlediği gözlemlendi. Bu ilerleyiş, fayın batıdan doğuya doğru aşamalı ve kısmi bir kırılma süreci yaşadığını gösteriyor. Bu hareketlilik, enerjinin fayın farklı bölümlerinde birikmesine ve yeni kırılmalar için zemin hazırlamasına neden oluyor.

Prens Adaları Segmenti: 7 Büyüklüğünde Deprem Kapasitesi

Bilim insanlarının tespitlerine göre, İstanbul'un güneyinde yer alan Prens Adaları segmenti büyük ölçüde "kilitli" durumda bulunuyor. Bu kilitli yapı, fayın bu bölümünde önemli miktarda stres birikimine işaret ediyor. Araştırmacılar, bu segmentin tek başına 7 büyüklüğünde bir deprem üretme potansiyeli taşıdığını belirtiyor. Son dönemdeki sarsıntıların yarattığı ek stresin, bu riskli bölge üzerindeki tehlikeyi daha da artırdığı düşünülüyor.

Avcılar Segmenti: Sessizlik Tehlikenin Habercisi Olabilir

Çalışmada özellikle Kumburgaz ile Prens Adaları arasında kalan ve "Avcılar segmenti" olarak adlandırılan bölgeye özel bir vurgu yapıldı. Bu bölgede son 10-15 yılda çevresindeki alanlara kıyasla daha az sismik aktivite yaşanması, bilim insanları tarafından potansiyel bir büyük depremin habercisi olarak yorumlanıyor. Bu segmentin, en az 6 büyüklüğünde bir depremi tetikleyebilecek kapasitede olduğu öngörülüyor.

"Gerçek Zamanlı İzleme Şart" Vurgusu

Araştırma ekibi, Marmara Denizi'nin kuzeyindeki bu kritik fay segmentlerinin kesintisiz ve gerçek zamanlı olarak izlenmesinin zorunlu olduğunu belirtti. Uzmanların görüşlerine göre, faydaki stresin doğuya doğru aktarılması, İstanbul'un güneyindeki fay hatlarında yeni ve yıkıcı kırılmaları tetikleyebilir. Çalışmanın sonuç bölümü, Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun Marmara Denizi içindeki bu bölümünün, sadece Türkiye için değil, tüm Avrupa için en tehlikeli sismik risk alanlarından biri olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.

Deprem Uzmanlarından Farklı Görüşler

Deprem Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, Marmara Bölgesi'nde tarih boyunca depremlerin yaşandığını ve Cumhuriyet döneminde de bunun kaçınılmaz olduğunu ifade etti. Görür, çözümün korku yerine depreme dayanıklı kentler inşa etmek olduğunu vurgularken, kentsel dönüşümün tek başına yeterli olmadığını belirtti.

Öte yandan, Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Science dergisindeki çalışmaya sert tepki gösterdi. Adalar Fayı'nın aktif olmadığını ve enerjisini geçmişte boşalttığını savunan Üşümezsoy, Marmara'da İstanbul'u yerle bir edecek tek bir fayın bulunmadığını iddia etti. Üşümezsoy'a göre asıl risk Kumburgaz Çukuru'nda ve buradaki olası bir kırılma en fazla 6.5 büyüklüğünde bir deprem üretebilir. Üşümezsoy, bu tür çalışmaların bilimsel itibarının olmadığını savundu.

Jeolog Prof. Dr. Okan Tüysüz ise uluslararası çalışmayı değerlendirerek Marmara Denizi'nde beklenen büyük depreme ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Tüysüz, bilimsel çalışmaların veriye dayalı olduğunu ve Marmara'da bir deprem tehlikesinin net bir şekilde görüldüğünü belirtti. Marmara Denizi içindeki fayın farklı bölümlerden oluştuğunu ve bazı bölümlerin geçmiş depremlerle kırıldığını açıklayan Tüysüz, ancak Büyükçekmece ile İzmit Körfezi arasını kapsayan bölümün kırılmadığını ve bu bölgenin 1766 depremini ürettiğini kabul ettiğini söyledi. Tüysüz, olası en büyük tehlikenin 7.2 büyüklüğüne kadar çıkabilecek bir deprem olduğunu ve hazırlıkların bu senaryoya göre yapılması gerektiğini vurguladı.

Editör Notu: Bu haber, İstanbul'u tehdit eden Marmara Denizi'ndeki fay hattının durumu hakkında uluslararası bir bilimsel çalışmanın bulgularını ve Türkiye'nin önde gelen deprem bilimcilerinin farklı görüşlerini aktararak okuyucuya kapsamlı bir bakış sunmaktadır.