Türkiye'den Avrupa Parlamentosu'na sert tepki: TSK'ya yönelik karar "yok hükmünde"

Ankara - Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs konusunda Avrupa Parlamentosu'nun kabul ettiği kararda Türk Silahlı Kuvvetleri'ne (TSK) yönelik iddiaları tamamen reddetti. Bakanlık yazılı açıklamada kararı "yok hükmünde" ilan ederek, içeriğin asılsız ve akıl dışı olduğunu vurguladı. Gelişme, Ankara ile Brüksel arasındaki diplomatik gerginliği yeni bir boyuta taşıdı.

Bakanlık açıklaması: "Asılsız ve akıl dışı iddialar"

Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı bildiride, Avrupa Parlamentosu'nun onayladığı metnin kahraman TSK'ya yönelik temelsiz suçlamalar içerdiği belirtildi. Açıklamada, bu kararın hukuki geçerliliğinin olmadığı, dolayısıyla "yok hükmünde" olduğu net bir dille ifade edildi. Diplomatlar, metnin gerçekliklerle hiçbir ilgisi olmadığını, siyasi bir güdüyle hazırlandığını kaydetti.

Kaynaklar, kararın tasarım aşamasında belirli çevrelerin etkisinin belirleyici olduğunu öne sürüyor. Bu durum, Avrupa kurumlarının tarafsızlık ilkesinden ne kadar uzaklaştığını kanıtlıyor olarak değerlendiriliyor. Bakanlık yetkilileri, benzer girişimlerin geçmişte de engellendiğini, bu sefer de aynı kararlılıkla cevap verileceğini belirtti.

KKTC Dışişleri Bakanlığı'na tam destek

Ankara, Kuze Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanlığının konuyla ilgili yayınladığı açıklamaya tam destek verdi. Türkiye, KKTC'nin adil duruşun sesini duyurduğunu, uluslararası alandaki meşruiyetini pekiştirdiğini ifade etti. İki tarafın senkronize tepkisi, Kıbrıs meselesindeki ortak iradeyi bir kez daha gözler önüne serdi.

Lefkoşa'dan gelen ilk tepkide de kararın iftira niteliğinde olduğu, Türk halkının varlık haklarını zedelediği vurgulanmıştı. Bu ortak tavır, müzakere masalarına giden yolların kiminle açılabileceği konusunda net bir mesaj veriyor.

AB'nin "yanlı yaklaşımı" eleştirildi

Açıklamada, Avrupa Birliği (AB) ve özellikle Avrupa Parlamentosu'nun Kıbrıs meselesinde belirli çevrelerin güdümüyle hareket ettiği, tarafsızlıktan uzak bir politika izlendiği kaydedildi. Bu tutumun, bölgedeki barış ve istikrar çabalarını zedelediği, güven ortamını zehirlendiği belirtildi. Diplomatlar, AB'nin hakemlik rolünden feragat edip, taraf olma yolunu tercih ettiğini söylüyor.

Uzmanlar, bu kararın AB'nin genişletme sürecindeki saygınlığını da sorgulattığını düşünüyor. Kıbrıs'ta çözüm odaklı bir yaklaşım yerine, tek taraflı baskı yöntemlerinin sürdürülebilir olmayacağını hatırlatıyorlar.

Tarihi gerçeklerden uzaklaşma endişesi

Bakanlık, AB kurumlarının Kıbrıs sorununa dair tarihi gerçekliklerden gittikçe uzaklaştığını, bu durumun endişe verici bir seviyeye ulaştığını belirtti. 1960'lı yıllardan bugüne uzanan sürecin, yasal dayanakları ve uluslararası sözleşmeleri göz ardı edilerek yorumlanmaya çalışıldığı vurgulandı. Bu yönt